HADİS İKLİMİ-Allah’ın Resulüne Salâvat
Kasım 2018 Mahmut AVEDER A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

HADİS İKLİMİ-Allah’ın Resulüne Salâvat

Ebû Hureyre’nin naklettiğine göre, Rasulullah aleyhisselam şöyle buyurmuştur: “… Bana salâvat getirin. Çünkü nerede olursanız olun, salâvatınız bana ulaşır.” (Ebu Davud)

Dua esnasında Allah’a hamd etmeli ve Resulüne salâvat getirilmelidir. Dua, rahmet ve mağfiret anlamına gelen “salât” ile esenlik ve barış anlamındaki “selam” kelimelerinden oluşan “salât ü selam” yani “salâvat getirme” yahut kısaca “salvele” tabiriyle ifade edilir. Değişik lafız ve manalara gelen salâvat çeşitleri içerisinde kültürümüzde en yaygın olanları “aleyhi’s-selam, aleyhi’s-salatü ve’s-selam” veya “sallallahu aleyhi ve sellem” cümleleridir. Peygamber Efendimize bu tür ifadelerle salâvat getirmek, ona olan bağlılığı teyit etme, ona karşı en derin sevgi ve hürmeti arz etme anlamına gelir.

“Kıyamet günü insanların bana en yakını, bana en çok salâvat getirendir.” hadisinden de ümmetinin kendisi ile kurduğu sıkı bağ anlaşılmalıdır. Şüphesiz O’nun sünnetini en çok rehber edinenler, önderliğine en iyi şekilde teslim olanlar, hayatları boyunca O’nun dinine destek olan ve insanlara anlatmaya çalışan kişiler, ona en çok salâvat getiren yani aradaki iman ve gönül bağını en samimi şekilde kuranlardır.

Sözlü ifadesine önem verilen salâvatın pratiğe dönük, hayatı şekillendiren bir yönü olduğu da açıktır. İnsanların Allah’ı hatırlamaları nasıl ki sadece tekbir getirmekle olmazsa, O’nun Resulüne salâvat getirmek de sadece sözlü ifadelerle olmamalı. Allah lafzını dilden düşürmemek, tekbir getirmek; sözlü salâvat getirmek elbette önemlidir ve önemsenmelidir. Ancak Allah ve Peygamber sevgisi sadece bu lafızlara indirgenmemelidir.

Bir rivayette; bir araya geldiklerinde Allah’ı zikretmeyen ve peygamberlerine salâvat getirmeyenler kınanmaktadır. Burada esasen Allah’ın emirlerine ve peygamberinin ahlakına aykırı söz ve eylemlerde bulunmanın, zikir ve salâvatlarda adı anılan Allah ve Resulünü rahatsız edeceği vurgulanmaktadır.

Toplantılara salâvat getirerek başlamak elbette güzel ve övülmesi gereken bir davranış ise de asıl salâvat, o toplantıların Allah Resulünün tavsiye ettiği ölçülere aykırı olmamasına dikkat etmek, onun koyduğu ölçüleri düşünerek onlara uygun ve olgun davranmaktır.

Aynı şekilde, “Yanında ismim anıldığı halde bana salâvat getirmeyen kimsenin burnu yerde sürtünsün.” “Bana salâvat getirmeyi unutan (terk eden) kişi cennet yolunu kaybeder.” “Cimri, yanında anıldığım halde bana salâvat getirmeyen kimsedir.” şeklinde gelen rivayetlerde zikredilen kişiler de Hz. Peygamberin ismi anılınca bilinçli bir şekilde salâvat getirmeyen kişilerdir.

Hızla gelişen ve değişen hayatın akışı içerisinde önemli bir aidiyet işareti olan salât ü selam, insanın öz benliğine yabancılaşıp kendini kaybetmesine engel olur.

Sonuç olarak salâvat, Allah Resulüne karşı görevlerin hatırlanması için bir fırsat olduğu gibi ahirette O’nun şefaatini kazanmaya da bir vesiledir. Allah, risalet görevini en iyi şekilde yerine getirdiği için Resulüne övgü, tazim, lütuf ve ihsanda bulunmak için salât getirir. Melekler O’na rahmet dilemek, O’nun şanını yüceltmek ve Allah’tan O’na olan nimetini artırması için niyazda bulunmak üzere salâvat getirirler. Mü’minler ise Son Peygambere sevgi ve bağlılıklarını arz etmek, ona saygı ve hürmetlerini ifade etmek ve kendisini model olarak benimsediklerini beyan etmek üzere salâvat getirirler.

Efendimizin dünyaya teşriflerinin seneyi devriyesini yaşayacağımız bu günlerde O’na bol bol salâvat getirmek, O’nun hayat tarzını rehber edinmek dua ve niyazıyla…

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2018

Sayı: 364

İlkadım Arşiv