Ocak 2012 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

İtaatteki Hassasiyet

Rabbe itaat güzel, isyan çirkin; itaat şükür, isyan küfür; itaat muhabbet, isyan husumet; itaat düzen, isyan karmaşa; itaat huzur, isyan muzır.

 Şeytan ve nefse isyan güzel, itaat çirkin; ,isyan şükür, itaat küfür; isyan muhabbet, itaat husumet; isyan düzen, itaat karmaşa; isyan huzur, itaat muzırdır.

 İtaat ve isyan kime ise ona göre anlam kazanıyor. İtaat Hâlık’a güzel, mahlûka çirkin oluyor. Ancak Allah celle celaluh adına mahlûka itaat de güzeldir.

Varlık âleminde itaatin olmadığı yerde güzellik ve şükürden, muhabbet ve düzenden, huzur ve mutluluktan, bahsedilemez. İtaat ise kalbin itaatidir. Kalıbın itaati geçicidir.

Rabbimiz:

“Hayır, Rabbine andolsun ki; aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden dolayı içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın(onu) tam manasıyla kabul etmedikçe iman etmiş olmazlar” (Nisa 65) buyurmaktadır.

Kalıbın itaati yani bedenin itaati kalbe bağlıdır. O ne derse o olur.

İtaat etmemiş kalp, kalıbı geçici menfaatleri için itaat etmiş gibi gösterir, beklentileri gerçekleşmeyince kalbin niyeti kalıba yansır da, karşısındaki hayretlerde kalır, yıllarca itaat eden niçin itaatten vazgeçti diye.

Allah için itaat eden Allah’a isyan etmez. Allah’ın itaat et dediklerine de isyan etmez. Allah için, Allah’ın itaati emrettiklerine de onlar Allah’a itaate devam ettiği sürece itaate devam eder.

Dünya hayatının nizam ve intizamı ahiret hayatının huzur ve mutluluğu için itaat edilmesi gerekenlere itaat şarttır.

Rabbimiz:

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bu hususta anlaşmazlığa düşerseniz –Allah’a ve Ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu Allah’a ve Rasulüne götürün(Onların talimatlarına göre halledin); bu hem hayırlı hem de netice bakımından daha güzeldir.” (Nisa 59) buyurmaktadır.

Allah celle celaluhuya itaatten neş’et eden itaatler gerçek itaattir. Kişi imanını kaybetmediği sürece itaatini de kaybetmez, geçici itaatsizlikler olsa bile sürekli itaatsizlik olmaz.

Rabbimiz:

“Rabbiniz sizin kalplerinizdekileri çok iyi bilir.” (İsra 25) buyurmaktadır.

Allah celle celaluhuya itaat iddiasında olanlar bu iddialarındaki samimiyetlerini sürekli gözden geçirmelidirler. Allah celle celaluhunun emirlerini eksiksiz yerine getirebiliyor mu? Yasaklarından kaçınabiliyor mu? Allah celle celaluhuya itaatte sıkıntısı olanlar Peygambere nasıl itaat edecek? Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme itaatte sıkıntısı olanların ulu’l-emre itaatlerinden bahsedilebilir mi?

Mü’min öncelikle nefsini Rabbine itaate alıştırmak zorunda olup bunu severek ve isteyerek yapmalıdır. Şeytanın vesvesesinden nefsin tekebbüründen kurtulamayanların Allah celle celaluhuya itaatte samimi olmaları mümkün değildir. Kulları arasında Allah celle celaluhuya itaat ediyor gibi görünüp kendi başına kaldıklarında Allah celle celaluhuya itaat etmeyenler zahirde insanları aldatsalar bile aslında kendilerini aldatmaktadırlar. Çünkü kalplerin gizlediklerini en iyi bilen Rabbimizdir. Rabbini bilen nasıl olur da Rabbine itaat etmediği halde insanlara Rabbine itaat görüntüsü sergileyebilir?

Allah celle celaluhuya itaatte samimi olanlar O’nun Rasulüne itaatte sıkıntı yaşamazlar. Ha Allah celle celaluh emretmiş ha Rasulü emretmiş fark etmez. Çünkü Rabbimiz, Rasulünün vahiysiz iş yapmayacağını bize haber vermektedir. Rabbimiz Rasulüne itaatsizliğin akıbetini bize göstermek için yeryüzünün gezilip dolaşılmasını bize salık vererek nefislerine uyup Rasullerine itaat etmeyen kavimlerin hazin sonlarını görsünler ki ibret alıp kendilerine çeki düzen versinler.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:

“Kim bana itaat ederse Allah-a itaat etmiş olur, kim bana asi olursa, Allah-a asi olur, kim yöneticilere(İslam çizgisindeki) itaat ederse, bana itaat etmiş olur. Kim de yöneticilere asi olursa, bana asi olmuş olur” (Müslim, İbni Mace) buyurmuştur.

