KAPAK-Hareketsiz Bereket Hâsıl Olmaz
Eylül 2018 Zeynep VARIR A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

KAPAK-Hareketsiz Bereket Hâsıl Olmaz

Yusuf İslam olarak tanıdığımız, sonradan Müslüman olan müzisyen Cat Stevens’ın çok meşhur bir sözü vardır: “Ben İslam’a bakarak Müslüman oldum, Müslümanlara baksaydım olmazdım.”

Bu cümle bizde bir “error” verdi. Müslüman, İslam’ın emir ve yasaklarına boyun eğen kimse ise, ters giden bir şeyler olmalı ki Yusuf İslam bu cümleyi sarf etmiş olsun.

Sahabe devrinde İslam hakikatiyle Müslümanların nasıl yüceldiklerini biliyoruz. Ve peygamberin hiçbir mucizesi olmasaydı bile sahabelerin geldiği son nokta İslam’ın hakikatini ortaya koymaya yeterdi. İnsanlık belki de en güzel dönemini bu zamanda yaşadı. O halde günümüz Müslümanlarının ahlaken, fikren ve amelen dumura uğramış olması bunun ‘İslam’dan kaynaklanıyor’ tezini yanlışlar.

Müslümanlara bakıp İslam’ın yanlış bir din olduğunu söylemek ise bir nevi şuna benzer; Tac Mahal karşınızda duruyor. Ama siz arkanıza dönmüş ve önünüzdeki kırık bir aynadan onu görmeye çalışıyorsunuz. Hâlbuki arkanızı dönüp tüm güzelliğiyle duran Tac Mahal’e kendi gözlerinizle baksanız, onu göreceksiniz. Durum bundan ibaret aslında. İslam dün ne ise bugün de aynı.

Fakat değişen Müslümanlar. Ya da değişen dünya sistemine ayak uyduramayan, bu sistemde kulluk bilincini yitiren, kendisini konumlandıramayan Müslümanlardır. Bu minvalde tebliğ vazifemizi de yerine getirirken gerçek anlamda kendimizi de temsil edemiyoruz.

Müslüman bir insanın Müslümanca yaşayıp zamana ve şartlara göre kendini güncelleyebilmesi için dört temel unsura ihtiyaç vardır: Bilgi, Amel, Tefekkür ve Heyecan. Bunlardan biri eksik olursa hayat, insanı yolun dışına atar ve kendisi ilerlemeye devam eder. “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.” diye bir söz vardır. Yani bilgi yoğunluğu bugün tüm insanlarda var. Lakin amel noktasında çok eksiğimiz var…

İmam Hatip okullarının, ilahiyatların, Kur’an Kurslarının, ilim meclislerinin sayısının her gün arttığı ülkemizde Müslümanca bir yaşantının belirtisinin de her gün artması gerekmez mi? Ya da boşanmaların, dolandırıcılığın, zinanın, yalanın, faizin, adam öldürmelerin azalması gerekmez mi?

Bugün her şeyden çok amele ihtiyacımız var. Kalbi imanla dolu olsa bile kendini salih amellere yöneltmeyen kişi, kendi dinine seyirci kalır. Hareketsiz, bereket hâsıl olmaz. İbadetsiz dindarlık da insanı ruhen geliştirmez. Müslümanların avare kütükler gibi selde sürüklendiği şu günümüzde kâlden çok hâl Müslümanı olmak mecburiyetindeyiz. Kapalı bir mağaranın içinde kalmış gibiyiz. Ama bir çıkış yolu arıyorsak, hadiste geçen mağarada kalan üç arkadaşın yapmış oldukları gibi ancak güzel amellerimizi çoğaltarak kurtulmamız mümkün görünüyor.

Günümüz Müslümanları şöyle böyle diye anlatıp sızlanmak Cemil Meriç’in tabiriyle bizi köstebekten farklı kılmayacaktır. Bu durumda peygamberlerden emanet aldığımız tebliğ görevi ile kıyametin koptuğunu dahi görsek fidan dikmeye devam edeceğiz. Elimizle, dilimizle ve kalbimizle iyiliklerin yeşermesi için mücadele vereceğiz.

Hayatı müdavim ettirirken olmazsa olmaz unsurları sayarken bilgi ve amelin dışında tefekkür ve heyecanı da bunların arasına eklemiştik. Müslüman; amel-i salih icra ederken yaptığı ameli tefekkürle icra etmeli, yani bilinçli yapmalıdır. Bilinçsiz yapılan her amel gösterişe girecektir nihayetinde.

Çok namaz kılmak, oruç tutmak, sadaka vermek, Allah yolunda hizmetlerde bulunmak; tüm bu ameller ihlâsla yerine getirilmelidir. “Mü ‘minin niyeti amelinden hayırlıdır.” Beden için ruh ne ise, amel için hâlis niyet de o mevkîdedir. Buna mukâbil, ibadet ve sâlih amellerdeki samimiyetsizlik, riyâ ve gösterişin yerini Allah’ın rızası gözetilerek yapılan ameller almalıdır.

Hayat kısa, ve anlamı çok derin. Kendi bilincine vasıl olan her insanın salih amellerle bu hayatı taçlandırması gerekir. İlk ayetin “oku” ile başlayıp sonunun ise “secde et” ile bitmesi gerçekten manidar. İlimsiz Müslümanlık olmaz, ilmi de ibadet ve takva ile hikmete bezemelidir. Hikmeti olmayan ilmin Kur’an teşbihiyle “kitap yüklü merkeplere” benzetildiği unutulmamalıdır.

Vesselam…

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Eylül 2018

Sayı: 362

İlkadım Arşiv