Kasım 2022 Abdulkerim TEMİZCAN A- A+
A- A+

KAPAK -Şeytan ve Oyunlarını Ne Kadar Biliyoruz?

İlk insan ve peygamber Hz. Âdem (aleyhisselam) yaratıldığından itibaren O’na düşmanlık yapan ve kıyamete kadar da insanları saptırmak için uğraşacak olan şeytanı iyi tanımalı ve oyunlarını bilmeliyiz.

Kur’ân’da ilk şeytandan “İblis”, bazı ayetlerde ise "Şeytan" diye bahsedilir. İblis haset, kibir ve hırs yüzünden azmış ve isyan ederek sapıklığa düşmüş cinlerdendir. Onun, cinlerden ve insanlardan yardımcıları vardır. Şeytanı şeytan yapan kibri ve hasediydi. Kendisinin daha önce, Adem'in ise sonradan yaratılmasına rağmen, Allah'ın O’na değer vermesini ve ön plana çıkarmasını kıskanan şeytan, bunlara dayanarak ve meseleyi kendi aklıyla kıyas ederek Allah’ın secde emrine itiraz etmişti. İlmi, ibadeti ve konumu onu kibre götürmüştü. Allah'ın emrine itaat etmedi ve teslim olmak yerine böbürlenerek ebedi olarak cennetten kovuldu.

Mevla Teala bir imtihan gereği şeytana mühlet verdi. Bazı kimseler; "Şeytanı Allah öldürseydi, bizi de dünyada aldatamasaydı, rahat şekilde kulluğumuzu yapıp cennete giderdik" gibi söylemlerde bulunuyorlar. Şunu bilmeliyiz ki Allah'ın şeytana müsaade etmesinde bizim bildiğimiz ve bilemediğimiz hikmetler var. Eğer düşman olmasa hangi zaferden bahsedebiliriz? Eğer rakip olmasa hangi başarıyı konuşabiliriz? Barikatlar ve engeller olmasa, hangi hedefe varmak başarı sayılırdı? Şeytan ve nefis olacak ki dünya imtihanın bir anlamı olsun ve kişi bu imtihanı başarıyla tamamlayıp Allah'ın rahmetiyle cennete girebilsin. Üstelik bu ebedi düşmanımızı Allah Azze ve Celle bizlere tanıtıyor, oyunlarını beyan ediyor. Yani Kur'an-ı Kerim'e ve sünneti seniyyeye teslim olan kurtuluyor. Merhametlilerin en merhametlisi yüce Rabbimiz bizleri düşmanımızla baş başa bırakmıyor. Şeytanın hile ve tuzaklarını bizlere bildiriyor. İhlasa ermiş olan kullara ise şeytan hiçbir şey yapamıyor.

Sad Suresi 71-85. ayetler arasında; şeytanın Hz. Adem'e secde etmediğini, "Beni ateşten, onu topraktan yarattın, ben Adem'den üstünüm" diyerek yanlış bir kıyas yapıp kibirlendiğini, kıyamete kadar insanları saptırmak için izin aldığını, şeytan ne kadar oyun oynasa da ihlasa ermiş kulları asla saptıramayacağını, şeytan ve ona uyanların ise cehenneme gideceğini Rabbimiz bizlere bildiriyor.

Şeytan bizim apaçık düşmanımızdır: “Şimdi siz beni bırakıp da iblisi ve onun zürriyetini mi dost ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin düşmanınızdır!” (Kehf, 50)

Şeytanın hileleri konusunda Rabbimiz birçok ayette kullarını uyarıyor:

"Bunun üzerine İblis şunları söyledi: ‘Beni azdırmana karşılık, yemin olsun ki ben de kullarını saptırmak için senin doğru yolun üzerinde pusu kurup oturacağım. Sonra onlara mutlaka önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Sen de onların çoğunu şükredici bulamayacaksın’ dedi. Allah da: ‘Kınanmış ve rahmetimden kovulmuş olarak haydi defol oradan! Artık insanlardan kim sana uyarsa, yemin olsun ki, hepinizi cehenneme tıkayacağım’ buyurdu." (Araf, 16-18)

Şeytan burada: "Beni azdırmana karşılık" ifadesini kullanıyor. Yani suçu da bir nevi Allah'a atıyor ve nefsini temize çıkarmaya çalışıyor. Bu bugün de "Allah dileseydi biz iman ederdik, ibadet ederdik" gibi gerekçeler öne sürelerin sözlerine ne kadar benziyor. Halbuki Allah kullarını azınlığa itmemiş, şeytan ve yolundan gidenler kendi hür iradeleriyle batıl bir yol seçmişlerdir. Şeytanın insanları kandırmak için önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından yaklaşacağını öğreniyoruz.

