KAPAK-Arakanlı Müslümanlar: Rohinga mı Yoksa Mülteci mi?
Sesli Dinle    A- A+

KAPAK-Arakanlı Müslümanlar: Rohinga mı Yoksa Mülteci mi?

Başlangıç

Kimlik, bir yandan gücü belirtirken aynı zamanda da bir topluluğun mülteci olup olmadığını belirtmektedir. Son yıllarda güç açısından kimlik kavramı fazlaca ele alınırken, mülteciler açısından kimlik kazanmaya yönelik girişimler daha az ele alınmıştır. Rohingya örneğinde Rohinga kelimesinin kullanımı bir mülteci eylemi olduğu için bir iktidar göstergesinden ibaret değildir, zira son zamanlarda savunmasızlık ve çaresizlik pozisyonunu dönüştürmek için bir güç arayışının ifadesidir. Bu ayrımı göz önünde bulundurmak gerekir çünkü “kimlik oluşumunu” daha çok iktidarın bir işareti olarak kabul eden ve iktidarın varlığına karşı bir meydan okuma olarak gören majör topluluğun ya da devletin dünya görüşüne boyun eğmek istememekteyiz.

Halkının büyük bir kısmı Budistlerden oluşan Myanmar’da yüz yıllardır yaşayan Rohingalar, çoğunluğu Müslüman olan bir etnik gruptur. Rohinga halkı, Myanmar’da konuşulan diğer lehçelerden farklı bir lehçe olan ‘Rohingya’ ya da ‘Ruaingga’ dilini konuşmaktadır. Rohinga halkı ülkedeki 135 resmi etnik gruba dâhil edilmemekte ve 1982’den beri Myanmar’da vatandaşlıkları reddedilmektedir. Bu durum onların vatansız hale gelmelerine neden olmuştur.

Myanmar’daki Rohinga halkının neredeyse tamamı Rakhine eyaletinin batı kıyı şeridinde yaşamakta ve hükümet izni olmadan hiçbir yere gidememektedir. Bu bölge getto benzeri kamplardan oluşmakta ve temel hizmet eksiklikleri ile de ülkenin en fakir eyaletlerinden biri konumundadır. Öteyandan yıllardır devam eden şiddet ve zulümler nedeniyle yüz binlerce Rohinga, komşu ülkelere karayolu ya da denizyolunu kullanarak kaçmaktadır. Myanmar Hükümeti tarafından yayınlanan 1997 İstatistik Yıllığı'na göre, çoğu Rohinga’nın ikamet ettiği Arakan veya Rakhine eyaletinin resmi nüfusu yaklaşık 2,6 milyondur. Ama şu anda, Güneydoğu-Asya ülkelerinde yaklaşık 1.1 milyon Rohinga bulunmaktadır. Bu iki rakamdan biz şunu anlıyoruz ki Rohinga halkının neredeyse yarısı kendi yaşadığı topraklardan kaçıp komşu ülkelere özellikle de Bangladeş’e göç etmişlerdir.

Arakan Müslümanlarının Tarihsel Bir Referansı: Ana Tartışma

Birçok tarihçiye ve Rohinga gruplarına göre, Müslümanlar Myanmar olarak bilinen bölgede 12. yüzyıldan beri yaşamaktadır. Arakan Rohinga Ulusal Örgütü’ne göre, Rohinga Müslümanları günümüzde Rakhine olarak bilinen Arakan bölgesinde eskiden beri yaşamaktadırlar. Myanmar, İngiliz sömürgesi altında kaldığı süre boyunca 100 yıldan uzun bir zaman (1824-1948) bugünkü Hindistan ve Bangladeş’ten Myanmar’a önemli sayıda işçi göçü olmuştur. İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre (HRW), İngiliz yönetimi Myanmar’ı Hindistan’ın bir eyaleti olarak kullandığı için bu göç o dönemde içsel olarak kabul edildi. Bağımsızlıktan sonraki Myanmar hükümeti ise, İngiliz yönetimi sırasında meydana gelen göçü “yasadışı” olarak değerlendirdi ve Rohingalar’ın büyük çoğunluğunun vatandaşlığını reddetti (HRW 2010 Raporu).

Bu durum, birçok Budistin Rohinga terimini kabul etmeyip siyasi nedenlerle yeni bir isimlendirme yoluna giderek Rohinga halkını Rohinga Bengal olarak adlandırmasına neden oldu. Bana göre, kendi hayatını kurtarmak için Myanmar’dan kaçan Rohinga halkının çoğu bundan dolayı Bangladeş’e sığınmıştır. Peki neden bu kadar çok insan Bangladeş’e gelmiş ve sığınmıştır? Sosyolojik açıdan burada iki önemli faktörün yer aldığını söyleyebiliriz. Birincisi, Arakan bölgesinde yaşayan insanların çoğu Müslümandır ve Müslüman bir ülkede muhacir olarak kalabilme düşünceleri vardır. Her müslüman kardeştir anlayışıyla Bangladeş’i tercih ettiklerini söyleyebiliriz.

İkincisi, çünkü zaten Myanmar hükümeti Arakan’da bulunan insanları Bangladeş’ten gelen yasadışı işçi göçmen yani Rohinga Bengal olarak tanımlıyordu, onlar da kendi eski yerlerine dönmeye karar verdi. Ama elbette onların bu dönüş yolu kolay ve rahat değildi. Arakan Müslümanlarının bu kaçışı birkaç sene önce değil 1970’lerin son zamanlarında başlamıştır. 1970’lerin son zamanlarından bugüne kadar yaklaşık bir milyon Rohinga yaygın zulüm nedeniyle Myanmar’dan kaçmıştır.

Mayıs ayında yayınlanan Birleşmiş Milletlerin en güncel verilerine göre, 2012’den itibaren 168.000’den fazla Rohinga Myanmar’dan kaçmıştır. Uluslararası Göç Örgütü’ne göre, 2016’da başlayan şiddet olaylarının ardından Ekim 2016’dan Temmuz 2017’ye kadar 87.000 ‘en fazla Rohinga Bangladeş’e göç etmiştir. Pek çok Rohinga, Bengal Körfezi ve Andaman Denizi’ni tekneyle geçip Malezya’ya ulaşmaya çalışırken hayatlarını tehlikeye attı. 2012 ve 2015 yılları arasında 112.000’den fazla Rohinga tehlikeli yolculuk yaptı (Aljazeera Raporu).

Ağustos 2017’de başlayan şiddet öncesinde, BM, Güneydoğu-Asya’da yaklaşık 420.000 Rohinga mültecinin bulunduğunu tahmin etmiş. Ayrıca, yaklaşık 120.000 Rohinga, Myanmar’da ülke içinde Arakan’dan başka yere göç etmişlerdir. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), Myanmar’ın kuzey batısındaki şiddetin başlamasından bu yana, 650.000 den fazla Rohinga’nın Bangladeş’e kaçtığını açıkladı. BMMYK, Myanmar’da 1.000’den fazla insanın ve çoğu Rohinga’nın öldürülmüş olabileceğini de ekledi. Şubat 2017’de BM, hükümet askerlerinin, Ekim 2016’da yenilenen askeri baskılardan bu yana insanlığa karşı işlenen suçları “büyük olasılıkla” işlediğini belirten bir rapor yayınladı. Ama Hükümet istismar suçlamalarını defalarca reddetti.

Hâlbuki Bangladeş’te çoğunlukla derme çatma kamplarda yaşayan yarım milyondan fazla Rohinga mülteci var ve onların çoğu kayıtsızdır. Bangladeş, sınırlarını aşan ve kampların dışında yaşayanların çoğunu “yasadışı bir şekilde ülkeye sızmış” olarak düşünmektedir. Lakin zulmü gören bu insanların ülkesinden kaçmaktan başka bir çaresi yoktu.

Aslında tarih boyunca bu Arakanlı Müslümanların devletsiz kaldığını görüyoruz. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Myanmar’da gördükleri zulüm nedeniyle topraklarını terk edip Bangladeş’e sığınan Arakanlı Müslümanlara ilişkin “Arakanlılar, köylerinin ateşe verildiğini, yakıldığını görmüş, barbarca şiddete, çok sayıda insanın katline, tecavüze, işkenceye tanık olmuş. Doğrusu bu yaşananların eşi benzeri yok.” dedi.

Bangladeş de kendi içinde bir sürü sorunla mesela yoksulluk, işsizlik, doğal afet, iklim değişikliği vb. karşı karşıya gelmektedir. Ama ona rağmen Arakanlı Müslüman kardeşlerimize kapımızı açtık, onları yerleştirdik, ekmeğimizi paylaştık yani elimizden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyoruz demektedir. Ama uluslararası topluluk henüz bu sorunu çözemediler ve bazen de sessiz kaldılar. Bununla birlikte Arakanlı Müslümanlar devletsiz kaldı ve kendi mülteci haklarını yerine getirilmiyor.

