Ocak 2022 Adil KAPAN A- A+
A- A+

KAPAK - Batıl Yaşam

Dünya hayatı kısadır, geçicidir. Hem sefası hem cefası, hem faydası hem de zararı fânidir. Bunun içinde bir insan ömrü ise zikre değmeyecek derecede kısadır. Cenab-ı Hak bunu, her insanın kolaylıkla anlayabileceği yağmur-ekin misaliyle anlatır. Buna mukabil ahiret hayatı ise ebedîdir. Hem mükâfatı hem cezası sonsuzdur. Dolayısıyla geçici olan dünya hayatına aldanarak, onu elde tutabilme gayretiyle Allah Teâlâ’nın infak, cihad, malı ve canı İslâm yolunda harcama gibi emirlerini terk etmemek gerekir. Çünkü mü’min için hedef dünya değil ahirettir. Dünyanın oyun ve eğlencesine takılmak değil, tüm imkânları ve fırsatları ahiret sermayesi hâline getirebilmektir.

“İyi bilin ki dünya hayatı ancak bir oyundan, bir eğlenceden, bir süs ve gösterişten, aranızda bir öğünmeden, mal ve evlatta çokluk yarışından ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibi ki, onun bitirdiği ekinler çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kuruyuverir de sen onu sapsarı kesilmiş görürsün. Ardından da çerçöp hâline gelirler. Ahirette kâfirlere şiddetli bir azap, mü’minlere ise Allah’tan bir bağışlama ve rıza vardır. Evet, dünya hayatı, aldatıcı bir menfaatten başka bir şey değildir.” (Hadid, 20)

Şu geçici dünya hayatını heva ve hevese göre yaşamak, oyun ve eğlenceye dalarak; kendilerine gönderilen uyarıcıları dikkate almamak, yaşadığı çağın dayattığı zorbalıkları sanki olamazsa olmazmış gibi uygulamaya çalışmak insanın batıl bir yaşamın içinde bulunduğunu gösterir.

“Mahşer günü huzurumuza çıkacaklarını hiç hesaba katmayan, dünya hayatını ahirete tercih ederek nihai mutluluk, tatmin ve huzuru onda arayan ve hem kevni hem de kavli ayetlerimize büsbütün ilgisiz kalanlara gelince: Kazandıkları günahlar yüzünden onların varacağı yer cehennemdir.” (Yunus, 7-8)

“Allah’a kavuşacaklarını ummayanlar”; ahirete, yeniden dirilişe, hesaba inanmayanlar, cenneti ümit etmeyen ve cehennemden korkmayanlardır. Bunların Allah’a ve ahirete ait herhangi bir gönül bağları, beklenti ve korkuları olmadığı için, bütün himmetlerini dünyaya çevirir, onun muhabbetiyle yatar kalkar, orada elde ettikleri nimetlerle, nefsani haz ve lezzetlerle huzur bulurlar. Böyle olunca onlar, Allah’ın varlığını, dünya hayatının fâniliğini ve ahiret hayatının bakiliğini gösteren; kâinat kitabının sahifelerinde tafsilatlı olarak açıklanmış veya o açıklamalara dikkat çekmek üzere indirilmiş olan ilâhî delilleri, işaretleri, alâmetleri tefekkür etmez ve bunlara aldırış etmezler. Bu konuda koyu bir gaflet içindedirler. Bir insan ne kadar Allah’tan ve O’nun ayetlerinden gafil olursa, o kadar çok günaha dalma tehlikesi artar.