Şeytanın en önemli aldatma yolu insanı şükürsüz yapmasıdır (Araf, 17). Allah'ın verdiği maddi ve manevi nimetlerin farkında olmayan, bunun doğal bir neticesi olarak Allah'a isyan eden, ya iman etmeyerek küfre düşen ya da iman etse de kulluk etmeyenler olacak.

Şeytan cimrilikle korkutur:

"Şeytan, fakirlik (ihtimali) ile gözünüzü korkutur ve size (cimrilik, hırsızlık, hayasızlık gibi) kötülükleri telkin eder. Allah ise, size kendi katından bir bağışlama ve büyük bir lütuf vadetmektedir. Allah (lütuf ve merhamet bakımından) sınırsızdır, her şeyi bilendir." (Bakara, 268)

Müslümana gereken ise farz olan zekâtı vermekle kalmayıp infak ehli olmaktır. Cimrilikle Müslümanlık asla yan yana gelemez. Müslüman cömert kimsedir. Dünyanın geçici, ahiretin ise ebedi olduğuna iman eden Müslüman için sadaka ve infak zor gelmediği gibi bundan manevi haz alır...

"Onları mutlaka saptıracağım, muhakkak onları boş kuruntulara boğacağım, kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar (putlar için nişanlayacaklar), şüphesiz onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler” (dedi). Kim Allah'ı bırakır da şeytanı dost edinirse elbette apaçık bir ziyana düşmüştür." (Nisa, 119)

Şeytan küfrü ve günahları süslü gösterir (Nahl, 63). Şeytan namazda vesvese verip yanıltmaya çalışır (Buhari, Ezan, 4).

Şeytanın, salih bir amele niyet eden kimseye verdiği vesvese "sonra kılarsın, sonra yaparsın" diyerek devamlı ertelemesi şeklinde olur. Peygamberimiz: “Yarıncılar, erteleyenler helâk oldu.” (Müsned, I/139) buyuruyor. Şeytanın insanlar üzerinde bunlar gibi imani ve ameli noktada oyunları çoktur. Aslında şeytanın hilesi zayıftır (Nisa, 76).

Şeytanın Hilelerinden Nasıl Korunuruz?

  1. Allah'a Sığınmak:

İstiâze, Allah’ın kudretine inanan kulun şeytanın şerrinden Allah'a sığınmasıdır.

"Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir." (Fussilet, 36)

2) Felak ve Nas Surelerini Okumak:

Muavvizeteyn, iki koruyucu demektir. Bundan maksat, Kur’an’ın Felak ve Nas sureleridir. Kur’an’ın son üç suresi olan İhlas, Felak ve Nas sûrelerine ise muavvizât (koruyucular) denir. Sabah-akşam bu sureleri okuyarak şeytanın her türlü vesvesesinden Allah'a sığınmalıyız.

Peygamberimiz (a.s.), sahabeden Abdullah ibn Hubeyb’e "Akşam ve sabah olunca İhlas, Felak ve Nas surelerini üçer kere oku, onlar her şeye karşı sana yeter." buyurmuştur (Tirmizî, Deavat, 117).

  1. Sadıklarla Beraber Olmak:

"Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun." (Tevbe, 119)

Ayetlerde buyrulduğu üzere sadıklarla beraber olan kimse, yanlışlardan korunur. Çünkü o çevresinden etkilenir ya da uyarılar alarak kendine daima çeki düzen verir.

Bazen iyi bir çevremiz olmayabilir. Peygamberlerin, Ashabın ve alimlerin hayatını okumak da manen onlarla beraber olmaktır. Yalnız kalan kimseyi şeytan daha çabuk aldatabilir. Şeytana karşı birlik ve beraberliğin ehemmiyetine vurgu yapan Allah Resûlü şu tavsiyede bulunmuştur:

“Şeytan insanın kurdudur. Tıpkı sürüden ayrılan koyunu kapan kurt gibi. Sakın gruplara bölünmeyin. Cemaatten, toplumdan ve mescitlerden ayrılmayın.” (Ahmed, II, 400; V, 335; Hâkim, I, 73/59)

4) İbadetlere Devam Etmek:

Allah'ı anmak, namaz ve oruç gibi ibadetler, nefsin ve şeytanın hilelerinden koruyucu bir etkiye sahiptir.

Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

"Kitap'tan sana vahyolunanı oku, namazı kıl. Muhakkak ki namaz, hayasızlıktan ve fenalıktan alıkoyar; Allah'ı anmak en büyük şeydir! Allah yaptıklarınızı bilir." (Ankebut, 45)

5) Kur'an-ı Kerim'i Okumak:

"Kim, Rahmân’ın Zikri’ni (Kur'an'ı Kerim'i) görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur." (Zuhruf, 36)

Arkadaşlarımızla, akrabalarımızla ve ailecek, Allah'ın kelamını hem yüzünden hem de tefsirden okumayı ihmâl etmemeliyiz. Bu salih amele istikrarlı devam ettiğimiz müddetçe Allah'ın izniyle ne şeytan ne de insan şeytanları bizleri saptıramaz. Dünya hayatı da bizleri aldatamaz.

Kıyamete Kadar Hak ve Batıl Mücadelesi Devam Edecek:

Dünya hayatı bir imtihan yeri. Kimileri Allah yolunun yolcusu olacak, kimileri de şeytanın yolundan gidecek. Allah'ın yolu çok açık ve net, İslam dinine inanmak ve onu yaşamaktır. Kim bu yoldan başka bir inanca, ideolojiye ve inkara giderse bu asla kabul edilmeyecektir.

"Kim İslâm’dan başka bir din arama çabası içine girerse bilsin ki bu kendisinden asla kabul edilmeyecek ve o ahirette ziyan edenlerden olacaktır." (Âl-i İmran, 85)

İslâm yolu hak yoldur. Şeytanın yolu ise batıl yoldur. Şeytanın tarafını seçen insan kılığında kimseler de olacak ve onlar da hak yolda gidenleri saptırmak için uğraşacaklardır. O kimseler şeytanın gönüllü askeri ve yardımcılarıdır.

"Şeytan onları hâkimiyeti altına alıp kendilerine Allah’ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, şeytanın tarafında olanlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Allah’a ve peygamberine düşman olanlar var ya, işte onlar en aşağı kimselerin arasındadırlar." (Mücadele, 19-20) Aynı suresinin 14 ve 15. ayetlerinden anlıyoruz ki bunlar Allah'ın lanet ettiği kimseler, onları dost edinmemek gerekir ve onlara çetin bir azap hazırlanmıştır.

Hz. Adem'den itibaren başlayan şeytan ve yoldaşlarıyla olan mücadele kıyamete kadar devam edecektir. Her Firavun'un karşısına bir Musa, her Nemrut'un karşısına bir İbrahim, her küfür ve şirk bataklığına saplanmış olan şeytan dostlarının karşısına Hz. Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ayak izini takip eden muvahhit mü'minler çıkacaktır.

Günümüzde de hak batıl mücadelesi devam ediyor. Her döneme göre oyun ve hilelerini değiştiren ve geliştiren şeytan ve orduları bugün de dünya üzerinde vahyin hâkim olmaması için mücadelelerine devam ediyorlar. Ekini ve nesli bozmak için tüm güçleriyle uğraşıyorlar.

"Hâkimiyeti ele aldığında ise ülkede bozgunculuk çıkarıp ürünleri ve nesilleri yok etmeye çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez." (Bakara, 205)

Günümüzde ise gelişen teknolojiyle beraber kötülüklerin daha da yaygınlaştığını, şeytanın işinin biraz daha kolaylaştığını görebiliyoruz!

"Mü'minler arasında ahlâksızlığın ve edepsizliğin yayılmasını isteyenleri gerek dünyada ve gerekse ahirette acıklı bir azap beklemektedir. Allah her şeyi bilir ama siz bilmezsiniz." (Nur, 19)

Tarih boyunca hak ve batıl mücadelesi devam ettiğine göre günümüzde de bizlere düşen bir takım ödev ve sorumluluklar vardır. Hak yanında yer almak ve Allah’ın yolundan ayrılmamak en önemli amacımız olmalıdır. Kur'an ve sünneti daima iyi öğrenip ölçü edinmeliyiz. Günümüz teknolojinden yararlanmalıyız. Ailemize ve nesillerimiz sahip çıkmalıyız. Kendimize ait yerli, helal ve temiz gıda sektörü oluşturmalıyız. Silah, sanayi ve araba gibi kalkınmaların yanında dünyayı etkileyen sosyal medya platformları oluşturmalıyız. Müslümanlar olarak birlik içinde olup vahyin, adaletin ve iyiliğin yeryüzüne hâkim olması için mücadele vermeliyiz.

Yüce Rabbimiz bizleri şeytanın ve dostlarının şerrinden muhafaza eylesin. Sadıklarla beraber olmayı, ömrümüz boyunca yolundan ayrılmadan imanla yaşayıp imanla ölmeyi nasip eylesin.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr