KAPAK-Bir Bilinebilseydi Nedir Veche
Eylül 2018 Süleyman BEYAZ A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

KAPAK-Bir Bilinebilseydi Nedir Veche

Kalp: İnsan vücudunun ve ruhunun merkezi, imanın ve küfrün kök saldığı yer. Kalp hem biyolojik hem de manevi açıdan insan bedeninin merkezidir ve diğer tüm azalar ona göre şekillenir. Hadis-i şerifte de buyrulduğu üzere kalp bir insanın iyi veya kötü olmasını hem tıbbi hem dini açıdan sağlayan organdır.

Organ kelimesi aslında kalbi tanımlamak için biraz eksik kalıyor, çünkü manevi bir yönü olan bu et parçası diğer organlardan oldukça farklı.

Biz Müslümanlar biliriz ki göz, kulak, dil, deri, burun ve bunların hepsi kalp kabını dolduran birer aza. Bu azalardan gelecek olan iyi ve güzel şeyler kalp kabını iyilik ve güzellikle doldurur, çirkin ve pis şeylerse kötülükle doldurur. Ancak bu kabı dolduran en büyük aza akıldır. Akıl insan hareketlerini ve fikirlerini yönlendiren bir mekanizmadır.

Kalp aklı, akıl da kalbi etkiler. Bu ilişkide oluşan şeyin adı niyettir. İnsan kalbi ve aklı arasında niyet denen bir diyalog çeşidi vardır. Nasıl ki göz görüntü alır, kulak ses duyar, akıl da niyet ve fikir ile kalp kabını doldurur, o zaman gözü zinadan koruduğumuz gibi kulağı gıybetten koruduğumuz gibi aklı da kötü niyetten korumak şarttır. Bu aşamada niyet faktörü insanı yönlendirir ve yaptığı işin değerini belirler. Öyle ki peygamber ile hicret edip ahiret yurdunda hicretinizden zerre sevap kazanamayabilirsiniz. Çünkü hicret yalnız Allah ve Resulü için yapılırsa bir kıymeti vardır. Ben âcizane ihlâsı şöyle tanımlıyorum: “Niyetteki samimiyet.”

Yönelme demişken Nuri Pakdil güzel bir asist yapıyor burada bana ve diyor ki: “İnsanı kalbinden tutamazsanız elinizden kayar gider.”

Sanki insanlar ile ilişkilerimizde bize bir ölçü tayin ediyor: Kalplerine yönelin ve onları kalplerinden sıkı sıkı tutun. Tutun ki heyelanda yumuşak toprağa kök salan ağaçlar gibi kayıp gitmesin ellerinizden kalbini tuttuğunuz kişi.

Eee, kalpten tutmak demişken bir örnek vermez isek eksik kalır. Yukarda aldığım asistin bir benzerini İsmet Özel yapıyor, Naat şiiri ile;

Söylemez size kimse dünyadaki ömrü boyunca

Hiçbir insana yan bakışı olmayan kimdi

Kimdi yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile

Öğretmek için cephe nedir

Kıyam etti

Torunu kucağında

Dönünce bütün gövdesiyle döndü

Bir bu anlaşılsaydı son yüzyılda

Bir bilinebilseydi

Nedir veche…

 

İşte buna gol derim. Âlemlerin efendisi hiçbir insana yan bakışı olmayandı, hem savaştıkları ile hem beraber cihad edip dostluk ettikleri ile hiçbir zaman ağzının kenarı ile konuşmadı, onları aşağılamadı. Onlara insan olmanın şerefini hal ile anlatır gibi muhatabına tüm vücudu ile döndü, “bir bu anlaşılsa idi son yüzyılda yeterdi” diyor üstat.

Nedir, bir bilebilseydik vecheyi yani yönelmeyi. Sahi yöneldiklerimizin meşruiyetini tartışmayı bir adım öteye götürüp iyi şeylere tüm vücudumuz ile yönelebiliyor muyuz? Vücut derken tabii ki sadece üzerimizdeki cesetten bahsetmiyorum.

Akıl, vicdan, ruh ve kalp ile tam anlamda bir kıbleye yönelebiliyor muyuz? “Mü’min kulumun kalbine sığdım” cümlesi insan kalbine yönelirken ne derece hassas olacağımıza dair bir ölçü vermiyor mu bize?

Sevdiğim birinin ifadesi ile son verelim: “Kalbinizin sahibine emanet olunuz.”

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Eylül 2018

Sayı: 362

İlkadım Arşiv