Nisan 2013 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

İman Kardeşliği

“Mü’minler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin.”(Hucurat, 10)

“Müslüman, Müslümanın kardeşidir.”(Buhari, Müslim, Tirmizi)

Allah Tealaya inanıp, ondan gelen her şeyi kabul edip, o doğrultuda hareket edenler kardeştir. Bu kardeşliğin formülü ilahî ve nebevî öğretide mevcuttur. Bu kardeşliği samimi olarak yaşayıp tadını çıkarmak isteyenler, Allah ve Rasulüne kulak vermelidir. Hakki iman kardeşliği öyle bir kardeşlik ki, ne kavim, ne kabile, ne bölge, ne renk, ne de dil farklılıkları bu kardeşliğe zarar veremez, vermemelidir. Kişinin bunlarda önceliği hangisine ise kardeşliği onadır. Kavmini, kabilesini, dilini, rengini ön planda tutanların kardeşliği onlaradır. İmanını ön planda tutanların kardeşliği de hakiki iman kardeşliğidir.  Rabbimizin lütuf ve ihsanıyla bu kardeşliği tesis edebilenler, İhlâs ve samimiyeti, diğergamlığı, dostluk ve yardımlaşmayı aralarında tesis etmiş olurlar. Bu kardeşliğe iman zayiinden ve zafiyetinden başka hiçbir şey zarar veremez. İman kardeşliği hayalî bir kardeşlik değildir. Rabbimizin yardımı ile bizzat Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin ensar ve muhaciri ashap yaparak gerçekleştirdiği iman kardeşliğidir.

Rabbimiz, “Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın, sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. Fakat Allah onların arasını uzlaştırdı. Şüphesiz o, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”(Enfal, 63)

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerini birleştirmişti. İşte Onun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.” (Al’i İmran, 103) buyurmaktadır.

Kalplerin uzlaşması, gönüllerin birbirine ısınması, insanlar arasında sevgi ve muhabbetin gerçekleşmesi, her şeyin sahibi olan Rabbimizin lütuf ve ihsanıyladır.  Yoksa Mekke’deki, Medine’deki, Arap yarımadasındaki daha sonrada tüm dünyadaki insanların İslam kardeşliği nasıl gerçekleşebilirdi? Bu gün bu kardeşlik, hem İslam düşmanları, hem yalancı fasıklar, hem de bazı cahil Müslümanlar tarafından hırpalanmış, zarara uğratılmışsa, samimi Mü’minlere düşen, şu memlekette bu memlekette değil, Dünyanın doğularında, batılarında İslam kardeşliğini tesis etmektir. Bu konu da ne kadar gayret edersek edelim, ne kadar başarılı olursak olalım, bilelim ki bu mutlak güç, hüküm ve hikmet sahibi olan yüce Rabbimizin lütuf ve ihsanıyladır. Bizleri de bu hayırlı işin bir ucundan tutmaya vesile kılarsa Rabbimize şükretmemiz lazım.

Gücün putlaştığı, güçsüzün köleleştirildiği bir ortamda, kardeşliğin tesisi çok zordur. Güçlü sahip olduğu imkânlardan vazgeçmeye yanaşmazken, ezilen, sömürülen, horlanan güçsüzler de yaşadıklarını unutamaz. Dolayısıyla bunları birbiriyle kaynaştırmak çok zordur.

Bunun şifresi de Kur’an’dadır, sünnettedir. Bu, İslam imanıdır. İmandan başka hiş bir şey, hakiki kardeşliği gerçekleştiremez. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz, Mü’minlere Mekke’de her türlü baskı ve zulüm altıda, Medine’de her türlü fitne fesat içinde de mü’min kardeşliği tesis etmiş hem de muhafaza edebilmiştir. Kardeşliğin tesisi kadar onun muhafazası da önemlidir. Mü’minler kardeşliği kemale erdirecek güzellikleri yaşamaya gayret ederken, kardeşliğe zarar verecek her şeyden uzak durmaları gerekir.

İlahî ve nebevî uyarılarda kardeşliğe zarar verecek hususlardan uzak durulması, kardeşliği pekiştirecek şeylere gayret edilmesi emredilmektedir.

“Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.’Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannı bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allaha karşı gelmekten sakının.” (Hucurat, 11-12)

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz;

“Müslüman, Müslüman’ın (din) kardeşidir.

Müslüman, Müslüman’a zulmetmez.

Müslüman, Müslümanı başına gelen musibette terk etmez, onu zalimin zulmünde bırakmaz.

Müslüman, din kardeşine yardımda bulundukça Allah da ona yardımda bulunur.

Kim bir Müslümanın dünya darlığını giderip de sevindirirse Allah da kıyamet gününde onun sıkıntısını giderip mutlu eder.

Kim dünyada Müslüman kardeşinin ayıbını örterse Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter."(Buhari, Müslim)

“Sakın zanna yer vermeyin. Zira zan sözlerin en yalanıdır. Tecessüs etmeyin, haber koklamayın, rekabet etmeyin, hasetleşmeyin, birbirinize buğz etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, ey Allahın kulları, Allahın emrettiği şekilde kardeş olun. Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu mahrum bırakmaz, onu tahkir etmez. Kişiye şer olarak, Müslüman kardeşini tahkir etmesi yeterlidir. Her Müslüman’ın malı, kanı ve ırzı diğer Müslüman’a haramdır. Allah sizin suretlerinize ve kalıplarınıza bakmaz, fakat kalplerinize ve amellerinize bakar. Takva şuradadır (eliyle göğsünü işaret etti). Sakın ha! Birbirinizin satışı üzerine satış yapmayın. Ey Allahın kulları kardeş olun. Bir Müslüman’ın kardeşine üç günden fazla küs olması helal olmaz.”(Buhari, Müslim, Ebu Davut, Tirmizi)

Mü’min hiçbir sebeple Müslüman kardeşine üç günden fazla küs duramaz, zulmedemez, kin tutamaz, buğz edemez, alay edemez, Aralarına zenginlik, fakirlik, makam, mevki, kadınlık, erkeklik vb. engeller koyamaz.

Dün de bugün de ne zaman insanoğlu, bu ilahî ve nebevî emir ve yasakları, fert, aile ve toplum hayatında uygulamışsa huzur ve sükûna kavuşmuş, dostluk ve kardeşliği tesis etmiş; ne zaman da bundan yüz çevirmiş, fitne ve fesadın, husumet ve düşmanlıkların pençesinde perişan olmuştur.

Rabbimiz, “(Ey Muhammed!) Onlara, Âdemin iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Öteki, ‘’Allah ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti. Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allahtan korkarım. “Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. İşte bu zalimlerin cezasıdır.” Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu.” (Maide, 27-30) buyurmaktadır.

Bu gün bazı Müslümanların, bazı tassublarından dolayı maalesef İslam düşmanlığı aşikâr kişilerle birlik olup, Müslüman kardeşlerine karşı mücadele ettiklerine şahit oluyoruz. Bu hal imanla bağdaşmaz.

Rabbimiz, “Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğu, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy, sopları olsa bile, Allah’a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir.” (Mücadele, 22) buyurmaktadır.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:

“Hiçbiriniz, kendisi için istediğini din kardeşi için de istemedikçe olgun mü’min olamaz” (Müslim, Tirmizi, Nesai)

Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve yekdiğerini korumakta tek bir vücut gibidir. Vücudun herhangi bir uzvu rahatsız olursa öteki organları da bu yüzden rahatsız olur ve uykusuz kalır.(Buhari, Müslim)

Mü’minler birbirlerine karşı, parçaları yekdiğerine kenetli sağlam bina gibidir.”(Buhari, Müslim, Tirmizi) buyurmaktadır.

Biz samimi mü’min kardeşler olmaya ve diğer kardeşlerimizin arasını da düzeltmeye gayret edersek, Rabbimiz de bu kardeşliği bize lütfeder.

“Biz onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar.” (Hicr, 47)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Nisan 2013

Sayı: 297-1 (Özel Sayı)

İlkadım Arşiv