KAPAK - Hac ve Hayat
Temmuz 2022 Şevket ŞAYAKDOKUYAN A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

KAPAK - Hac ve Hayat

Hac, İslam’ın beş şartından biri. Müslümanların duası, arzusu. Bir düşünce kılavuzu, uluslararası bir kongre.

Önce küskünlerle barışır, helallik alırsın. Dönüşün olmayacak gibi gözyaşlarıyla vedalaşırsın. Sanki amel dünyasından hesap dünyasına geçer gibi…

Mikat, haccın başladığı yerdir. Tüm renklerden sıyrılıp kefeni giymektir. Mikattasın, niyet edip hacca başlarsın. Sonra namaza durup yeni elbiselerle kendini Allah’a sunarsın. Bu namaz bir anlaşmadır. Bundan sonra hiç kimse için kıyam ve oturuş olmayacak. Yüceler yücesi seni davet etmiş, sen de bu çağrıya “LEBBEYK” diye cevap verirsin.

Hareme yaklaşıyorsun!

Mekandan münezzeh olan Rabbimizin haram kıldığı bölgeye, beytim dediği Kâbe’ye… Allah Resulü aleyhisselam Harem sınırlarına girerken şu duayı yapardı: “Allah’ım burası senin haremindir. Nasıl ki burayı yeryüzünde haram kıldıysan benim bedenimi de cehennem ateşine haram kıl.” Yeryüzünde sadece Mekke haremi içinde yapılabilecek bu duayı hacılar da dillerinden düşürmemeli.

Rabbimiz, Mekke ve Kâbe’nin şerefini şu ayetlerde bize bildiriyor:

  • İnsanlar için kurulan ilk ev vardır. (Âl-i İmran, 96)
  • İnsanların kıblesi kılınmıştır. (Bakara, 144)
  • Mekke için şehirlerin anası diye bahsedilir. (Enam, 92)
  • Ziyareti özel sayılmıştır. (Âl-i İmran, 97)
  • Allah, Kâbe’yi kendine nispet etmiştir. (Hac, 26)
  • Allah oraya yemin etmiştir. (Beled, 1)
  • Risalet tohumu seçmiştir. (Beled, 2)
  • Emniyetli belde kılmıştır. (Tin, 3)
  • Kötülük yapmaya kalkanı helak etmiştir. (Fil, 1)
  • Ve yapmaya çalışanı da helak edecektir. (Beyda hadisi)

Namazlardaki kıblemize, mezarda yüzümüzün çevrildiği Kâbe’ye yaklaşıyorsun. Güçlü bir mıknatısın etkisine kapılan demir tozu gibi olursun. Kabına sığmaz, gözyaşını tutamazsın. Gidenler bilir, Kâbe çukurdadır. Binlerce Müslümanla sel olmuş yokuş aşağı Kâbe’ye doğru akarsın. Yaklaştıkça etrafındaki insanları fark etmez, yalnız O’nun varlığını hissedersin. Tüm bedenin bir göze dönüşür ve bakışlarını ileri dikersin. Birkaç adım daha… Kâbe tüm ihtişamıyla karşında. Dua, şükür, gözyaşı, mutluluk, pişmanlık, affedilme arzusu; kendi iç dünyan ve Kâbe ile baş başasın. Hele bir de Kâbe’yi ilk görüşünse paha biçilemez bir an yaşarsın.

Hz. Peygamber şöyle buyurur: “Kapıların açıldığı ve duaların kabul edildiği dört zaman vardır. Bunlar: Müminlerin Allah yolunda düşmanla karşılaştıkları, yağmurun yağdığı, namaz kılındığı ve Kâbe’nin görüldüğü anlardır.” (Taberani, 8-169-171; Beyhaki, 2-360)

Bir diğer hadiste ise “Allah bu ev için her gün yüz yirmi rahmet indirir. Bunun altmışı tavaf edenler, kırkı namaz kılanlar, yirmisi de ona bakanlar içindir.” (Heysemi, 3-292) buyrulur.

Ve şimdi tavaftasın. İlk önce Hacerül Esved’e dokunmalısın. “Hacerül Esved’e dokunan kimse Rahman’ın eline dokunmuş gibidir.” (İbn Mace, Menasik 32) Ancak günümüzde kalabalık nedeniyle bu mümkün olamayacağından sağ elle istilam ederek tavafa başlarsın.

Bir gelenek vardır. Biat amacıyla elini bir başkasının eli üzerine koyduğunda daha önceki biatlar geçersizdir. Hareketin başındayken tercihini yaptın ve Allah'a verdiğin misak-ı fıtratı yeniledin.

Allah resulü aleyhisselam Rüknü Yemani köşesini öpmemiş, eliyle dokunmuştur. Burada istilam yapmak doğru olur. Kâbe’nin Rüknü Yemani’den Hacerül Esved’e kadar olan yüzünde “Rabbena” duasını okumak sünnettir. Efendimizin, tavaf sırasında altınoluğun altına geldiğinde: “Allah'ım, senden ölüm anında rahatlık, hesap anında da af dilerim.” diye dua ettiği bilinmektedir (Ezraki 1 318). Allah Resulünün, Hacerül Esved ile kapı arasındaki “Mültezem” denen iki metrelik kısma gelerek göğsünü, yüzünü ve ellerini açarak oraya yapıştırdığı ve o şekilde dua ettiği rivayet edilmektedir (Ebu Davud, Menasik 55).

Tavafın ilk 3 dönüşünde erkeklerin sağ omzu açık, güç gösterisi yaparcasına, koşarımsı adımlarla dönüş yapması (Remel) sünnettendir. Allah Resulü zamanında Kâbe’den 6 metre sonra evler başlıyordu. Eğer imkanınız olur, şavtın birini de olsa bu mesafeden dönerseniz, Allah Resulü’nün adım attığı metaf alanında tavaf etmiş olursunuz.

Rüknü Yemani ile Hacerül Esved arasında Allah Resulünün üzerine bırakılan deve işkembesini, Hazreti Fatma'nın koşarak gelişini, İbni Mesud'un Kâbe’nin kapısı önüne kadar gidip Kur’an’ı açıktan okuduğunda ölesiye yediği dayağı ve bildiğiniz diğer İslam tarihi anılarını da tefekkür ederseniz bunlar sizi çok farklı boyutlara götürecektir.

Ve Makam-ı İbrahim… Put yontucusu Azer’in evinden, Tevhid Evinin yapıcılığına, Hazreti İbrahim'in ayak izlerine basıyorsun. “Rükn (Hacerül Esved) ve Makam-ı İbrahim, cennet yakutlarından iki yakuttur. Eğer Allah onların aydınlıklarını (ziyasını) gidermemiş olsaydı doğu ile batı arasını sürekli aydınlatırlardı.” (Tirmizi, Hac 49)

Hazreti İbrahim'in miracının tepe noktasındasın. Sen de İbrahim gibi ol. Kendi çağında iman Kâbe’sinin mimarı ol. Kendi çevreni uyandır, yön ver, hacca çağır. İnsanlar arasında kendini yok ederek başladığın tavaftan İbrahim suretinde çık.

Makam-ı İbrahim, Kur’an’da iki yerde geçer:

Allah'a ibadet amacıyla yapılan ilk mabedin Kâbe olduğu bildirildikten sonra orada apaçık nişaneler ve İbrahim'in makamı bulunduğu belirtilir (Âli İmran, 97). Diğer ayette ise makam-ı İbrahim'in namazgah edinilmesi istenir (Bakara, 125).

Resul-i Ekrem Veda Haccında Kâbe’yi tavaf ettikten sonra Makam-ı İbrahim'in arkasında iki rekat namaz kılmış ve ilk rekatında bu son ayeti okumuştur (Buhari, Salat 30). Ardından da Zemzem kuyusuna giderek suyundan içmiştir. Allah Resulü aleyhisselam, Mekke'den Medine'ye sık sık zemzem getirtmiş ve “Yeryüzünde bulunan suların en hayırlısı zemzem suyudur; içilmesi açlığı giderir, hastalığa şifa olur.” (Heysemi, 3 286) “Bizimle münafıklar arasındaki fark, onların zemzemi kana kana içmemeleridir.” (İbn Mace, Menasik 78) ve “Zemzem suyu hangi niyetle içilirse ona çare olur.” (İbn Mace, Menasik) buyurmuştur. Bu nedenle hacca gelenlerin Zemzem suyunu gerek hastalara şifa niyetiyle gerekse hatıra olarak vatanlarına götürmeleri adet haline gelmiştir.

Kur’an'da Safa ve Merve’nin Allah'ın koyduğu semboller olduğu belirtilmekte, bu iki tepe arasında sa'y etmenin hac ve umre ibadetinin parçası olduğu vurgulanmaktadır (Bakara, 158).

Hazreti İbrahim, oğlu İsmail ile Kâbe’nin yapımını tamamladıktan sonra hacla ilgili menasikin tamamını uygulamalı olarak öğreten Cebrail aleyhisselam, Safa ve Merve tepeleri arasında sa’y etmelerini de gösterdi. Sa’y, telaşıdır. Arayış dolu bir harekettir. Burada Allah'ın büyük peygamberinin anası Hacer’sin. Tavaf susuzluğu arayıştı, sa’y suyu arayış. Tavafta bir kelebek, sa’yda kartal ve hac ikisinin birleşmesi. Dünya mı? Ahiret mi? Maddiyat mı? Maneviyat mı? İşte cevap: Her ikisi de!

Hazreti Hacer mucize beklemeye koyulmaz. Çocuğunu Allah'a emanet eder. Kendi iradesini gösteren ayaklarıyla arayışa koyulur. Ama sa’yı başarısızlıkla sonuçlanır. Ümitsizliğin son noktasında yerden su fışkırır. İşte bize ders: Suyu sa’yla değil; aşkla, fakat yine de sa’y ettikten sonra bulmak. Mutlak iman, mutlak tevekkül! Arayışın, başladığı yerde bitmemesi için çift değil, tek sayıda sa’y. Yedi, her zaman yorulmak, bitmez bir ömrü, Merve de muradı sembolize eder. Safa’yı beriye Merve'yi öteye alalım diyemezsiniz. Rızık mücadelesinde sınırları aşmamak lazım.

Yaklaşık 400 metre olan Safa Merve arasında iki yeşil ışıkla belirtilen alanda hervele (koşma) yapmak sünnettir. Allah Resulünün kavmini uyarmak için Ebu Kubeys dağına işaret ederek: “Şu dağın ardından düşman geliyor desem ne dersiniz?” Sorusunu yönelttiği yer Safa tepesidir. Sa’y sırasında Safa’dan inişte Darül Erkam'ın bulunduğu, Allah Resulünün 27 yıl yaşadığı, Hz. Hatice'nin evi diye bilinen yerin sadece 14 metre yakınından geçtiğinizi düşünüp tefekkür etmek, sohbet ederek değil de Kur’an okuyarak, zikir ve dua ederek sa’y etmek isabetli olacaktır.

Ve sonra tıraş. Zilhicce sekize (Terviye gününe) kadar sık sık Kâbe’ye gelip ibadetle geçirirsin vaktini.

Zilhicce 8 Terviye, Zilhicce 9 Arefe, Zilhicce 10 Bayram…

Allah resulü Terviye günü Müzdelife’ye gitmiş. Burada gecelemiş ve Arefe günü Arafat'a geçmiş ve burada vakfe yapmıştır. Günümüzde hacıların büyük kısmı Terviye günü Arafat’a geçip orada geceliyor. Allah Resulü, Arefe günü öğle ve ikindi namazlarını cem edip (2 vakti öğle namazı vaktinde kılarak) namaz sonrası Arafat vakfesini (bir süre ayakta dua etmek) yapmıştır. Arafat'ta farklı mekanlarda yaklaşık 120 bin sahabeye Veda Hutbesini irad etmiştir. Allah Resulü vakfe sırasında Arafat tepesine çıkmamıştır. Akşam namazı vaktine kadar beklemiş, vakit girince namazı kılmadan Müzdelife’ye yürümüştür. Akşam namazı ve yatsı namazını Müzdelife'de yatsı vaktinde kılmıştır (Tehir). Mina'da şeytanı taşlamakta kullanılacağı taşları da Müzdelife’de toplamıştır.

Şimdi büyük bir olay başlıyor, hac kendi sonuna yaklaşıyor: Mina'ya…

Müzdelife’de düşmana karşı silahını topladın, hazırlık yaptın. Şu an kalabalık “beyaz barış güvercini” değil birer “özgürlük savaşçısı.” Unutma ki bayramı cepheden çıkışta kutlamak gerekir. Üç tane üs. Her biri birer hatıra anıtı, sembolik yapı. Küçük şeytanı ve orta şeytanı geçer, büyük şeytanı taşlarsın. İlk saldırıda en büyüğü… Yılanın başını ezmeyi hatırlatır bize.

Şimdi kurban zamanı. İsmail'ini de kurban etmelisin. Kaybetmemek için tüm İbrahimi özelliklerden vazgeçtiğin şey, SENİN İSMAİL'indir. Sonra başını da tıraş edip (kazıtmak efdal) ihramdan çıkarsın.

Üç gün daha yedişer taşla taşlarsın şeytanı. Bu sefer hem küçük hem orta hem büyük şeytanı. İslam Arafat’ta ilimle başlar; mesuliyet bilinciyle, şuurla, meş'arden (Müzdelife) geçer ve ani bir hücumla ideal aşkın yeri olan Mina'ya ulaşır.

Unutma ömrün boyunca Mina’dasın. Çünkü yedi çokluk sayısıdır. On Zilhicce, Kurban Bayramıdır, Zafer Bayramı değil. İsmail'i boğazlamak haccın sonu değil, başlangıcıdır. Bundan sonra daha dikkatli olmalısın. Çünkü şeytan yerine melekleri taşlarsın, kurban edersin ama kendini. Sa’y edersin ama ayaklarınla değil, düşman elindeki kumandayla.

Sen haccı aşkla yaptın ve sen artık bir İbrahim'sin. Kavminin hidayet elçisi… Bu görevi yüklenip, kendi ülkene taşıyıp toplumuna armağan et. Yolculuk hatıralarının yanı sıra hac okulunu anlat. Ömrünün sonuna kadar ışık saçarak çevreni aydınlat.

Her ay Zilhicce, her yer Mina ve hayatın amacı… İŞTE HAC!

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr