Kasım 2022 Hacı BAYRAM A- A+
A- A+

KAPAK - Kalbine Yatırım Yap

Bizleri yoktan var edip varlık âlemine çıkaran Rabbimize hamdolsun. O, bizi yalnızca kendisine kulluk (ibadet) edelim diye yaratmıştır. Kulluğumuzu da güzel yapmamızı istiyor. “Allah yolunda harcayın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Yaptığınızı güzel yapın; Allah güzel yapanları sever.” (Bakara;195) buyurmaktadır.

İslam, orta yoldur. İfrat ve tefrit arası bir hayat yaşamamızı istiyor. İslam geçici bir heves değil hayatın tamamına hükmeden bir dindir. O yüzden her türlü işte aşırılıktan uzak durmamız isteniyor. Fıtrata ve sünnete uygun olmayan her şey aşırılıktır. Dünya ve ahiret mutluluğu bu dengeyi sağlamaktan geçiyor.

İnsanın aslı manasıdır, özüdür. Maddesi onun için bir elbisedir, binektir. Buna rağmen elbiseye de dikkat etmemiz isteniyor bizden. Yani şekil ve mana bütünlüğüne dikkat etmemiz isteniyor. Kalbimizi beslememiz gerekiyor ki maddeden kurtulup manevi âleme dalalım. Ruhu beslemenin değişik yolları vardır. Bunlardan en önemlisi Rabbimizin dünya hayatını yaşarken bize kılavuz olması için gönderdiği Kur’an-ı Kerim’dir. Esasında kulluğumuzun ana kodları, şifreleri onda saklı. Efendimizin sünnetleri o kodları, şifreleri açıp bizim önümüze koyuyor. Hayat kılavuzumuzun açıklamasıdır sünnet.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Allah’ın kitabı ki, onda doğru yol ve nur vardır. Her kim ona tutunur ve onunla amel ederse doğru yolda olur ve her kim ondan saparsa yolunu şaşırır.” (Müslim, İman)

Hayat kitabımız Kur’an’ı okurken çok dikkatli olmalıyız. Ondaki manaya, sırlara ulaşabilmek için büyük bir gayret içinde olmalıyız. Kur’an tamamen kendisini ona vermeyenlere sırları vermez. Normal bir insanın kitabını okur gibi okumamalıyız onu. Rabbimizden bize indirilmiş bir ziyafet olarak görmeliyiz. Sanki yeni nazil oluyor gibi ruhumuzu işin içine katarak okumalıyız. Düşüne düşüne, dönüp dönüp, tekrar tekrar okumalıyız. Rabbimizin bana buradaki mesajı ne diye anlamaya çalışmalıyız. Bilgi sahibi olmak için değil bilgiyi amele dönüştürmek için okumalıyız, yoksa okuduklarımız malumattan öteye geçmez. Fayda yerine zararı olur. Huşu ve hudu üzere okumalıyız. Adet yerini bulsun kabilinden okumamalıyız. Kalbimiz açık olduğunda, özellikle seherlerde tefekkür ederek talim etmeliyiz.

Peygamberimizin buyurduğu gibi; “Allah’ım; Kur’an-ı göğsümün nuru, kalbimin baharı, hüzün ve kederimin kalkmasına vesile kıl.” (Ahmed b. Hanbel) diye rabbimize yalvarmalıyız ki gönüllerimiz çiçek çiçek açsın. Sonra o çiçekleri derelim de bir sevgi toplumu oluşturalım. Gönüller yorulur ve paslanır. Onu Kur’an ve zikir ile cilalamalıyız. Gönül hastalıklarının devası Kur’an’dır. Kur’an tatil de kabul etmez. Onunla sürekli beraber olmamız gereklidir. Peygamberimize en sevimli amelin ne olduğu soruldu. O da şöyle cevap verdi: “Yolculuğu bitirince tekrar yolculuğa başlayan kimsenin ameli.” O kimdir, diye sorulunca şöyle buyurdu: ‘’O kimse, Kur’an’ı başından sonuna kadar okur, bitirince tekrar başa döner.” (Tirmizi) İnsanı aşırılıklardan ve ölçüsüzlükten kurtaracak olan vasat bir yoldur.

Kur’an bizim için bir nur ve ışıktır. En güzel öğüttür. Manevi açlıklara azık ve kullara şefaat edecek olan kutsal bir kitaptır. Kendine bağlananlara izzet ve şeref veren bir kitaptır. Bakara suresinin başındaki ayet-i kerimeler bize bu konuda ışık tutmaktadır.

1. Elif Lâm Mîm.

2. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.

3. Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

4. Onlar sana indirilene de senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.

Namaz ve infakla Rabbimiz ile olan irtibatımızı sağlamlaştıralım. Namazı hayatlaştırmak zorundayız. Yani Mevlana’nın sözüyle öyle bir namaz kılmalıyız ki hiç bitmesin. Hayatımızın her anını namazdaymış gibi yaşayalım. Namazla arınıp, yükselelim. Namaz, kemale ermede en kestirme ve güvenli yoldur. Unutmayalım, namazı olmayanın dini güvende değildir. Namazlarımıza büyük bir kalbi hazırlık yapmalıyız Rabbimizle buluşma, konuşma, O’nun huzurunda olma heyecanını yaşayarak namaza durmalıyız. Kalıp ve ruhumuza, ikisine birden namaz kıldırmalıyız. Namazdaki aşk ve heyecanımızı özellikle çocuk ve gençlere niyetimizi bozmadan hissettirmeliyiz. Kur’an’ı daha okurken yaşamalıyız.

Namaz aynı zamanda Müslümanların hayatında bir denge unsurudur. Her gün belirli vakitlerde eda edilen bu ibadet, kişiyi disipline eder ve düzenli bir hayata alıştırır. Bizi aşırılıklardan uzak tutarak dengeli bir hayat yaşamamızı sağlar.

Ayrıca namaz bizi her türlü fuhşiyattan da korur. Kerim kitabımız da şöyle buyruluyor: “Rasûlüm! Sana kitaptan ne vahyediliyorsa onu okuyup başkalarına da anlat. Namazı da dosdoğru kıl! Çünkü bütün şartlarına riayet edilerek hakkıyla kılınan namaz, insanı her türlü hayasızlıktan, dinin ve aklın kabul etmediği şeylerden alıkoyar. Allah’ı zikretmek ise en büyük ibadettir. Allah, bütün yaptıklarınızı bilir.” (Ankebut, 45)

Rabbimizin bize ikram ettiği nimetleri yine onun emrettiği kişi ve yerlere vermeliyiz. Çalışmalıyız ama parayı hayatımızın gayesi haline getirmemeliyiz. Bizde olandan önce akrabalarımıza sonra da ihtiyaç sahiplerine infakta bulunmalıyız. Kalp parçalanma kabul etmez. Kalbi Allah (c.c.) dışındakilerden kurtarmanın en iyi yolu, kalbimizi sahibinin vermemizi istediği yerlere vermektir. Aslında vermekle biz kazanıyoruz. Hureym bin Fatik (r.a) der ki: Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah yolunda malını harcayan kimseye, harcadığının yedi yüz misli ecir/sevap verilir.” (Tirmizi)

Hz. Ali’nin sözü de ne kadar manidardır. “Yoksullaştığınız zaman sadaka veriniz ki, Allah da sanki kendisiyle ticaret yapmışsınız gibi size bol rızık versin.”

Özellikle İslami hizmetler yapan, eğitim çalışmaları yapan kardeşlerimizin ellerinden tutularak onların ve hizmet ettiği yerlerin ihtiyaçları karşılanmalıdır. İnfak anlayışımızı da değiştirmeliyiz. İnsanların yardım için bizlere gelmesini beklemeden, götürüp yardımlarımızı teslim etmeliyiz ki o kardeşlerimiz mesailerini esas yapmaları gereken hizmetlere versinler.

İnfak ederken adabına da riayet etmeliyiz. “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve yerden sizin için çıkardığımız nimetlerin iyilerinden (Allah için) infak edin. (Size verildiği takdirde) Gözünüzü yummadan alamayacağınız (basit ve değersiz) şeyleri, hayır diye vermeye kalkışmayın! Allah’ın her şeyden müstağni ve övülmeye layık olduğunu bilin!” (Bakara, 267)

Allah’ım dilimizi zikirden, kalbimizi takvadan ayırma. Bize kâmil bir iman ver.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr