HADİS İKLİMİ-Hem Rabbine Hem Kardeşine Kurban İle Yakınlaş
Ağustos 2018 Mahmut AVEDER A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

HADİS İKLİMİ-Hem Rabbine Hem Kardeşine Kurban İle Yakınlaş

Hz. Aişe’den radiyallahu anha rivayet edildiğine göre, Allah Resulü aleyhisselam şöyle buyurmuştur: “Âdemoğlu kurban günü Allah katında kurban kesmekten daha güzel bir amel işlemez. Kurban, kıyamet günü boynuzları, kılları ve tırnaklarıyla (sevap olarak) gelir. Kurban, henüz kanı yere düşmeden, Allah tarafından kabul edilir. Bu sebeple kurban kesme konusunda gönlünüz hoş olsun, (bu iş size zor gelmesin).” (Tirmizi)

Hicretin ikinci senesi Zilhicce’nin onunda ilk kurban emri yerine getirildi. Bayram hutbesinde Peygamber Efendimiz aleyhisselam, Yüce Allah’ın kurban günlerini Müslümanlar için bayram ilan ettiğini ve kendisinin de bunu kabul etmekle emrolunduğunu belirtti. Bayram günlerini, (oruç değil) yeme-içme ve Allah’ı zikretme günleri olarak niteledi. Bayramda kurbanların kesilmesi ve yoksulların doyurularak sevindirilmesi yönünde ashabına tavsiyelerde bulundu.

Belki de ilk Kurban Bayramı olduğundan, o gün Medine’ye dışarıdan birçok misafir gelmişti. O sene kıtlık vardı, gelenlerin çoğu aç ve yoksuldu, doyurulmaları gerekiyordu. Onların bu durumunu dikkate alan Rahmet Peygamberi, kurban etlerinin misafirlere ikram edilerek üç gün içerisinde tüketilmesi talimatını verdi. Hatta kurban etlerinin üç günden sonra sahipleri tarafından yenilmesini yasakladı. Böylece aç ve muhtaç kardeşlerinin bayramı tam anlamıyla yaşamalarını sağladı.

Hatta bu misafirlerin içler acısı durumlarını gören Hz. Peygamber, bayram namazından sonra Bilal-i Habeşi ile birlikte hanım cemaatin yanına gitti. Onlardan da bu yoksullar için yardım talep etti ve bilezik, gerdanlık, küpe ve benzeri birçok ziynet eşyası verdiler.

Ertesi yıl sahabeden bazıları söz konusu uygulamanın devam edip etmeyeceğini sordu. Efendimiz, “Size kurban etlerini üç günden sonra tüketmek üzere ayırmanızı yasaklamıştım. Fakat Allah size bolluk verdi ve hayırlara kavuşturdu. Dolayısıyla o etlerden yiyebilir, sadaka olarak verebilir ve istediğiniz kadar da kendiniz için ayırabilirsiniz.” (Müslim) buyurdu.

Kurban kesen sayısının artması durumunda istenildiği kadar yenilir, yedirilir ve saklanabilirdi. İhtiyacın fazla olması halinde ise, tekrar Hz. Peygamberin uygulamasına benzer bir tutum sergilenmelidir.

Kurbanı, varlıklı kimselerin yapacağı bir ibadet olarak gören Allah Resulü, yoksulların kurban kesmesine sıcak bakmazdı.

Kurbanın ibadet boyutu kadar, toplumsal fonksiyonu da önem arz eder. Allah için kesilen kurban ibadetinde, tüketimi itibariyle muhtaç insanların doyurulması gibi pratik bir amaç gözetilir. Buradaki hikmet, Allah rızası ile birlikte yoksulun et ve gıda ihtiyacını karşılamaktır. Böylece kurban, Müslüman toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar, sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunur. Zengine malını Allah rızası için harcama ve başkalarıyla paylaşma haz ve alışkanlığını verir; onu cimrilik hastalığından, dünya malına tutkunluktan kurtarır.

Neticede fakirleri de bayram günlerindeki sevince ortak ederek, birlik ve kardeşlik içinde huzurlu bir bayram geçirmelerini sağlar. Kurban ibadetinin bir hikmeti de zengini muhtaç kardeşlerine yaklaştıran önemli bir vesile olmasıdır. Komşuları, akrabaları, dostları, yakın olsun uzak olsun kardeşleri birbirine bağlayan ve ruhları kaynaştıran bir ibadettir. Adını dahi duymadığı birçok yoksul ülkede yaşayan, hiç görmediği, tanımadığı, aç ve muhtaç kardeşlerine uzattığı bir eldir.

İslam dininin bayramlara yüklediği anlamı başka hiçbir din veya medeniyette göremezsiniz. Başka toplumlarda bayram, belki de eğlence demek, tatil demektir. Ama İslam toplumunda bayram; bütün toplumun birlik beraberliği, zengin-fakirin birlikte coşkuyu yaşaması demektir.

Ramazan bayramından hemen önce zenginlerden fakirlere zekât ve fitre adı altında maddi bir destek söz konusudur. Fakir, ihtiyaçlarını karşılayarak bayrama çıksın diye. Kurban bayramında ise aynı amaç, kurban etinin taksimiyle hedeflenir. Yani Ramazan bayramında herkes maddi bir refaha kavuşurken, kurban bayramında ise herkesin evinde kurban eti vardır.

Kurban, takvaya erişme arzusu içinde Yüce Yaratıcıya yaklaşanlar arasına girebilme gayretidir. Kurban, takvaya; takva da Allah’a ulaştırır. Yüce Rabbimiz kurbanların, aslında Allah’ı yüceltme ve O’na şükretme vesilesi olduğunu belirttikten sonra şöyle buyurur: (O kurbanların) Ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşacaktır. Fakat O’na sizin takvanız ulaşacaktır.” (Hac, 37)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ağustos 2018

Sayı: 361

İlkadım Arşiv