Ocak 2013 İbrahim ÇİFTÇİ A- A+
A- A+

İletişim, Dil ve Beden Diliyle İletişim Unsurları

İletişim: İletişim, insanlar arasındaki duygu, düşünce, bilgi, tecrübe ve hayâllerin değişik kanallarla başkalarına bildirilmesidir. Birey ile birey ve bireyle toplum arasındaki bağı oluşturmada iletişimin ne kadar önemli olduğu malumdur. İletişim ne kadar kuvvetli ve sağlam olursa toplum ve birey arasındaki çatışma da o denli az olacaktır. İnsanoğlu var olduğu günden bu zamana kadar tek başına yaşamamış, toplum olarak varlığını sürdürmüştür. İnsan, birey olarak bir grubun üyesi olmuş ve kültürü oluşturmuştur. Gerek kültürü oluşturmasında gerek de kendisinden sonra gelen kuşaklara bu kültürü aktarmasında elbette en önemli rolü iletişim oynamıştır. İletişim, her şeyden önce bir insan etkinliğidir. Çünkü hayvanlar koklaşa koklaşa insanlar konuşa konuşa anlaşırlar.

Bildiğimiz ilk iletişim Allah(celle celâlüh) ile melekler arasındaki diyalogdur. Sonra Allah(celle celâlüh) ile Hz.Adem(aleyhisselam), Hz Âdem’le şeytan, Allah(celle celâlüh) ile diğer peygamberler arasında olmuştur. Bunun dışında bireyler arasında konuşmayarak iletişime,  Hz. Zekeriyya(aleyhisselam) ve Meryem’in durumları,  konuşarak iletişime Hz. İsa’nın kundaktayken bile konuşması, işaret dili ve benzetmelerle iletişime,  Hz. Peygamberin anlatımlarındaki el parmak işaretleri, mimikleri tabiattan alıntıları, soru yoluyla anlatımları yaşanmış örneklerdir.

İletişimin temel ögeleri: İnsanların konuşmaları, yazışmaları sanatsal faaliyetleri(çizgi, müzik gibi) tartışma ve bağrışmaları, tebessüm ve öfkeleri, tokalaşma ve kucaklaşmaları iletişimdir. İletişimin esası başka biriyledir. İletişimde en az iki kişi vardır. Gönderici ve alıcı tarafı. Gönderilen ileti(mesaj), iletinin ulaştırma yolu ya da şekli, kanal( söz, yazı, resim, hareket…) iletişimin olduğu ortam, mekân bağlam, iletinin karşılığı dönüt iletişimin temel ögeleridir. Allah gönderici, insan alıcı, mesaj “Elestü bi Rabbikum?” dönüt “belâ”, bağlam “âlem-i ervah.”

Kişiler arası iletişim: Karşılıklı iletişim içinde bulunan insanlar, bilgi, sembol üreterek, bunları birbirine aktararak ve yorumlayarak iletişimi sürdürürler. Kişiler arası iletişimde gönderici ve alıcı arasında zaman ve mekân birliği vardır. Bir iletişimin kişiler arası iletişim sayılabilmesi için bazı kıstasların gerekli olduğunu belirtmeliyiz.

İletişimde, kişiler arasında belli bir yakınlık veya ortak payda ve olmalıdır. Kişiler arasında tek yönlü değil karşılıklı mesaj alışverişi olmalıdır. Çünkü şahısların kurmuş olduğu iletişimde kaynak ve alıcı olarak birbiri hakkında olumsuz duygular gütmeleri mesajın doğru anlaşılmasını önler. Bir de alıcı,  kaynak durumundaki ferdin mesleği, cinsiyeti, dış görünüşü gibi özelliklerini değerlendirmeye sokarak kendince olumsuz bir izlenim oluşturabilir.  Bu da kaynak ve alıcı arasındaki iletişimde kopukluklara sebebiyet verebilir. Ayrıca alıcı ve kaynak arasında mevcut bulunan kültürel farklılıklar da mesajın değerlendiriliş aşamasında önemli sorunlar teşkil eder.

