Kasım 2015 Atilla DEĞİRMENCİ A- A+
A- A+

Kalp Katılığının İlacı; Ağlamak

Ağlamak… Üzüldüğümüzdeki, acı hissettiğimizdeki, mahzun olduğumuzdakiya da sevinç zamanlarımızdaki, duygu yoğunluğu yaşadığımızdaki fıtrî halimiz. Hadiseler, durumlar zıt olsa da aynı eylem ortaya çıkar. Kavuşmak için de ağlarız kavuşmuş olmaktan dolayı da ağlarız. Hüzün ve sevinç gibi iki zıt duygu anımızda da aynı tepkiye başvurur ve ağlarız. Böylece ağlamak, zıtların imtizacı olan insan için kontrol ve terbiye edilmesi gereken bir vaziyet halinialır.

Sözlükte yükselmek, yukarı çıkmak, içten dışarı çıkmak gibi anlamlar verilen ağlamak kavramı; Yaratıcımız tarafından insan bedenine yerleştirilen, insanı katı kalpli olmaktan engelleyen, insanların hallerinden anlamamıza neden oluşturan takdire şayan bir meziyettir. Ağlamanın zıddı sürekli kahkaha atarcasına gülmektir ki bu durum hem hoş görülmemiş hem de insanın mehabetinin azalmasının temel nedeni olarak ifade edilmiştir.

İnsan; beklentileri ve endişeleri olan varlık. İnsanların beklentileride endişeleri de aynı değildir. Çünkü beklentiler ve endişeler ya iman kaynaklıdır ya da insanın nefsinden kaynaklanır. Beklentilerimizin altında veya üstünde gelişen olaylar, endişelerimizin ortaya çıkması duygu yoğunluğu yaşayarak ağlamamıza neden olur. Bu da gösterir ki ağlayışlarımız ya imanımızdan ya da nefsimizden kaynaklanır.

Allah Teâlâ’ya iman edenlerin beklentileri bu dünyanın gelgeç çıkarları için değildir. İman edenler mal, mülk, makam, rızık endişesi taşımazlar. Bu durumda iman edenleri ağlatan nedir? Rıza-i Bari’yi elde edememe korkusu, Allah’ın rahmetinden uzak kalma endişesi, insanların nimetler karşısındaki nankörlüğü, mevcut gidişatın gazaba neden olacağı korkusu…

İslam’da nevha diye isimlendirilen bağırıp çağırarak, saç baş yolarak, çevreye zarar vererek ağlamak yasaklanmıştır. Buna mukabil yalnızken Allah için gözyaşı dökmek, içinden Allah korkusuyla ağlamak övülmüş ve tasvip edilmiştir. Öyleyse ağlayışlarımız içimizden, gösteriş niyeti taşımadan, kendimiz ve halimiz için, pişmanlıklarımızı göz önünde bulundurarak Allah için olmalıdır.

Mutlak örneğimiz Rasulullah aleyhisselam da ağlayan hatta gözyaşları sakalını ve göğsünü ıslatan bir insandı. “… yaşarmayan gözden…” Allah’a sığınmıştı. Ancak O’nun bu hali yüzünden tebessümün eksilmesine neden olmamıştır. Kalplerimizin rikkate gelip ağladığımız zamanlar mutlaka olacaktır. Yalnız hayata intizam verme gibi sorumluluğumuz olduğundan bu dünya ağlamayla değil ihlasımızla devam edecektir.

Ağlamamızın da sevabını alacağımızı unutmayalım. Tabi film seyrederken görülen sahnelere, futbol maçında kaçan gollere, dizilerde anlatılmaya çalışılan melanetlere ağlamaktan asla bahsetmiyorum. Allah’ın rahmetini, nimetlerini ve ayetlerini tefekkür ederken, kendimizi sîgaya çekip “Nereye bu gidiş?” derken ağlamak cehennemden uzaklaşarak cennete girme vesilemiz olacaktır.

İslami hizmet ve ilim yolundaki kardeşlerim! Rabbimizden ağlayarak sabır isteyelim ki bu yolda devamlılık esastır. Rabbimizden ağlayarak sebat isteyelim ki fitneler ve fitneciler bizi yolumuzdan alıkoyamasın. Rabbimizden ağlayarak kalbimizin rikkatini artırmasını isteyelim ki kör olmuş gözlerimizin göremediğini kalplerimiz farketsin.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2015

Sayı: 328

İlkadım Arşiv