KAPAK / Saflarımızı Sık Tutmak Zorundayız
Şubat 2018 Mahmud SAMİ A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

KAPAK / Saflarımızı Sık Tutmak Zorundayız

Nedir bu “Sen, Ben” kavgası? Nedir bu çekememezlik? Paylaşamadığımız, bizi birbirimize düşüren ihtiras nedir? Ne çabuk da unuttuk İslam kardeşliğini! “Mü’minin mü’mine bağlılığı, parçaları birbirini tutan bina gibidir.” (Buhari) buyurmamış mıydı Efendimiz aleyhisselam? Böyle mi acaba Müslümanlar olarak bizim birbirimize olan bağlılığımız? Yoksa en ufak bir sarsıntıda, fikri ayrılıkta yerle bir olacak toprak bir bina gibi mi?

İçinde bulunduğumuz asırda Müslümanlar büyük bir imtihandan geçmektedir. Gayeler değişmiş, rızayı ilahiyi kazanmak sanki asıl amaç olmaktan çıkmış. Kime sorsanız kendi hocası, kendi cemaati, tarikatı, mezhebi… vs. “Yahu kardeşim araya husumet sokma! Allah razı olsun, herkes elinden geldiğince hizmet etmeye çalışıyor.” denildiğinde ise “Kardeş burası pınarın başı, burada su ayrı bir gür akıyor, burası ana yol diğerleri tali yol, merkezimiz burası!” gibi söylemlerle karşılaşıyoruz.

Peygamber Efendimiz buyurdu ki “İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe gerçekten iman etmiş olamazsınız.” (Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)

Bir sevgi peygamberinin ümmeti olan bizlerin cennete girmesi dâhil sevgisi ölçüsünde. Peki, kimi seveceğiz, sevginin ölçüsü nedir? Evvela samimi olarak “La İlahe İllallah Muhammedun Resulullah” diyen her Müslümanı kardeşimiz olarak bağrımıza basmalıyız. Bizim birlikteliğimiz, birbirimize olan sevgimiz inşallah ilahi rahmeti de celb edecektir.

Daha sonra Hucurat suresi 10. ayeti hatırlayacağız. Cenabı Hak “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah’tan korkup sakının. Umulur ki esirgenirsiniz.” buyurmaktadır. Aramızdaki sevgiyi, tesanütü yok etmeye çalışanlara karşı uyanık olacağız. Bizi birbirimize düşürmeye çalışan fitne merkezlerinden medet ummayacak, derdimizi Kur’an ve Sünnet ekseninde çözmeye çalışacağız.

Yine Bakara suresi 120. ayette Rabbimiz Teâlâ şöyle buyuruyor: “Sen onların dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olacak değillerdir. De ki: ‘Şüphesiz doğru yol, Allah’ın (gösterdiği) yoludur.’ Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (arzu ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah’tan ne bir dost vardır ne de bir yardımcı.”

O halde İslam dünyası neden hala Yahudi ve Hristiyanlardan hamilik beklemekte, neden kardeşlerine karşı dünyevi menfaatler gözeterek şer odakları ile ittifak içerisine girmektedir? Rabbimizin onca ikazına rağmen anlaşmazlığa düştüğümüzde meseleyi Allah ve Resulüne (Kur’an ve Sünnete), İslami teşkilatlara değil de aramıza fitne tohumları eken dış güçlere götürüyoruz? Amerikan askerlerini güllerle karşılayan bir kısım Iraklı kardeşlerimizi hatırlayalım. Ülkesindeki çatışmayı sona erdirmek için hala süper güçleri ülkesine davet eden bir kısım Suriyeliyi de…

Ve netice… Kurtarıcı diye çağırdıklarımız mescitlerimizi bombalıyor, yaşlı, çoluk çocuk demeden katlediyor. Sonra aramıza nifak tohumları saçıyorlar. Aynı kıbleye yöneldiğimiz, aynı İlaha, aynı peygambere iman ettiğimizi söylediğimiz insanlar birbirini yok etmeye çalışıyor. İşte İslam dünyasında uhuvvetin oluşmamasının yegâne sebebi bu olsa gerek. Aramızdaki problemleri Müslüman âlimlere, fikir önderlerine ya da İslami teşkilatlara götürmek yerine fitne merkezleri Amerika ve Avrupa’dan medet ummak!

Hâlbuki İstanbul’daki en son İslam İşbirliği Teşkilatı Toplantısı Karar Bildirgesi’nde alınan “Doğu Kudüs, Filistin devletinin işgal altındaki başkentidir.” kararı, istenildiğinde birlikte hareket edilebileceği ve İslam dünyasındaki problemlere birlikte çözüm arayabileceğimiz gerçeğini gözler önüne seren somut bir örnek olsa gerek.

“Yiğit düştüğü yerden kalkar.” atasözünde olduğu gibi hatamızı geç de olsa anlayarak düştüğümüz yeri kavrayıp oradan kalkmaya çalışalım. Kardeşliğimizi pekiştirmek için ne gerekiyorsa onu anlayıp uygulamaya çalışalım. Bütün Müslümanların kardeş olduğunun idrakinde olalım. En büyük cemaatin İslam cemaati olduğunu tekrar hatırlayalım. Evvela tüm İslam âlemini kucaklayalım ve birbirimize tekrar kenetlenelim.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Şubat 2018

Sayı: 355

İlkadım Arşiv