Allah’a ve Rasulüne itaat mutlak itaattir. Rabbimizin bize itaati emrettiği ulu’l-emr ise Müslümanların işinin başındaki herkestir. Amir, âlim, komutan, hâkim, anne, baba vb. kimselerdir.

Bunlara itaat ise mukayyettir. Allah ve Rasulüne itaatle kayıtlıdır. Bunlara, Allah ve Rasulüne itaat ettiği sürece itaat edilir. İsyan ettiklerinde bunlara itaat edilmez. Bunlar Ayet ve Hadislerde açıkça ortaya konmuştur.

Rabbimiz:

“Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa kendilerine –öf- bile deme, onları azarlama, ikisine de güzel söz söyle.” (İsra 23)

“Biz insana, ana babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Eğer onlar, seni hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, onarla itaat etme…” (Ankebut 8) buyurmaktadır.

Rasulallah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Emrettiği şey günah olmadığı sürece, bir Müslüman’ın kendisine yetki verilen yöneticilerin emirlerine, hoşlansın veya hoşlanmasın, itaat etmesi gerekir. Eğer amir ona günah olan bir şeyi yapmasını emrederse, o yöneticiyi dinlememeli ve onun emirlerine de itaat etmemelidir” (Buhari, Müslim) buyurmaktadır.

“Hz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bizden bazı şeylerle ilgili olarak bağlılık yemini aldı. Bunlardan biri de başımızdaki yöneticilerde apaçık küfür alameti görmeden onlara karşı gelmememizdi. O (küfür alametini gördüğümüz) zaman Allah huzurunda (başkaldırışımız için) geçerli bir nedene sahip olabiliriz.” (Buhari, Müslim)

“Müslüman’ın, sevdiği ve sevmediği hususlarda itaat etmesi gerekir. Ancak bir masiyetle emrolunursa o başka, o zaman ne dinleme vardır ne de itaat etme.” (Buhari, Müslim)

“Hz Peygamber Efendimiz bir guruba (seriye) askeri görev vermiş, başlarına da Abdullah bin Huzeyfe’yi getirmişti. Abdullah bir sebeple öfkelenmiş, emri altındakilere odun toplayıp yakmalarını, ateş olunca da içine girmelerini emretmişti. Emri alanlar tereddüt içinde kaldı. Bir kısmı ‘komutan (ulu’l-emr)a itaat edilir’ diye ateşe girmeye teşebbüs ediyorlar, bir kısmı ise ‘bu itaatin, buyruğun meşru olmasına bağlı olduğunu’ düşünerek onları engelliyorlar, ‘Biz ateşten kaçarak Peygambere katıldık’ diyorlardı. Bu çekişme devam ederken ateş söndü. Seferden dönünce durumu Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme arz ettiler. Efendimiz, ‘Ateşe girseydiler kıyamete kadar ondan kurtulup çıkamazlardı, itaat ancak meşru emre olur.’ buyurdu.” (Buhari)

Hükümlerin tayininde nihai otorite Allah celle celaluhu ve Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemdir.

Müslümanlar arasında veya yönetici ve yönetilenlerin arasında bir anlaşmazlık çıktığında müracaat kaynağı Allah celle celaluhunun Kitabı ve Rasulünün Sünneti olmalıdır.

Onlardaki hükümlere de gönülden boyun eğilmelidir. Bu hükümlere sözde itaat edip fiilen muhalefet edenler Allah celle celaluha ve Rasulüne isyan etmiş olurlar.

Ancak bir konuda Kur’an ve Sünnetten hüküm bulamazlarsa, Kur’an ve Sünnete ters düşmeyecek şekilde hareket edilmelidir. Allah sevgisi ve korkusunu kalplerinde hisseden samimi Müslümanlar böyle hareket ederler.

Allah celle celaluhun mülkünde, Allah ve Rasulünün Müslümanların işlerini tevdi ettikleri hususlarda amirlerine, savaşta komutana, ilmi meselelerde âlimlere, ailede anne babaya itaat edilmediği sürece bu alanların huzur ve sükûnundan bahsedilebilir mi?

Hayatın hangi alanına bakarsanız bakın itaatte muhabbet, isyanda husumet; itaatte hayır, isyanda şer vardır.

Hangi devlet başkanı asi tebaayı sever, hangi komutan asi askeri sever, hangi usta asi çırak ister, hangi âlim asi talebeyi sever, hangi ana baba asi evlat ister. Allah celle celaluhun sevmediğini kim sever ki? Allah davasına hizmet iddiasında olanların hizmetin bekası için Allah ve Rasulüne isyan olmayan hususlarda hoşuna gitse de gitmese de amirine itaat etmesi farzdır. Şeytan ve nefsin üflemeleri ile serkeşlik edip eften püften meseleleri itaatsizliğine tutamak yapanlar hem dünyalarını hem de ukbalarını mahvederler.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ocak 2012

Sayı: 282

İlkadım Arşiv