“Kim sadece şu peşin ve geçici dünya zevkini isteyip onun ardına düşerse, biz dilediğimiz kimseye takdir ettiğimiz miktarda o zevki tattırır, sonra da cehennemi ona mekân kılarız. O da kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme girer. Kim de ahiret hayatını ister ve bir mümin olarak bütün gücüyle onu kazanmaya çalışırsa, işte bunların çalışmaları Hak katında kabul görüp güzel karşılık bulur.” (İsrâ, 17-19)

Kâfirlerin ahiretle alakalı bir kaygıları yoktur. Çünkü öldükten sonraki hayata inanmamakta, ahireti inkâr etmektedirler. Bunun gereği olarak inançları doğrultusunda bir hayat idame ettirirler. Haram-helal, doğru-yanlış, iyi-kötü gibi kavramları kendi inanç sistemine göre değerlendirip yargılarlar. Dolayısıyla yaşantıları dünya nimetlerinden olabildiğince faydalanmak, menfaat elde edebilme üzerine kurulmuştur. İman etmeyen, sınır ve kural tanımaz, zevk ve sefa düşkünü insanlar; kendilerine yaşam biçimi olarak tevdi ettikleri bu hayatı bütün insanlara bir lütuf gibi sunmakta, maalesef iman etmiş kişilerin bazıları da nefislerine hoş geldiği için bu sunuşları kısmen ya da tamamen kabul ve uygulamaya tevessül etmektedir.

“Kendisine güzel bir vaatte bulunduğumuz ve ona kesinlikle kavuşacak olan mü’min bir kimse; kendisine dünya hayatının geçici zevklerini yaşattığımız, fakat kıyamet gününde her şeyini kaybederek azap edilmek üzere huzurumuza getirilecek inkârcı kimse ile bir olur mu?” (Kasas, 61)

Dünyada yaşamak için dünya nimetleri lazımdır. Cenâb-ı Hak bu nimetleri bu hikmete binaen yaratmıştır. Fakat bunlar ebedî değil fânidirler. Geçici bir müddet içinde kullanılmak ve imtihan olunmak için verilmişlerdir. İnsan bu hayatta istediği kadar mal biriktirebilir, başarabildiği kadar müreffeh bir hayat sürebilir. Fakat her ne olursa olsun hepsinin bir sonu vardır ve insan bu dünyadan boş elle ayrılacaktır. Asıl gaye ebedî olan ahiret nimetlerini elde etmektir. Dünya hayatının bütün nimetleri, zevkleri, eğlenceleri, insanlara geçici olarak lütfedilen dünyevî saltanatlar, Allah katındaki ebedî nimetlerle karşılaştırıldığı zaman bunların son derece basit ve değersiz oldukları, ahiret nimetlerinin ise daha hayırlı ve devamlı olduğu ortaya çıkar. Ancak bu farkı anlamak için aklı çalıştırmak lazımdır. Hâsılı hiçbir akıllı insan, bu dünyadaki kısa yolculuğunun rahatlık ve zevkleri mukabilinde ahirette hiç son bulmayacak azaba maruz kalmak gibi kötü bir pazarlığa girişmez. Bilakis dünyada her nimeti miktarınca ve yerli yerince kullanarak, onun nihai hedef değil bir vasıta olduğunun farkına vararak, kendine vadeliden ebedî mutluluğun yollarını arar ve ona kavuşmanın gayreti içinde olur. Zira Resûl-i Ekrem (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır:

“Allah’a yemin olsun ki, ahirete kıyasla dünya, sizden birinin parmağını denize daldırması gibidir. Parmağını denize daldıran kimse, parmağında ne kadar su kaldığına baksın!” (Müslim, Cennet 55)

İstemez misiniz? Dünya onların, ahiret bizim olsun. Onlar şu geçici hayatın zevklerine aldansınlar. Bizler de sabredip asıl yurdumuza hazırlık yapalım. Bu dünyadan yetecek kadar rızıkla geçerken; ahirette firdevs cennetini kazandıracak ameller yapmaya gayret edelim. Sonsuz olan ahiret hayatını, yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennemde geçirecek olanlarla; zemininden ırmaklar akan cennetlerde geçirecek olanların dünyadaki hayatları aynı olmasa gerek.

“De ki: Şüphesiz benim namazım, bütün ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, Âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (En'âm, 162)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr