KAPAK / Rasulullah Efendimizin Dinimizdeki Yeri ve O’na Tabi Olmanın Önemi
Şubat 2018 Mehmet ŞENTÜRK A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

KAPAK / Rasulullah Efendimizin Dinimizdeki Yeri ve O’na Tabi Olmanın Önemi

Kur’an bize:

1) Hz. Peygamber aleyhisselam’ın Yüce Allah'ın İnananlar İçin Büyük Bir Lütfü Olduğunu İfade Eder

لَقَدْ مَنَّ اللّهُ عَلَى الْمُؤمِنِينَ إِذْ بَعَثَ فِيهِمْ رَسُولاً مِّنْ أَنفُسِهِمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِهِ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ

وَالْحِكْمَةَ وَإِن كَانُواْ مِن قَبْلُ لَفِي ضَلالٍ مُّبِينٍ

“And olsun ki Allah, mü’minlere büyük bir lütufta bulundu; zira daha önce açık bir sapıklık içinde bulunuyorlarken onlara kendi içlerinden, kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, kendilerini temizleyen ve kendilerine kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber gönderdi.” (Âl-i İmrân, 3/164)

لَقَدْ جَاءكُمْ رَسُولٌ مِّنْ أَنفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُم بِالْمُؤْمِنِينَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ * فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ

“And olsun, içinizden size öyle bir Peygamber geldi ki sıkıntıya uğramanız O’na ağır gelir; size düşkün mü’minlere şefkatlidir, merhametlidir, eğer yüz çevirirlerse de ki: ‘Allah bana yeter! O’ndan başka Tanrı yoktur. O’na dayandım, O, büyük arşın sahibidir.” (Tevbe, 9/128-129)

2) Hz. Peygamber aleyhisselam’ı Örnek Bir İnsan Olarak Gösterir

Kur’an’da gayet açık ifadelerle Hz. Peygamber’in Yüce Allah tarafından mü’minler için örnek alınması gereken model bir insan olarak takdim edildiğini görmekteyiz. Konu ile ilgili ayetlerde şu veya bu konuda diye bir kayıt koyulmamış olması O’nun insanlar için her yönüyle örnek olarak gösterildiğini desteklemektedir.

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيراً

“And olsun, Allah’ın Resulünde sizin için -Allah’ı ve ahireti arzu eden ve Allah’ı çok anan kimseler için- (uyulacak) en güzel bir örnek vardır.” (Ahzab, 33/21)

3) Hz. Peygamber aleyhisselam’a Kur’an’ın Dışında da Vahiy Geldiğini İfade Eder

Kur’an’da Yüce Allah’ın kullarına olan vahyinin genelde şu şekillerden birisi ile olduğu belirtilir:

وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُكَلِّمَهُ اللَّهُ إِلَّا وَحْياً أَوْ مِن وَرَاء حِجَابٍ أَوْ يُرْسِلَ رَسُولاً فَيُوحِيَ بِإِذْنِهِ مَا يَشَاءُ إِنَّهُ عَلِيٌّ حَكِيمٌ

“Allah bir insanla ancak vahiyle yahut perde arkasından konuşur. Yahut da bir elçi gönderip izni ile dilediğini vahyeder. O çok yücedir, hâkimdir.” (Şûrâ, 42/51)

كَمَا أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولاً مِّنكُمْ يَتْلُو عَلَيْكُمْ آيَاتِنَا وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُم مَّا لَمْ تَكُونُواْ تَعْلَمُونَ

“Nitekim kendi içinizden size ayetlerimi okuyan, sizi (kötü inanç, fikir, söz ve fiillerden) arındıran, size kitap ve hikmeti ve bilmediklerinizi öğreten bir peygamber gönderdik.” (Bakara, 2/151)

وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَى * إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى

“O, hevasından konuşmaz, O(na inen Kur’an veya O’nun söyledikleri), kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir.” (Necm, 53/3-4)

4) Hz. Peygamber aleyhisselam’a Kur’an’ı Açıklama Görev ve Yetkisinin Verildiğini Gösterir

وَمَا أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلاَّ بِلِسَانِ قَوْمِهِ لِيُبَيِّنَ لَهُمْ فَيُضِلُّ اللّهُ مَن يَشَاءُ وَيَهْدِي مَن يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

“Biz, her peygamberi mutlaka kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara (emredildikleri şeyleri) açıklasınlar...” (İbrâhîm, 14/4)

وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

“Sana bu zikri (Kur’an’ı) indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın, ta ki düşünüp öğüt alsınlar.” (Nahl, 16/44)

5) Peygamber aleyhisselam’a Hüküm Koyma Yetkisi Tanındığını Bildirir

Hz. Peygamber, sadece Kur’an’da mevcut hükümlerle kayıtlı olmaksızın, genel olarak hüküm koyabilme yetkisine sahiptir. Nitekim O, bazı konularda önce vahiy beklemiş, gelmeyince kendi içtihadına göre veya Kur’an dışında aldığı bir vahiy ile hüküm vermiştir. O’nun bu hükümleri hiç şüphesiz vahyin kontrolü altında idi. Bu sebeple zaten büyük hatalar yapması düşünülmeyecek olan Hz. Peygamberin küçük bazı hataları bile vahiy tarafından düzeltiliyordu.

Bu bakımdan O’nun her türlü hükmü, bir nevi vahyin tasdikinden geçmiş hükümler oluyordu. Şimdi, Hz. Peygamberin genel olarak hüküm verme yetkisini ifade eden bazı ayetleri kaydedelim:

فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّىَ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لاَ يَجِدُواْ فِي أَنفُسِهِمْ حَرَجاً مِّمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُواْ تَسْلِيماً

“Hayır, Rabbin hakkı için onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde bir burukluk duymadan, tam anlamıyla teslim olmadıkça inanmış olamazlar.” (Nisâ, 4/65)

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَمْراً أَن يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ وَمَن يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالاً مُّبِيناً

“Allah ve Resulü, bir işte hüküm verdiği zaman, artık inanmış bir kadın ve erkeğe, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne karşı gelirse apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzab, 33/36)

فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللّهِ وَالرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً

“Herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; -eğer gerçekten Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız- onu Allah’a ve Resulüne götürün...” (Nisa, 4/59)

6) Hz. Peygamber aleyhisselam’a Helâl ve Haram Kılma Yetkisini Verir

يَأْمُرُهُم بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَاهُمْ

عَنِ الْمُنكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ الطَّيِّبَاتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ

الْخَبَآئِثَ

“Onlar ki, yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları O elçiye, O ümmî peygambere uyarlar. O Peygamber ki, kendilerine iyiliği emreder, kendilerini kötülükten meneder; onlara güzel şeyleri helâl, çirkin şeyleri haram kılar, üzerlerindeki ağırlıkları, sırtlarındaki zincirleri kaldırıp atar. O’na inanan, destekleyerek O’na saygı gösteren, O’na yardım eden ve O’nunla beraber indirilen nura uyanlar, işte felâha erenler onlardır.” (A’râf, 7/157)

قَاتِلُواْ الَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَلاَ بِالْيَوْمِ الآخِرِ وَلاَ يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ اللّهُ وَرَسُولُهُ وَلاَ يَدِينُونَ دِينَ الْحَقِّ مِنَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ حَتَّى يُعْطُواْ الْجِزْيَةَ عَن يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَ

“Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Resulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dinini din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verecekleri zamana kadar savaşın.” (Tevbe, 9/29)

Nitekim Hz. Peygamber de bir hadisinde şöyle buyurmaktadır: Bana itaat eden Allah’a itaat etmiş, bana isyan eden de Allah’a isyan etmiş demektir. Bana itaat eden benim emrime uyan kimsedir.”

7) Hz. Peygamber aleyhisselam’a İtaati Emreder

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيراً

“And olsun ki, sizin için Allah’a ve ahiret gününe ümit besleyenler için Allah’ın peygamberinde pek güzel örnek vardır.” (Ahzab, 33/21)

قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

 

“De ki: Siz Allah’ı seviyorsanız hemen bana uyun ki (ittibâ) Allah da sizleri sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Âl-i İmran, 3/31)

 

Kur’an, model olarak sunduğu, teblîğ, tebyîn ve tatbîk görevi ile yükümlü tuttuğu Hz. Peygamber’e karşı ümmete de bir takım sorumluluklar yüklemekte ve O’na uymayı İslam’ın temel ilkeleri arasında görmektedir. Bu ayetlerden bazıları şöyledir:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَأَطِيعُواْ الرَّسُولَ وَأُوْلِي الأَمْرِ مِنكُمْ فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللّهِ وَالرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً

 

“Ey iman edenler; Allah’a itaat ediniz. Resule itaat ediniz. Sizden olan yöneticilerinize de itaat ediniz. Bir konuda anlaşmazlığa düştünüz mü onu hemen Allah’ın Resulüne götürün.” (Nisa, 4/59)

 

8) Hz. Peygamber aleyhisselam’a İsyan Etmeyi Yasaklayan Ayetler Sunar

وَمَن يَعْصِ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُ يُدْخِلْهُ نَاراً خَالِداً فِيهَا وَلَهُ عَذَابٌ مُّهِينٌ

“Kim, Allah’a ve O’nun elçisine karşı gelir ve O’nun sınırlarını aşarsa, Allah onu ebedî kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.” (Nisâ, 4/14)

وَمَن يُشَاقِقِ الرَّسُولَ مِن بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ الْهُدَى وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَبِيلِ الْمُؤْمِنِينَ نُوَلِّهِ مَا تَوَلَّى وَنُصْلِهِ جَهَنَّمَ وَسَاءتْ مَصِيراً

“Kim de kendisine doğru yol belli olduktan sonra Peygamber’e karşı gelir ve mü’minlerin yolundan başka bir yola uyarsa onu döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir gidiş yeridir orası!” (Nisâ, 4/115)

ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ شَآقُّواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَمَن يُشَاقِقِ اللّهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ اللّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ

“Bu böyledir. Çünkü onlar, Allah ve Resulüne karşı çıktılar. Allah ve Resulüne de kim karşı çıkarsa muhakkak ki, Allah’ın cezası çetin olur.” (Enfal, 8/13)

9) Hz. Peygamber aleyhisselam’a Saygıyı ve Sevgiyi Emreder

النَّبِيُّ أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ وَأَزْوَاجُهُ أُمَّهَاتُهُم

“Peygamber mü’minler için kendi canlarından ileridir. O’nun eşleri de onların anneleridir...” (Ahzab, 33/6)

إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيماً

“Şüphesiz ki Allah ve melekleri, Peygamber’e salât etmekte (yani, O’nun şerefini gözetmekte ve şanını yüceltmekte)dirler; o halde siz de -iman edenler- O’na salât edin (O’nun şanını yüceltmeye özen gösterin); O’na içtenlikle selâm edin (esenlik dileyin).” (Ahzab, 33/56)

10) Hz. Peygamber aleyhisselam’ın İnsanları Doğru Yola Götürdüğünü Bildirir

وَإِن تُطِيعُوهُ تَهْتَدُوا

“... Şayet O’na itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz...” (Nur, 24/54)

وَإِنَّكَ لَتَهْدِي إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ * صِرَاطِ اللَّهِ الَّذِي لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ أَلَا إِلَى اللَّهِ تَصِيرُ الأمُورُ

“... Şüphesiz ki Sen (sana inananları) mutlaka doğru yola, göklerde ve yerde bulunan her şeyin sahibi Allah’ın yoluna götürürsün.” (Şûrâ, 42/52-53

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Şubat 2018

Sayı: 355

İlkadım Arşiv