KAPAK / Ahiretin En Yeşil Pasaportu: Şehadet
Şubat 2018 Ömer Faruk ÖZCAN A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

KAPAK / Ahiretin En Yeşil Pasaportu: Şehadet

Dünya kütüphanesinin en kapsamlı ve de en farklı kitabı insandır desek yanılmış olmayız. Biyolojik yapısıyla olsun, fiziksel reaksiyonlarıyla olsun insan gerçekten diğer varlıklardan daha zengin bir muhteva ve işleve sahiptir. Hele insanın manevi özellikleri kapsamlı bir kütüphane oluşturacak kadar hacimli bilgiler içermektedir. Her bireyin manevi yapısı birbirinden farklılıklar arz etse de ortak değerleri, özellikle Rabbimin bildirdiği hakikatler yeryüzünün selameti ve huzuru açısından çok büyük öneme haizdir.

Her akıllı ve ergenlik çağına gelen, artık sorumluluk dönemine gelmiş, ölene ya da aklını yitirene kadar yükümlülüklerini yerine getirmekle vazifelidir. Dünyada mükellef konumuna gelmiş her şahıs, kendisine farz kılınmış her türlü emri ve haram kılınmış tüm yasakları dikkate almak mecburiyetindedir. Yaşadığı hayatta yapması gerekenlerden ve yapmaması gerekenlerden ve hatta verilen her türlü nimetten hesaba çekileceğinin şuurunda olmalıdır.

İnsanoğlunun dünya üzerinde yaşamaya başladığı ilk günlerden itibaren, farklı idealler için konuştuğunu ve koşuşturduğunu biliyoruz. Tarihin her döneminde hayallerin değiştiği gibi, hedefe ulaşmak için kullanılan argümanlar da sürekli farklıklar gösterdi. Kimi insan grubu dünyanın en zengin insanı olabilmek için var gücüyle çalıştı. Bazıları ise dünyanın en güzel eşine sahip olmak için senelerini feda etti. Yaşadığı bölgenin otoritesini ele geçirip, sözümün üstünde söz olmasın diyen güruh hiç de azımsanamayacak kadar fazladır.

Günümüzde popüler kültürün etkisiyle insanların tanınma/bilinme gibi özel bir çalışması var. Tabi bu idealler dışında hem dünyalık hem de ahiretlik hedefler sayılamayacak kadar çoktur. Yaşadığımız dünyada en güzel hedef, tabiri caiz ise ahirette yeşil pasaport sahibi olacak, tüm nesillere ve çağlara bir çağrı özelliği taşıyan ve mukaddes bir ideal olan şehadettir.

Şehadeti Tanıyalım

Şehadeti çeşitli yönlerden ele alıp incelemek mümkündür. Her şeyden önce Kur’an, şehadeti; dünya hayatından önceki, dünya hayatındaki ve ahiret hayatındaki şehadet diye üç kısma ayırmıştır.

Şehadetin ifade ettiği diğer bir husus da şehid olmaktır. Şehadet, aynı zamanda şehidin mastarıdır. Şehid, Allah rızası için, O’nun yolunda canını feda eden Müslümana verilen isimdir. Ona bu ismin verilmesinin sebebi, cennetlik olduğuna şahitlik edilmiş olması veya onun Yüce Allah’ın huzurunda yaşıyor bulunması yahut ölümü sırasında meleklerin hazır bulunması yahut da ruhunun doğrudan cennette bulunması ya da Allah tarafından çeşitli mükâfatlarla mükâfatlandırılmış olmasıdır. (el-İsfahânî, el-Müfredât, Mısır 1961, 267)

Şehidlik, İslam’da en büyük mertebedir. Şehidlerin Allah katında kadir ve kıymetleri pek yüce olmakla birlikte, ahirette en büyük rütbe olduğu belirtilmiştir. “Bu gece rüyamda iki adam gördüm. Yanıma gelip beni bir ağaca çıkardılar, sonra da bir eve götürdüler. O ev, şimdiye kadar benzerini görmediğim güzellik ve kıymette idi. Sonra o iki kişi bana: Bu eşsiz ev, şehitlerin sarayıdır dedi.” (Buhârî, Cihâd, 4; Cenâiz, 93)

Rabbimizin Şehide Verdiği Kıymet

İmtihan dünyasında kılavuzumuz olan Rabbimizin kelamı Kur’an-ı Kerim’de Rabbimizin övdüğü ve sevdiği çokça sınıf iman ehli sayılmaktadır. Bunların kıymet bakımından en önemlilerinden bir tanesi de dünya nimetlerinden vazgeçerek ahiret nimetini önceleyip Cenabı Hakkın rızasına eren “Yeşil Pasaport sahipleri” şehidlerdir. İşte Rabbimizin şehidleri anlattığı ayetler;

“Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyiniz. Bilâkis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız.” (Bakara, 154)

“Eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz şunu bilin ki Allah’ın mağfireti ve rahmeti onların topladıkları bütün şeylerden daha hayırlıdır.” (Âl-i İmrân, 157)

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Allah’ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar. Onlar, Allah’tan gelen nimet ve keremin; Allah’ın, mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler.” (Âl-i İmrân, 169-171)

“Kim Allah’a ve Resul’e itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraberdir. Onlar ne güzel arkadaştırlar.” (Nisa, 69)

“O halde, dünya hayatını ahiret karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.” (Nisa, 74)

Şehid ve şehadetle ilgili ayetler elbette bu kadarla sınırlı değildir. Ama konunun anlaşılması için 7 ayeti okumak dahi yeterli.

 

Yolumuza Meşale Olan Şehidler ve Şehadetleri

İslam tarihi boyunca ne zaman dünyamız kararsa şehidlerimizin şehadet meşalesi yolumuzu aydınlatmıştır. Her dönemde ve her nesilden şehidlerimiz dünyamıza oksijen olmaya devam edegelmişlerdir. Davası için refah içinde bir hayatı bırakıp, şehadetinde beyaz beze ihtiyaç duymayacak güzellikte Rabbine uçan Musab b. Umeyr, Rasulullah’ın verdiği vazifeyi yerine getirmek için yola çıkan ve haince pusu sonucunda şehid edilirken dahi asırlar sonrasına Müslümanca duruşu öğreten Asım b. Sabit’imiz var. Aynı olayda esir olup, eziyetlerin her türlüsü reva görülen, Hubeyb b. Adiyy ve Zeyd b. Desine kahramanlığın zirvesini bize yaşayarak gösterdiler.

Hayattayken kahramanca, efendimizin yanında dimdik duran, şehadetleriyle ahiretlerine yatırımın en büyüğünü yaparken bizim de kestirmeden cennete nasıl gidebileceğimizi örnekleyen asrı saadetin yıldızlarının her birine ayrı ayrı selam olsun. Onların her biri yıllarca İslam bayrağı taşımadılar. Bazıları birkaç gün içinde öğrendi, iman etti, yaşadı ve şehid oldu.

Öyle ki, hayatlarında ayetleri ezberleyemeden şehadete sevdalanan yiğitlerin destanlarıyla doludur bizim tarihimiz. Hayber savaşında Müslüman olan Yesar hayatında çok fazla ibadet edemeden o gün şehadet şerbetini içti ve Rasulullah efendimizin müjdesiyle cennete uçtu.

“Bizi de bulur mu ölüm bir cami avlusunda” diyenler sadece asrı saadette yaşayan güzellerimiz değil, yakın tarihimizde bizlere yol açan muvahhid mücahidlerimiz vardır. Hayatı iman ve cihad olarak görenler, söylemlerini terennüm ederken eylemleriyle de gülümseyerek yürürler şehadete Şamilce. Davası için yaşayıp, zalimden merhamet dilenmeyecek büyüklükte Kutublarımız var bizim. Saçlarım adedince başım olsa yine İslam’a feda olsun diyen ve dediğini yerine getiren kahramanlarımız var bizim.

 

Kimler Şehid Değildir

Aslında kimlerin şehid olabildiğini dikkatli okumak, ayetleri ve hadisleri tefekkür ederek değerlendirmek bize kimlerin şehid olamayacağını da gösteriyor. Mesela, batıl bir davanın şehidi olmaz. Bugün imanı olmayan bir insanın bulunduğu yer, öldüğü olay ne olursa olsun şehadet onun semtine uğramaz.

Sanat şehidi, basın şehidi, demokrasi şehidi vb. adlar takılarak kabri ışıklarla dolsun diye yapılan seremoniler de cenaze merasiminin gözlükleri gibi karadır ve hiçbir zaman, aydınlık şehadet yolunu gösteremez. Yani önce iman, sonra hüsnü niyet ve Allah rızası için cihad. Gayrisi asrı saadette de günümüzde de boş avuntudan başka bir şey değildir. Kısaca şehadet bir yaşam eylemidir. Hem de hiç ölmemecesine.

 

Şehadet İsteriz Ya Rabb

“Rabbimiz; senin indirdiğine inandık, peygambere uyduk. Bizi şahitlerle beraber yaz.” (Âl-i İmran, 3/53)

Hz. Muhammed aleyhisselam’a da tam manasıyla inanan kâmil iman ehli de aynı şekilde dua etmişlerdir ve onların da duaları Kur’an’da haber verilmiştir: “Resule indirilen Kur’an’ı dinledikleri zaman, tanıdıkları gerçekten dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki: Rabbimiz; inandık, bizi şahidlerle yaz!” (Mâide, 5/83)

Kapkaranlık hücrelerde ölüme gülümseriz / Kapkaranlık hücrelerde şehadeti bekleriz
Kalbimizde tevhid ile göğsümüzde bir mermiyle / Dilimizde tekbirlerle şehadet isteriz ya rab
Şehadet bir çağrıdır nesillere çağlara
Müslümanız eziliriz, işkence görürüz biz / Müslümanız eziliriz, zulümler görürüz biz
Kalbimizde tevhid ile göğsümüzde bir mermiyle / Dilimizde tekbirlerle şehadet isteriz ya rab
Şehadet bir çağrıdır nesillere çağlara
Kuyularda Yusufuz biz, Kerbela’da Hüseyiniz / Ateşte İbrahimiz biz, denizlerde Musayız
Kalbimizde tevhid ile göğsümüzde bir mermiyle / Dilimizde tekbirlerle şehadet isteriz ya rab
Şehadet bir çağrıdır nesillere çağlara

Arı saadetin erleri kadar yaşayamasak da onların yolunu yol, davalarını dava edinmekle önemli bir merhaleyi geçtik. Şimdi bize düşen gittiğimiz her yere İslam’ın emir ve yasaklarını götürmek. Yeryüzünde bizlerin yardımına ihtiyaç duyan tüm kardeşlerimize ulaşma gayretimizi artırmak ve bir gün cennete yeşil pasaportla girmenin cehdini göstermektir.

Ne mutlu dünyayı verip ahireti satın alanlara.

Ne mutlu yeryüzünün en mukaddes davası uğrunda çalışanlara.

Ne mutlu ki mutluluk meşalesini bu dünyada ateşleyip yolunu ve yolumuzu aydınlatanlara…

Selam hidayete tabii olanların üzerine olsun.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Şubat 2018

Sayı: 355

İlkadım Arşiv