KAPAK -Sözü Süz de Söyle
Şubat 2021 Hacı BAYRAM A- A+
A- A+

KAPAK -Sözü Süz de Söyle

İnsan, mahlûkatın en güzeli olarak yaratılmış ve ona eşyayı isimlendirme, anlama kabiliyeti verilmiştir. İnsana, beyan yani söz söyleme becerisi de verilmiştir. İnsan sosyal bir varlıktır. Hem başkalarına ünsiyet eder hem de başkaları tarafından ünsiyet edilir. Ünsiyet etme yollarının en önemlisi söz’dür.

Peygamberimiz (s.a.v:): ‘’Ünsiyet etmeyen ve ünsiyet edilmeyende hayır yoktur.’’ buyurmuştur.

Söz sayesinde kapalı kapılar açılır, öfkeler diner, kalpler fethedilir, problemler çözülür. Kısacası sözün açamayacağı kapı yok gibidir.

Atalarımız ne demişler; ‘’Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır.’’

Yine söz sayesinde düşmanlıklar oluşur, gönüller kırılır, savaşlar çıkar hatta başlar, gider. Büyükler ne güzel söylemişler;

‘’Söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir.’’

Demek ki akıllıca ve yerinde söylenmiş sözler, karşımızdakini inandırır, yumuşatır, öfkeyi giderir, çekilmiş kılıcı kınına girdirir; işlerin olumlu olarak yola girmesini sağlar. Ölçüsüzce söylenmiş sert sözler ise karşımızdakini sinirlendirir, hatta söyleyenin öldürülmesine bile yol açabilir.

Oha var zelve kırdırır, oha var öküz durdurur. Yerine, zamanına ve insanına göre söz söylemeliyiz.

Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette, sözü güzel söylemenin önemine işaret etmiştir.

‘’Rabbinin yoluna (Allah'a ulaştıran yola, Sırat-ı Mustakîm'e) hikmetle ve güzel (pozitif dereceler kazandıracak) öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücâdele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O'nun yolundan (Sırat-ı Mustakîm'den) sapanları (dalâlete düşenleri) ve hidayete erenleri bilir.’’ (Nahl: 125)

Söylediğimiz şeyin güzel ve hak olması yetmiyor. Güzel ve hak olan sözü güzel bir şekilde söylememiz gerekiyor.

İnsanların gönlünü okşayarak, onların şahsiyetlerini rencide etmeden söylememiz gerekiyor. Ben hakkı söylüyorum diyerek ucuz davetçi rollerini bırakmamız lazım. Mümkün olduğunca düzgün telaffuza ve vurguya dikkat etmemiz lazım. Davetçiler, davet ettikleri insanların durumuna uygun davet dilleri geliştirmelidirler. Toplumun en güzel ve latif konuşan kişileri olmaları gerekir.

Cezayirli büyük düşür Malik bin Nebi’nin, merhum Hasan el Benna ile ilgili şu sözünü hiç unutmam: ‘’Merhum Hasan el Benna, Kur’an’ı öyle bir sunuyordu ki sanki Kur’an ayetleri yeni iniyor gibi hissediyordunuz.’’

Kişileri eleştiri dilini bırakmak lazım. İnsanın tabiatında eleştiriye karşı olumsuz bir bakış açısı var. Eleştirildiğinde, karşı savunmaya geçiyor ve size kapılarını kapatıyor. Söylediğinizin doğru mu yanlış mı olduğuna pek bakmıyorlar. İlle de eleştirmemiz gerekiyorsa bunu kendi üzerimizden yapmalıyız. Güzellikleri ise karşımızdakiler üzerinden yapmalıyız ki insanlar bunu seviyor.

Bütün kardeşlerin, Musab b. Umeyr (ra) hazretlerinin yaptığı davet çalışmalarını ve davet dilini çok iyi analiz etmeleri gerekiyor. Bir yıl gibi kısa bir sürede başarılı olmasının en önemli nedeni ihlâsı ve söz söylemedeki ustalığı olsa gerektir.

Tabi bunları yaparken, dinimizden taviz verelim, hakikatleri gizleyelim demiyoruz. Üsluba dikkat etmeliyiz. Yüce Rabbimiz, Firavun gibi azılı düşmanına bile davette bulunurken buna dikkat etmelerini Hz. Musa’ya (as) emretmiştir.

“Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır yahut korkar.” (Taha: 44)

Günümüz insanın en önemli problemi bu, desek abartı yapmış olmayız. Aileler, toplumlar ve hatta devletler arasındaki en önemli problem budur.

Aile içinde muhabbeti artırmanın en önemli yolu budur. Eşler ve çocuklar arası iletişimde yumuşak üsluba çok dikkat etmeliyiz. Yüce kitabımızda ‘ey oğulcuğum’ diye bir ifade var. Allah (cc) kendisi daha iyi bilir ama Rabbimizin muradının birisinin de bu olduğunu düşünüyorum.

İnsanların kafasına çivi çakar gibi değil, gönüllerini okşayıcı bir şekilde söyleyeceklerimizi anlatmalıyız. Sözlerimizi süzerek söylemeliyiz. Koca Yunus ne güzel söylemiş;

Sözünü bilen kişinin,

Yüzünü ağ ede bir söz.

Sözünü pişirip diyenin,

İşini sağ ede bir söz.

Söz ola kese savaşı,

Söz ola kestire başı.

Söz ola ağulu aşı,

Bal ile yağ ede bir söz.

 

Ölçerek, biçerek, tartarak kırk boğumdan geçirerek söylemeliyiz. Hak ve güzel olan sözleri öyle güzel söylemeliyiz ki bizimle kavgaya gelenler hayat bulsunlar. Kurumuş gönüller tekrar yeşersin, muhabbet iklimi insanlar arasında tekrar oluşsun.

Sözü yerinde ve zamanında söylemek demiri tavında dövmek gibidir. Yeri gelince susmak da güzel konuşmayı bilmek kadar önemlidir. Bazen sözü sözsüz de söylemek gerekir.

Davetçinin aklına gelen her şey dilinin ucunda olmamalıdır. Aklına geleni önce kalbe indirmeli, orada feraset ve basiret süzgecinden geçirerek gönülden söylenmelidir ki çıkan söz kalplere etki etsin.

Sözün güzel olması kadar söyleyiş tarzının güzel olması da önemlidir.

Konuşma tarzımız, mimiklerimiz, jestlerimiz, kısacası bir bütün olarak mesajı veriş şeklimiz çok önemlidir.

Merhum Osman Bağcı hocamızı sevdiren, kullandığı kelimeleri beden dilini iyi kullanarak ve ihlâsla söylemesiydi. Dinleyenler onun ne demek istediğini beden dilinden anlarlardı.

Allah’ım; bizlere doğru sözü doğru şekilde söylemeyi ve doğru şekilde anlaşılmayı nasip eyle. Amin.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr