Mayıs 2024 Mahmut AVEDER A- A+
A- A+

HADİS İKLİMİ-Sonsuzluk Yurdu: Ahiret

Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre, Allah Resulü (sav) şöyle buyurmuştur: ''Allah'a ve ahiret gününe iman eden kişi, misafirine ikram etsin. Allah'a ve ahiret gününe iman eden kişi, komşusunu rahatsız etmesin. Allah'a ve ahiret gününe iman eden kişi, ya hayır söylesin ya da sussun." (Ebu Davud)

İslam akaidinin temel esaslarından biri olan ahirete iman, mutlak adaletin tecelli edeceğine imanın da bir gereğidir. Çünkü Peygamber Efendimizin ifadesiyle "Kıyamet gününde tüm haklar sahiplerine verilecektir. Hatta boynuzsuz koyunun boynuzlu koyundan hakkı alınacaktır."

İnsanda adalet duygusu fıtridir. Dünyanın hiçbir yerinde tarihin hiçbir döneminde adaletin sürekli olarak tecelli edip, hâkim olduğunu söylemek mümkün değildir. Hayatı boyunca birçok haksızlığa muhatap olan insan, hakkını tam olarak alabileceği bir zamanın özlemini çeker, hasretini duyar. İyi ile kötünün, zalim ile mazlumun, haklı ile haksızın tam olarak ayrılacağı bir günün, zamanın gelmesini ister.

Öte yandan insanlar dünya hayatında sağlık, servet, zekâ, kabiliyet ve hayat standartları açısından eşit değildir. Kimi açlık ve yoksulluk içerisinde kendisine takdir edilen hayatı yaşarken, kimi de zevk ve safa içerisinde bir hayat sürebilmektedir. Kimisi sağlıklı bir yaşam sürerken diğeri bin bir hastalığın pençesinde boğuşabilmekte veya doğuştan ya da sonradan meydana gelen sebeplerden dolayı engelli olarak hayatını idame ettirmektedir. Dünya hayatında farklı sıkıntılar çeken insanların ilahi adaleti göreceği ikinci bir hayat olmalıdır.

Allah Resulü, inanan insanın dünyada takınması gereken tavrı şöyle ortaya koymaktadır: ''Akıllı kişi, kendisini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır. Aciz kişi ise arzularına uyup bir de Allah'tan (bağışlanma) umandır". Çünkü "İnsanoğlu kıyamet günü beş şeyden: Ömrünü nerede ve nasıl tükettiğinden, gençliğini nerede ve nasıl geçirdiğinden, malını nereden kazanıp nerede harcadığından, öğrendiği bilgileri yaşayıp yaşamadığından hesaba çekilmedikçe hiçbir tarafa hareket edemeyecek, yerinden kımıldayamayacaktır."

Allah Resülü'ne, "Müminlerin en akıllısı (şuurlusu) kimdir?" diye sorulduğunda O: "Ölümü en çok hatırlayan ve ölümden sonraki hayatı için en güzel şekilde hazırlanan kimsedir." diye cevap vermiştir. Ahirete imanı içtenlikle benimseyen mümin, "yaptığı hiçbir iyiliğin mükâfatsız kalmayacağını, hem dünyada hem de ahirette karşılığının tam olarak verileceğini" bilir.

Diğer taraftan ahirete inanan kişi, ebedi hayatta kendisinin tek yoldaşının ameli yani dünyada yapıp ettikleri olduğunu idrak eder. Çünkü Allah Resulü: "Ölü ile beraber kabre kadar üç şey gider: Ailesi, malı ve amelleri. Bunlardan ikisi yani ailesi ve malı geri döner, üçüncüsü olan ameli kendisiyle baş başa kalır." buyurmaktadır. Ümmetinin ahirette yoldaşsız ve rehbersiz kalıp mutluluğu tadamayacak olma ihtimalini Allah Resulü düşünmüş, bir kabrin kenarında oturmuş, gözyaşı dökmüş ve arkadaşlarına, "Kardeşlerim! Ölüm için hazırlık yapın." buyurmuştur.

Ahirete iman etmek insan hayatına anlam katar, yön verir, değer kazandırır. Bu inanç, insana bütün davranışlarını yüce bir gaye için yaptığı bilincini aşılar. Ebedi hayatı hesaba katarak hareket eden insan, kötülüklerden uzak durur. Dünya hayatını iyilik, dürüstlük, yardımseverlik, yalnızca Yaratıcı'ya kulluk gibi salih ameller üzerine inşa eder.

Ahirete inanan insan, dünya hayatında ölçülü, tutarlı hareket eder. Kin, haset, düşmanlık, nefret gibi duygularını törpüler. Affetme, bağışlama, hoş görme duygularını geliştirir. Kendisi, ailesi, çevresi ve toplumu ile barışık yaşar. Bela ve musibetler karşısında sabırlı ve fedakârca davranabilir. Huzuru ve mutluluğu servet, şöhret, kudret, şehvet gibi fani yani geçici tatminlerde değil Allah'a imanda, imanı çerçevesinde yaşamakta arar. O'nun rızasını kazanabileceği işleri yapmaya çalışır.

Ahirete iman bilinciyle hareket eden ve bu bilinç doğrultusunda yaşayan bireyler; erdemli, ahlaklı olmayı, hak ve hukuka riayet etmeyi, başkalarına saygı göstermeyi, kısaca yaratılanı Yaratan'dan ötürü sevmeyi şiar edinirler. Bu his ve şuura sahip olan fertlerden müteşekkil olan toplum da huzurlu bir toplum olur.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr