KAPAK-Rahman İsm-i Şerifinin Mahlûkatta Tecellileri
Mart 2019 Hüseyin DOĞRU A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

KAPAK-Rahman İsm-i Şerifinin Mahlûkatta Tecellileri

Rahman ve rahim olan adına sığınarak,

Açtım iki elimi, kor gibi iki yaprak

 

Bahattin KARAKOÇ

Bismillahirrahmanirrahim

Ben, tefekkürü, iman etmeye yazılmış en etkili “davet mektubu”, iman limanını gösteren en anlaşılır “yön işareti” olarak değerlendiririm. Şayet tefekkür, ön yargıdan uzak, bir sonuca varmak için yapılırsa, o yön işaretinin varacağı limanın “iman limanı” olduğuna inanırım.

Bir köylü çocuğu olarak, daha çocukluk yıllarımda bir türlü anlam veremediğim, ama yüzlercesine de şahit olduğum gözlemlerim vardı. Hiç kimseden de meraklarımı giderecek, ikna edici açıklamalar alamıyordum. Esmaü’l hüsna’nın anlamlarını öğreninceye kadar bu merakım devam etti. Meğerse bütün bu olup bitenler Allah azze ve celle’nin Rahman ismi şerifinin tecellileriymiş. Neydi o günlerde bana çok esrarlı gelen tecelliler? Bunlardan şahit olduğum, her görüşümde Rahman’a olan inancımı güçlendiren olaylardan bir kaçını paylaşmak isterim.

İlk başlarda, kuluçkaya yatan tavuklar dikkatimi celp etmişti. Her gün akşamlara kadar gezmedik yer bırakmayan bu hayvanlar, kuluçka döneminde âdetâ hiç kalkmadan, açlığa, susuzluğa bile aldırmadan 21 gün, sabırla yumurtaların üzerinde yatıyor, çıktıklarında civcivlerinin uğruna ölümü bile göze alacakları günü bekliyorlardı. Rahmetli nineme, “nasıl oluyor bu?” diye sorduğumda, “kuluçkaya yattıklarında tavuklar öyle yapar kuzum!” der bırakırdı. Çünkü O, Allah’a “koca karı” imanı ile inanıyordu. Delile, ispata gerek duymazdı. Benimse merakım devam ederdi…

Biraz daha büyüyünce koyunların peşine taktılar beni. O günlerde de koyunların doğum ve doğum sonrası davranışları dikkatimi çekmeye başladı. O mübarek hayvanların, doğumlarında çektikleri zorluğu gözlerimle görüyordum. Doğum biter bitmez, tüm acılarını unutup birkaç dakika sonra kalkar, yavrusunun ıslaklığını yalaya yalaya diliyle kurutmaya başlardı. Kuzucuk da anasının şefkat dolu öpücükleriyle ayaklanır ve onun sütünü emecek hale gelirdi. Çoban abilere, bunun nasıl olduğunu sorduğumda da, bana “Ee! Hayvanlar öölediir!” der, çobanca cevap verirlerdi. Benim merakımsa devam ederdi…

Yine kırlarda, koyunların peşinde olduğum günlerden birinde, iki tane minik çalı kuşunun acı acı çığlıklar atarak, odaklandıkları bir noktaya inip inip kalktıklarını, sanki acil yardım çağrısını ima ettiklerini gördüm. Yaklaştığımda baktım ki, bir yılan yuvaya vardı varacak. Ani bir refleksle yerden aldığım taşı yılana fırlatarak, yuvadan uzaklaşmasını sağladım. Yılanın kaçmasıyla yuva sahiplerinin sakinleştiklerini gördüm. Çığlıklarını azaltarak birkaç dakika daha yuvaları üzerinde alçak uçuşla uçtuktan sonra yuvaya en yakın bir dala kondular. Bu sefer soruyu tefekkürle karışık bir tarzda kendi kendime sordum: “Ya Rabbi! Bu minicik gövdeli kuşları, en zehirli düşman karşısında cesaretlendiren hangi duygudur?!” Beklediğim cevabı buldum mu peki? Tabii ki hayır!

Yüce Rabbimin isimlerinin manalarını öğrenmede bir miktar mesafe kat ettikten sonra, her bir gözlemim, bir hadiseye şahit oluşum “Âzametine amennâ! Allahü ekber! Sübhânellah! Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh!” tesbihatını söyletir oldu bana. Şükürler olsun!

İlkbaharın güneşli bir gününde, bahçemizin düzenlemesini yaparken, kestiğimiz ağacın ortasını oyarak yuva yapmış ve yavrulamış olan bir sincap yuvası bozuldu ve henüz çok küçük yavrular yere dökülüp biraz sonra da can verdiler. Çok üzüldük üzülmesine ama yapacak bir şey yoktu. Ateş düştüğü yeri yakar ya, akşam olunca bahçeden ciyaklama sesleri duyunca, dönüp baktım ki, sincap gelmiş, bir oraya bir buraya koşuşturup yavrularını arıyor. O ciyak ciyak koşuşturdukça, yüreğimizin yağları eriyordu. Ya Rabbi! Yeryüzüne indirip, mahlûkata taksim ettiğin rahmetinden bu sincabın payına düşen miktar, bu hayvancağızı üç gün yavrularını aratmaya getirtiyorsa, senin rahmetinin genişliğinin hesabı mı olur!” diyordum… Hz. Ömer radıyallahu anh’tan rivayet edilen şu hadis-i şerifi bir kere daha aklımdan geçiriyordum:

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e esirler getirildi. Aralarında çocuğunu arayan bir de kadın vardı. Esirler arasında bulduğu bir çocuğu bulunca onu hemen kapıp bağrına bastı ve onu doyasıya emzirmeye başladı.

Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize şöyle buyurdu: Ne dersiniz, bu kadın, bu çocuğunu ateşe atar mı? Biz: Hayır, Allah’a yemîn olsun ki bu kadın ateşe çocuğunu atmamaya gücü yetiyor bir halde iken, onu ateşe atmaz, dedik.

Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah’a yemin olsun ki, Allah Teâlâ’nın mü’min kullarına olan merhameti, bu kadının çocuğuna olan merhametinden daha büyüktür.” (Buhârî, Hadis no: 5653; Müslim, hadis no: 6912)

Adaletine, Azametine âmennâ, Rahmanlığına-Rahimliğine, Hannanlığına-Mennanlığına âmennâ!

Şehadet cümlesini can-ı yürekten söyleten olaylardan birisi de izlemiş olduğum “Legadema” adlı leoparın maymun avlaması oldu. Legadema, fıtratının gereği karnını doyurmak için bir maymunu avlıyor. Büyük bir iştahla yemeye hazırlanırken, maymunun minik yavrusu gözüne ilişiyor. Bu durum leoparda ne keyif bırakıyor ne de iştah! Her şey bununla bitiyor mu? Bilakis, Rahman’ın tecellisi, en duyarsızları bile etkileyecek bir hal alıyor. Legadema artık maymun yavrusunun hamisi oluveriyor. Bir anne şefkatiyle hem okşuyor hem de koruması altına alarak diğer avcıların saldırısına izin vermiyor.

Göz önünde yaşanan bu ve benzeri haller vesilesiyle Rasulullah Efendimizin “Allah Teâlâ yeri ve gökleri yarattığı gün, yüz rahmet yarattı. Her bir rahmet yerle gök arasını dolduracak kadardır. Bu yüz rahmetten yeryüzüne bir tek rahmet indirdi ki bu sayede anne yavrusuna, yabani hayvanlar ve kuşlar da birbirlerine merhamet ederler. Kıyamette ise O, bu rahmetin tamamı ile kullarına merhamet eder.” (Müslim, Tevbe, 21) mübarek kelamı daha net anlaşılıyor.

Bitkilere nazar ediyorsun, Rahman’ın tecellisine tanık oluyorsun! Güneşe bakıyorsun aynı, aya bakıyorsun aynı, dönüp kendine bakıyorsun Rahman’ın rahmetinin en yakınında tecelli ettiğine tanık oluyorsun.

Tam da okumuş olduğunuz satırları kaleme aldığım sırada, sözlerimi destekler nitelikte “SON DAKİKA” haberi gibi Rabbimden “SON DAKİKA YARDIMI!” düştü âdeta ajanslara! “ABD'de kaybolan 3 yaşındaki çocuk, 2 gün sonra bulundu: Beni bir ayı korudu. Craven polis şefi Chip Hughes da, Hathaway’ın “Ormanda bir ayının kendisine arkadaşlık yaptığını” söylediğini belirtti. Çocuğun teyzesi Breanna Hathaway’e de aynı şeyi söylediği Facebook paylaşımıyla anlaşıldı.

Breanna Hathaway, “Tanrı onu güvende tutmak için bir arkadaş gönderdi.” dedi. (29 Ocak 2019, ajanslar) Ya Rab! Rahmaniyetine, Azametine binlerce defa ÂMENNÂ!

Sorularımın cevabını bulabildim mi? Buldum tabii ki… Tatmin oldum mu? Evet! Hem de “Hakka’l-yakîn” olarak! Ne zaman? “Dünyâda Rahmân sıfatının tecellîsi olarak bütün mahlûkat bol bol rızıklandırılır. Yedirilir, içirilir ve giydirilir. Dost, hasım, itaatkâr ve isyankâr ayırt edilmez. Cenâb-ı Hakk’ın engin merhameti bütün mahlûkâtı ihâta etmiştir.” bilgisini öğrendiğim zaman. Özellikle de “RAHMAN SURESİ”ni okuyup, bu mübarek surenin muhtevasının baştan sona RAHMAN ismi şerifinin tecellilerinden bahsettiğini gördükten sonra.

Hadi, bütün bunları tefekkür et de yön işaretleriyle iman sarayına vasıl olma bakalım! En etkili davet mektubu sana ulaşsın da davet olunduğun “iman limanı”na sığınma da göreyim! Allah’ım! Kalbi mühürlenenlerden eyleme bizi! “Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler!..” dediklerinden olmaktan hıfz u emin eyle bizi! Bütün Esmaü’l hüsnan hürmetine! Hâssaten Rahman ve Rahimliğin hürmetine! Rahmetini esirgeme YÂ RAHMÂN!

Rahman’a ram ol, derman ondadır

Dertten kurtuluşa, ferman ondadır

Kulun deresinde, gemi yürümez

Dağları yürüten, umman ondadır

 

Alemdar DURSUN

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mart 2019

Sayı: 368

İlkadım Arşiv