Söz konusu mesajlar sözlü ve sözsüz olabilir.  Bunlardan sözlü iletişim dil ve dil ötesi olmak üzere iki alt sınıfa ayrılmaktadır. İnsanların karşılıklı konuşmaları ve hatta mektuplaşmaları (Rasulullah’ın krallara gönderdiği mektuplar tam bir iletişimdir.) “dille iletişim” olarak kabul edilmektedir. Dille iletişimde kişiler, ürettikleri bilgileri birbirlerine ileterek anlamlandırırlar. Düşünce ve zekânın bir göstergesi olan dil, en gelişmiş ve en etkili bir iletişim aracıdır. İnsanlar konuşarak anlaşırlar. Tebliğin en önemli kısmı dil ile yapılan olmuştur. Musab bin Umeyr’in (Allah ondan razı olsun) Medine’de hurma bahçelerinde İslam’ı anlatması ve kendisini öldürmeye gelen Sa’d’e “Gel dinle” demesi. Onun da “Hayır seni öldürmeye geldim” sözüne karşılık Musab’ın “Önce dinle, öldüreceksen yine öldür, dinlemekten niçin korkuyorsun?” ifadesi.  Onu dinleyen Sa’d’in (Allah ondan razı olsun) hidayeti dil ile iletişimin mükemmel bir misalidir.

Dil ötesi iletişim sesin niteliği ile ilgilidir; ses tonu, sesin hızı, sesin şiddeti, hangi kelimelerin vurgulandığı, duraklamalar ve benzeri özellikler, dil ötesi iletişim sayılır. Dille iletişimde kişilerin ne söyledikleri, dil ötesi iletişimde ise nasıl söyledikleri önemlidir.

Sözsüz İletişim: İletişim denilince kimilerinin aklına sadece sözlü iletişim, yani konuşulan dil aracılığıyla kurulan iletişim gelmesine karşın, iletişim sözsüz olarak da kurulabilir. Aynı ortamda birbirlerini algılayan kişiler hiç konuşmasalar bile bakışlarıyla, vücutlarının duruşuyla, aralarında bıraktıkları mesafeyle birbirlerine mesaj yollar ve sözsüz bir iletişim kurarlar. Buna “kalpten kalbe bir yol gider gizli gizli .”söyleyişiyle “kalp gözü”de diyebiliriz. İletişime giren kişilerin birbirlerini doğru olarak anlayabilmeleri için, hem gönderilen sözlü mesajların içeriğine, hem de sözlü mesaja eşlik eden beden diline, yani kişinin yüz ifadesi, jest ve mimikleri gibi görsel ipuçlarına dikkat etmeleri gerekmektedir. Allah Rasulü’nün (sallallahü aleyhi ve sellem) yere çizgi çizerek, tabiattan misaller vererek, benzetmeler yaparak konuşması, yüz hatlarındaki değişikler-ki sahabe sorunca bu değişiklikleri açıklıyor- dil ötesi iletişime örneklerdir.

Beden Dili: İnsanlarjest, mimik, oturuş, duruş gibi çeşitli tavırlarla da kendini ortaya koyar. Bu aracılara sözsüz mesaj, sözsüz mesajla yapılan bu anlatım biçimine de sözsüz iletişim denir. Şu halde bizler iletişim kurarken jestlerimizi, mimiklerimizi, sesimizin tonunu vb. sözel olmayan elemanların iletişimdeki yeri ortalama % 10 olan konuşmayı güçlendirmek, daha anlamlı kılmak için kullanmaktayız. Bu yolla gönderdiğimiz mesajlar söylediklerimizden çok daha etkili olabilmektedir.

Yüz İfadeleri (mimik): İnsan bedeninin en dikkat çeken yeri yüz, yüzde ise en çok dikkat çeken,  gözlerdir. Bireyler arasındaki gerçek iletişim göz göze gelmekle başladığından gözlerin ve bakışın büyük bir anlam ve önemi vardır. Bir kimse gözünüze bakıyorsa size ilgi duyuyor demektir. Karşısındaki insan ya da nesneye ilgi duyan insanın göz bebekleri açılır. Öte yandan bir kimse gözünü gözünüzden kaçırmakla, sizden bir şey saklamak durumunda olduğunu ifade edebilir. Bu nedenle karşısındakini etkilemek isteyen insanlar gözlerinin içine bakarak konuşurlar. ”Gözler yalan söylemez” sözü de bunu açıklar zannımca.

Jest ve Mimikler: Yüz kaslarının anlatım amaçlı kullanımı mimikleri; baş, el, kol, bacak ve bedenin kullanımı da jestleri oluşturur. Jest ve mimikler esas ve ikincil olarak ikiye ayrılır. Esas jest ve mimikler, düşünce ve duygularımızı destekleyen, onları somutlaştıran hareketlerimizdir. Örneğin sohbet sırasında göz kırpma, başı sallama, kolları açma, elleri kullanma gibi işaret ve hareketler iletmek istediğimiz ve programladığımız bir mesajı içeren jestlerdir.

Ya da gelenek ve göreneklere göre olması gereken davranışların oluşturduğu toplumsal jest ve mimiklerdir. Mesela, başın yukarı, aşağı yönlere ve yanlara olan hareketleri… Karşıdakine yaklaşma veya uzaklaşmadır. Bu küçücük hareket insanın gerçek duygularını ortaya koyması açısından büyük önem taşır.

İletişimdeki Engeller

a) Ön yargı: Bir kişi veya topluluk hakkında önceden öğrenilmiş ve bir kalıp olarak yerleşmiş algılardır. Yapılan son araştırmalara göre 4–5 saniye içerisinde oluşan ilk izlenim kişilerin algılanması ve akılda bir yere yerleşmesi, iletişimde oldukça önemlidir. Örneğin ilk karşılaştığında mutsuz olan bir kişiyi diğerlerine “çok soğuk” diye tanımlamak bundan sonraki davranışların da bu yargıya göre şekillenmesin sebep olur.

b) Tektipleştirme: Bireyler arasındaki iletişimin engellerinden biri olan tektipleştirme (streotip) genelde olumsuz duyguları yansıttığından kişilerin olumlu yönlerini görmeyi engeller. Aynı zamanda ötekileştirmeye sebep olduğu için birliktelik ve yakınlık duygusunun gelişimini önler. Genelde ötekileştirme sonucunda bireyler diğerlerine karşı düşmanca tavırlar beslemekte bu da kişilerin iletişiminde engel oluşturmakta ve insanları birbirinden uzaklaştırmaktadır.

Kehanet: İletişimi zedeleyen hususlardan biri de kehanettir. Kişiler arası iletişim sürecinde kehanet teorisi iki biçimde ortaya çıkar. Birincisi kişi gerçekte var olmayan özellikleri var kabul ederek iletişimi olumsuzlaştırır. İkincisi birey kendi tahminleri doğrultusunda çevresindekileri etkileyebilir onları tahminlerine inandırabilir.

Değiştirme çabası: Bireyler arasındaki iletişimde engel oluşturan bir başka şey karşısındaki bireyi değiştirme çabasına girmektir. “Kendi kişiliğini hemen terkle benim dediğim gibi olsun” anlayışı diğerlerini sen yapmaktır ki iletişimi koparır. “Senin görevin tebliğdir hidayet Allah’tandır.” buyruğunun çok tekrarı bunu vurgulamak için olsa gerek. Ya biz niçin sonuçla çok meşgul oluyoruz?

Örtülü anlamlar: Kişiler arası iletişimin engellerinden biri örtülü anlamlardır. Örtülü anlam, iletişimde kaynak ve alıcı arasında doğru kelimelerin kullanılmaması  sonucu, alıcının mesajı kaynağın aktardığı şekilde anlayamamasına ve  farklı değerlendirmelere sebep olur.. Buna yasaklar ve korkulardan dolayı “kuşdiliyle” ya da imalı konuşma diyebiliriz. “Yanlış anlaşıldı”  düzeltmeleri de örtülü anlamdandır.

İç İletişim ( Kişinin kendisiyle konuşması, barışması)

Bir insanın düşünmesini, duygulanmasını, kişisel ihtiyaçlarının farkına varmasını, iç gözlem yapmasını, rüya görerek kendi içinden mesaj almasını ya da kendine sorular sorarak bunlara cevaplar üretmesini bir iç iletişim sayabiliriz. Karşı karşıya gelen iki insan arasında gerçekleşen iletişimin benzeri, tek bir insanın içinde de gerçekleşmektedir. İnsanlar kendi içlerinde bir takım mesajlar üreterek ve bunları yorumlayarak kişi içi iletişimde bulunurlar. Nefis muhasebesi “Bu gün Allah için ne yaptın?” sorusu ve cevabı da yapılması gerekli bir iç iletişimdir.


Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ocak 2013

Sayı: 294

İlkadım Arşiv