Bir sosyolog olarak ben bu durumu kimliksiz bir durum olarak adlandırmak istiyorum çünkü bu Arakanlı Mulümanların mülteci hakları yoktur ve çok zor bir durumda yaşamaktadırlar. Birleşmiş Milletlerin 1951 sözleşmesi Rohinga insanlarını kapsamamaktadır. Dolayısıyla, uluslararası toplum tarafından Arakanlı Rohinga Müslümanları mülteci olarak tanımlanmıyor.

Ama Bangladeş hükümeti, yüz binlerce Rohinga insanların geri dönüşüne izin vermek için Myanmar hükümetine baskı yapmaya başladı, BM ve uluslararası topluma çağrıda bulundu. Bangladeş, Rohinga Müslümanlara geçici sığınak ve yardım sundu, ancak Myanmar yakında vatandaşlarını geri almalı çünkü tüm kaynakların kamplarda imkânsızlıklar içinde yaşayan Arakanlı Müslümanlar için seferber edilmesi gerekmektedir.

Ağustos 2017 sonlarından bu yana, yaklaşık 700.000 Rohinga insan Myanmar’ın Rakhine eyaleti sınırından geçerek Bangladeş’in güney ucundaki Cox’s Bazar’a geçis yaptı. Bu, yerel altyapı, ekonomi ve büyük bir insani endişe üzerinde ciddi bir baskıya neden oldu. Kamplarda yiyecek, barınak, sağlık, sanitasyon, su ve diğer temel hizmetlerin sağlanması, hastalıkların giderilmesi günlük yaşanan bir zorluktur.

Üstelik olarak, Rohinga halkının gelişinden bu yana Cox’s Bazar bölgesinde suç oranı da arttı. Ayrıca, Bangladeş’te muson mevsimi başladığında kamplarda bunun neden olduğu toprak kayması ve fırtına riski var. Dolayısıyla, uluslararası toplumun daha fazla destek vermesi gerekiyor.

Rohinga Müslümanların hakları üzerinde sessiz kalmayıp baştan bu konu üzerinde hem duran hem de uluslararası topluma çağrıda bulunan tek ülke Türkiye’dir. Bangladeş ve Türkiye arasında geçenlerde bir ara diplomatik soğukluk vardı ama Rohinga krizi bunu değiştirdi. Rohinga krizi, Türkiye ve Bangladeş’i daha da yakınlaştırıyor ve iki ülke yüz binlerce Rohinga sığınmacılara yardım sağlamak için işbirliği yapıyorlar. Cox’s Bazar kamplarında yaşayan Rohinga insanlar artık Türkiye’yi şöyle biliyor: Kırmızı bir arka plan üzerinde beyaz bir hilal ve yıldızın görünümü yani Türk bayrağı bir şeyi sembolize ediyor ki orada sıcak yemek vardır.

Türkiye adına yardım elini açan kuruluşlardan TİKA, IHH, Türk Kızılay’ı önemli rol almaktadır. Kamplarda bulunan Arakanlı birçok çocuğun ve kadının eğitim fırsatı olmadığı için bu konuya ulusal ve uluslararası toplumun önem vermesi gerekmektedir. Eğitim her şeyden öncedir. Bu anlayışıyla devam ederek diğer konular mesela sağlık, güvenlik vb. meselelere dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu gibi durumlarda her şey adaletin sağlanmasıyla başlar.

Sonuç olarak, Dünya Bankası Başkanı Kim’in dediği şekilde biz de şunu söyleyebiliriz ki olumsuz durumları çözmek için BM, Dünya Bankası ve diğer yardım kuruluşların kardeş organizasyonlar olarak çalışmalarını sürdürmeleri, birbirlerinin açıklarını kapatmaları ve muhtaç insanların hak ettiği hayat hakkı ve itibarı vermeleri gerekmektedir. Rohinga Müslümanlarının dramı ve diğer sorunları ve onların çözümünü gerçekleştirmek butün ulusal ve uluslararası toplumun birinci gündemi olması gerekmektedir. 

 

*Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Sosyoloji Bölümü

mazhar.islam@nevsehir.edu.tr

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ekim 2018

Sayı: 363

İlkadım Arşiv