Ocak 2023 Muhammed Adil Kapan A- A+
A- A+

KAPAK - Gönlümüzde Neler Var?

İnsan şu fani dünyaya boş yere gönderilmediğini idrak edip edememe arasında gider gelir de imtihanlar arasında bocalayıp durur. Çocukken oyuncaklara meyleder, gençken şehvetine. Olgunlaşınca da mal ve makam sevgisi celp eder insanı. İnsandır kanar, insandır dalar. Bitmez dünya sürgünü, bitene kadar bu gidiş gelişler. İnsanlığın ilk atasından, kıyamet günü son ölecek kişiye kadar bu böyledir. Mallardan ve canlardan eksiltilerek imtihan oluruz. Burada önemli olan bu imtihanlara verdiğimiz tepkilerdir.

Gönlümüzden birçok şey geçer; hem dünyevi hem uhrevi. Ama hangisini tercih ettiğimizdir mühim olan. Hatta ne ölçüde tercih ettiğimiz. İnsanın önünde engeller vardır. Rabbimize giden yolda hep önümüze çıkarlar. Nefis her zaman kötülüğü emreder. Onu terbiye edip arındırmak gerekir. Şeytan sırat-ı müstakime oturmuş, avenesiyle birlikte yoldakileri saptırmak için bütün gücünü sarf eder. Dünyalıklar serilmiştir önümüze, sanki çölde vaha gibi. Bizi kendine çeker. Bir de kötü arkadaşlar vardır. Normalde yapmayacağımız yanlışları onlarla aynı ortamda rahatlıkla yapıveririz.

Ahiret işleri biraz çetindir, bedel ister. İşte tam burada klişe olan bir söz üzerinde duralım. Ne deniyor; eski mücahitler müteahhit oldu. Yani ahireti önceleyen Müslümanlar dünyayı ön plana aldılar, ahiret geri planda kaldı demektir. Müslümanlar mal ile imtihanında sınıfta kaldı. Tam bu noktada; ‘Güçlü mümin, zayıf müminden evladır’ hadisini ele alıp, Müslümanlar mücadelelerini güçlü bir şekilde yerine getirmek için bu yola tevessül ettiler diyebilir miyiz?

İnsan acelecidir. Şüphesiz insan rabbine karşı çok nankördür. Neticede dünya malı nefse hoş gelir. Makam-mevki insanın ayarlarını bozabilir. Süleyman aleyhisselam gibi imanını artıracaksa çokça dünya malı isteyebilirsin. Yusuf aleyhisselam gibi hizmet edeceksen makam mevki isteyebilirsin. Ama önümüzdeki engeller, göz açıp kapayıncaya kadar bile gaflete düşürmek amacıyla bizi yolumuzdan döndürmek için tetikte beklemektedir. İmtihanlarımız çetindir. Hata da etsek, bizi yoktan var eden, varlığından haberdar eden rabbimizden af ve mağfiret istememiz gerekir.

Resul-i Ekrem efendimiz dünya ve ahirete karşı gönlümüzde neler olması gerektiğini kendi hayatıyla en güzel örnek olarak bize aktarmıştır. “İstemez misin, dünya onların, ahiret bizim olsun?” sözüyle Müslümanların asıl yurdu ahiret için gayret etmeleri gerektiğini vurgulamaktadır.

Sahabe efendilerimiz gönüllerinde şehadet aşkıyla yaşamışlar. Kendilerinin seferden sorumlu olduklarını, zaferin ise Allah tarafından verilebileceği şuuruyla ömür geçirmişler ve birbirlerini bu şekilde motive etmişler. Dünyalıkları bile ahiretleri için istemişler. Elde ettikleri malları, makam ve mevkileri Allah yolunda hizmet için kullanmışlar. Onların aralarında geçen şu hadise, gönüllerindekinin yansımalarıdır;

Zeyd bin Eslem’in, babasından naklettiğine göre; Hazreti Ömer -radıyallâhu anh- bir gün dostları ile otururken aralarında şöyle bir konuşma geçmişti.

Hazreti Ömer -radıyallâhu anh- yanındaki dostlarına:

“Allah’ın kabul edeceği tek bir dileğiniz olsa, ne isterdiniz?” diye bir soru sormuştu. Oradakilerden biri:

“Ben, şu oda dolusu gümüşüm olsun da onu Allah yolunda harcamak isterdim!” dedi.

Bir başkası: “Şu oda dolusu altınım olsun da onu Allah yolunda harcayayım isterim!” dedi.

Bir diğeri: “Bu oda dolusu mücevherim olsa da Allah yolunda harcasam…” dedi.

Herkes dileğini söyledikten sonra oradakiler:

“Ey Ömer, peki sen ne isterdin?” diye sordular.

Hazreti Ömer -radıyallâhu anh-:

“Ben de Ebû Ubeyde bin Cerrah, Muâz bin Cebel ve Huzeyfetü’l-Yemânî gibi bir oda dolusu adam isterim ki, onları, Allah yolunda görevlendireyim.” diyerek herkesi duygulandıran arzusunu ifade etmişti.

Bize düşen, Efendimiz ve ashabı gibi Allah’ın rızasına uygun amelleri gönlümüze ve zihnimize yerleştirerek mahşer gününe onlarla beraber yürümektir.

Biz, müminler olarak kendi iç muhasebemizi yapacağız. Bu dünyada bir garip yahut yolcu gibi olacağız. Allah’tan, bu dünyada yetecek kadar rızık isteyeceğiz. Azdıran zenginlikten, isyan ettiren fakirlikten Allah’a sığınacağız.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr