Şubat 2013 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

Hizmetin Önderleri

İnsanların en büyük gafleti, Rableri tarafından hesaba çekileceklerini unutmaları, kendilerini bu gafletten uyaran kimseleri de alaya almalarıdır. Gafletten uyanmayan kavimler ilahî azaba müstahak olmuşlardır. En büyük hizmet de, kalpleri gaflet içerisinde yüzen insanları, bu gafletten kurtarmaya çalışmaktır. Tebliğ hizmetleri, neticesi ne olursa olsun hiç çekinmeden şevk ve gayretle yerine getirilmelidir. Bu yol, doğru yolun önderleri olan Resullerin, nebilerin, onların samimi tabilerinin yoludur. Bu yolun yardımcısı âlemlerin Rabbi olan Allah Tealadır. Onun yardımının ulaştığı hiçbir hizmet akamete uğramaz. Yeter ki Hakkın yolunda daim ve kaim olunsun. Samimi davet yolunu kimse engelleyememiş, bundan sonra da engelleyemeyeceklerdir.

Rabbimiz:

“Biz, hakkı batılın tepesine bindiririz de o, batılın işini bitirir. Bir de bakarsınız ki, batıl yok olup gitmiştir.’’ (Enbiya, 18) buyurmaktadır.

Davası hak olanın, dayanağı da hakdır. Hiçbir batıl dava hakkın karşısında duramamış, yok olup gitmiştir. Allah cc davasından başka bütün davalar, adı ne olursa olsun batıl davalardır. Nefsanî ve şeytanî davalardır. Adı; kavmî, meşrebî, mezhebî, meslekî, siyasî olan bu davaların çoğu maddî veya manevî çıkar ve menfaate dayanır. Çıkar ve menfaatin bittiği yerde bu davalar da biter. Dün birbiri ile sarmaş dolaş olan bu davaların insanları, bu gün birbirini bir kaşık suda boğmanın hesabını yaparlar. Bu batıl davalar mantar gibidir, köksüzdür, ömürsüzdür çok çabuk gelişir yetişir ama çabucak bozulur, yok olur. Hak davaya hakkı verildiği sürece, batıl davaların hakkından gelir. Hizmetçiler değişse de Allah Tealanın davası ilelebet devam eder.

Rabbimiz:

İnsan, aceleci yaratılmıştır. Size ayetlerimi göstereceğim; benden acele istemeyin.” (Enbiya, 37)

“İnsan hayrı istediği kadar şerri de ister. İnsan pek acelecidir!” (İsra, 11)

“Eğer Allah insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de acele verseydi, elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu…” (Yunus, 11) buyurmaktadır.

Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

“Teenni, Allah Teâlâ’dandır, acele de şeytandan.” (Tirmizi)

“Karanlık gecenin parçaları gibi olan fitnelerden önce, hayırlı ameller işlemede acele edin. O fitne geldi mi kişi mü’min olarak sabaha erer de kâfir olarak akşama girer. Mü’min olarak akşama erer de kâfir olarak sabaha ulaşır, dinini basit bir dünya menfaatine satar.” (Müslim, Tirmizi) buyurmaktadır.

Din simsarlığı insanlık tarihi kadar eskidir. Samimiyetsiz insanlar, dün de bugün de basit dünya menfaatleri karşılığında, şöhret, şehvet, riyaset, haset ve para uğruna dinlerini, dolayısıyla yakın geleceklerini, ahiretlerini satmaktadırlar. Din simsarlarının hocası iblistir. Gururu, kibiri, hırsı, hasedi, kendini beğenmişliği alıp dinini sattı. Yaratanına isyan etti. İflas etti. İblis müflistir, onun yoldaşları da öyledir. En büyük iflas basit dünya menfaatleri karşılığında dini satmaktır. En büyük kazançsa dünyanın basit menfaatlerini ahiret karşılığında satmaktır.

Rabbimiz:

O halde, dünya hayatını ahiret karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.” (Nisa, 74) buyurmaktadır.

Dünya hayatı istesen de istemesen de elinden alınacak. Gel bunu gönüllü olarak ver de, ebedi hayatı kazan. Hani sen kaz gelecek yerden tavuğu esirgemezdin. Yoksa kazla tavuğu birbirine mi karıştırdın?  Gözünü aç da hakikatleri gör artık. Dünya hayatını ahiret karşılığında satmanın yolu, ölümüne Allah yolunda mücahededir. Öyle bir mücahede ki, İhlâs ve samimiyetle yaptığın takdirde ölsen de kalsan da, yensen de yenilsen de kazanıyorsun. Var mı böyle bir kazanç? Var mı böyle bir ticaret? Bu ilahî vaatler de bizi gafletten kurtarmıyorsa halimiz nice olur?

Mü’min, nerede acele edip, nerede acele etmeyeceğini,  neleri isteyip, neleri istemeyeceğini çok iyi bilmelidir. Mü’min, hayırlı işlerinde acele etmeli, sanki yangından mal kaçırır gibi hayırlı işlere koşuşturmalıdır. Yarın, hizmetler için çok geç kalınmış olabilir. Mü’min, hizmetlerden bıkıp usanmamalı, hizmetleri külfet değil nimet bilmelidir. Sağlık sıhhati yerindeyken, Allah Tealanın davasına hizmet ederek, nimetlerin şükrünü eda etmeye çalışmalıdır ki ebedi nimetlere kavuşabilsin. Tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa yakalanan kimseden, şifa bulması karşılığında, gece gündüz hizmet etmesi istense hiç tereddüt eder mi? Düşünüp ibret almak lazım.

Rabbimiz:

“O’na ibadet hususunda kibirlenmezler ve yorulmazlar.” (Enbiya, 19)

“Onlar, bıkıp usanmaksızın gece gündüz tesbih ederler.” (Enbiya, 20) buyurmaktadır.

Hizmet ehli mü’min, hizmet esnasında, kâfirlerin, münafıkların hatta bir kısım gafil Müslümanların bin bir çeşit engelleri ile karşılaşabilir. Allah Tealaya güvenip dayanırsa bu engellerin hepsini kolayca aşabilir. Rabbimizin beyanına göre, en büyük engellerle dava önderleri peygamberler karşılaşmışlardır.

Rabbimiz:

“Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi; ama onları alaya alanları, o alay konusu ettikleri şey kuşatıverdi.” (Enbiya, 41)

“Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu Allah’ın dilediğine verdiği lütuftur.”(Maide, 54) buyurmaktadır.

Allah yolunun samimi yolcuları, bu yolda hiçbir engel tanımazlar, engeller onların hızını kesmek şöyle dursun, hızlarını artırır. Hizmet heyecanlarını artırır. Aştıkları her bir engelin kendilerini Rablerine yaklaştırdıkları bilinci ile koşuştururlar.

Rabbimiz:

Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez.” (Enbiya, 47) buyurmaktadır.

Allah yolunun samimi yolcuları, en yakınları da olsa, kırılır incinir kaygısı ile hakikati söylemekten çekinmezler.

Rabbimiz, İbrahim -aleyhisselam-’ dan bahisle:

“O babasına ve kavmine: ‘Şu Karşısına geçip tapmakta olduğunuz heykeller de ne oluyor?’ demişti. Dediler ki: ‘Biz, babalarımızı bunlara tapar kimseler bulduk.’ ‘Doğrusu, siz de, babalarınız da açık bir sapıklık içindesiniz’ dedi.” (Enbiya, 52,53,54) buyurmaktadır.

Aklı başında insan; anasının, babasının, çoluğunun çocuğunun, kavminin kabilesinin, eşinin dostunun, peşine düşerek haktan hakikatten uzaklaşmaz. 


Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Şubat 2013

Sayı: 295

İlkadım Arşiv