Ağustos 2016 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

Hizmetlerin Münafıkları

Rabbimiz mükemmel şekilde yarattığı insanın emrine hayatını mükemmel şekilde devam ettirecek nimetler de verdi. Rabbimiz buyurdu ki: “O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da kurulduğunuzda Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve ‘Bunu hizmetinize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz’ diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.” (Zuhruf, 12-13-14)

Kul, Rabbinin ihsan ettiği nimetlerden yer, içer istifade eder. Bu nimetlerden istifade ederken muhakkak Rabbini hatırlamalı, bu sayısız nimetleri kendine bahşeden Rabbine şükretmelidir. Sayısız nimetlerden istifade ettiği halde şükretmeyenler nankörlerdir. Bu şükür sadece sözle değil Allah davasına hizmetle mümkün olur. Her şeyi kendisinin hizmetine sunan Rabbinin davasına hizmetle…
“Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.” (İbrahim, 32)

Yerler, gökler ve arasındaki her şey, yağmurun bitirdikleri, bitkilerin yetiştiği toprak, dağlar, denizler, ırmaklar, ovalar velhasıl gökle yer arasındaki her şey insanın emir ve hizmetine amade kılınmıştır. İnsan mükemmel ve mükerrem yaratılmıştır. Fıtratını bozmayan, yaradılış amacı doğrultusunda yaşayan insan bütün bu nimetlere layık olmuş, fıtratını bozup kulluktan uzaklaşan ise nimetlere nankörlük etmiş demektir. “O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır.” (Nahl, 13)

Hizmetine bunca nimet verilen insan, kendisine verilen en büyük nimet olan akıl nimetini kullanarak bu nimetlerin kendisine niçin bahşedildiğini düşünüp ibret almalıdır. Her bir nimetten istifade ederken “ya Rabbi bu nimetleri ihsan etmeseydin benim bunlara gücüm yetmezdi” demelidir. Eğer bunu düşünüp idrak eder, fani nimetlerin şükrünü eda ederse elbette Rabbimiz ona baki nimetlerini de ihsan eder. “De ki: Size onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında içinden ırmaklar akan, ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır. Allah kullarını hakkıyla görendir.” (Âl-i İmran, 15)

Rabbimiz, dinine hakkıyla hizmet edenlere hem dünyada hem de ahirette hizmet edecek kimseler halk eder. Kulun, Allah’ın dinine yaptığı hizmet ne dünyada ne de ahirette karşılıksız kalır. “Çevrelerinde, gördüğünde saçılmış inciler sanacağın, hep aynı gençlik ve güzellikte kalacak hizmetçiler dolaşır.” (İnsan, 19)

Mü’min nefsini ve neslini Rabbine hizmete adamalıdır. Şanı yüce Rabbimizin hata ve kusurlarımızla bizleri davasına hizmetkâr olarak kabul etmesi en büyük lütuflardandır. “Hani, İmran’ın karısı ‘Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin’ demişti.” (Âl-i İmran, 35)

Adem aleyhisselam’dan günümüze kadar samimi olarak Allah davasına hizmet eden Resuller, Nebiler ve onların sadık takipçileri pek çok engel, sıkıntı ve meşakkatle denenmişler ve yollarına yılmadan devam etmişlerdir. “De ki: Bizim başımıza ancak Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü’minler yalnız Allah’a güvensinler.” (Tevbe, 51)

Onlar başlarına geleni sorgulamayıp ihlâsla yollarına devam etmişler, sadece ve sadece Rablerine güvenmişlerdir. Rableri de onları asla ve asla yardımcısız bırakmamıştır. “Allah kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allah çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.” (Hac, 40)

Allah’ın gücü üzerinde bir güç tanımayanları hiçbir güç yıldıramamıştır. Kendileri zayıf ve güçsüz olsalar bile, müstekbirlerin karşısına dikilip Allah davasını onların yüzlerine haykırmışlardır. “Allah, sizin düşmanınızı çok daha iyi bilir. Allah dost olarak yeter. Allah yardımcı olarak da yeter.” (Nisa, 45)

Er veya geç Rabbimiz, mü’minlerin düşmanlarını tek tek ortaya koymuştur. Rablerinin kendilerinin yardımcısı olduğuna inanan, karşılarındaki zalimlerin de şeytanlarından bile yardım görmeyeceğine inanan katıksız mü’minler, yılmadan Allah’ın dinine yardım etmeye devam etmişlerdir. “Zulmedenlerin yardımcıları yoktur.” (Bakara, 270)

Dost ve yardımcısının, yerlerin ve göklerin yegâne sahibi, hükümranı olan Allah olduğuna inanan mü’minin Allah davasından başka ne davası olabilir ki? “Bilmez misiniz ki göklerin ve yerlerin hükümranlığı Allah’ındır. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.” (Bakara, 107)

Allah için girdiği mücadeleleri Allah’ın yardımı ile kazanacağına inanan mü’minin başka bir mücadelesi olabilir mi? Onun tek korku ve endişesi günah ve kusurları sebebi ile Rabbinin yardımından mahrum kalmaktır. “Allah size yardım ederse sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.” (Âl-i İmran, 160)

Allah davasına hizmette mü’minleri en derinden yaralayan olay müşriklerden çok münafıkların tutum ve davranışları olmuştur. Onlar gizlice küfre yardım etmişler, her fırsatta mü’minler arasına nifak sokmaya gayret etmişlerdir. Bu münafıklar Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem hayattayken bile kâfirlere destek ve üs olmak üzere mescid inşa etmişlerdir. Münafıkların en belirgin özellikleri yalancı olmalarıdır. Mü’minler yalancılara karşı dikkatli olmalı, asla ve asla onların yalanlarına kanmamalıdır. Münafıklar yalan yere yemin etmekten asla çekinmezler.

“Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resulü’ne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescid yapanlar vardır. Bunlar ‘bizim iyilikten başka kastımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah şahitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar.” (Tevbe, 107)

Rabbimiz, müşriklerin de münafıkların da kalplerine korku salarak, onları en çok güvendikleri maddi ve manevi desteklerinden mahrum bırakmıştır. Mü’min kulları eliyle de onları helak etmiştir. “Allah, kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. Siz onların bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir ediyordunuz.” (Ahzab, 26)

“Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et.” (Bakara, 250)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ağustos 2016

Sayı: 337

İlkadım Arşiv