Şubat 2010 M. Selçuk ÖZDOĞAN A- A+
A- A+

"Gönül İkliminde Damladan Deryaya" ve "Hüdayi’nin Ziyafet Sofrası’dan"

Kıymetli okuyucularımız! Bu ay sizlerle iki kitap daha tanıyacağız. İkisi de Erkam Yayınlarından ve Osman Nuri TOPBAŞ Hocaefendi’nin kaleminden çıkmış eserlerdir. Bu eserler Gönül İkliminde Damladan Deryaya ve Hüdayi’nin Ziyafet Sofrası’dan isimli eserlerdir.

 İki eserimizin de ortak özelliği roman ve birbirinin devamı niteliğinde olmalarıdır. Her ikisinde de olaylar Yunus Dede merkezlidir. Verilen mesajlar Yunus Dede tarafından Hüdayi Dergahı’ nda veriliyor. Bunlar eserlerimizin ortak özellikleridir.

Burada Erkam Yayınlarını kutlamak gerekiyor. Çünkü yayınevinden çıkan eserlerin kapak tasarımı, iç sayfaların dizgi ve grafiği çok güzel hazırlanıyor. Eseri elimize aldığımızda bizleri cezp ediyor. Bölüm başlarında kullanılan fotoğraf ve verilen özetler çok güzel bir şekilde seçilmiş.

Şimdi gelelim eserlerimizi tanımaya. İlk olarak Hüdayi’nin Ziyafet Sofrası’ndan isimli eseri tanıyalım.

Bu eserimizde ana kahramanlarımız, kitapta Kemaller olarak vasıflandırılan Ahmet Kemal ve Mehmet Kemal isimli iki kişidir. Kitapta özetle şunlar anlatılmaktadır: Kemallerin ikisi de sarhoşluğu meslek haline getirmişlerdir. Buldukları paraları İstanbul’un kenar semtlerinde bulunan pislik hanelerde içki içerek tüketmektedirler. Bir Ramazan akşamında, iftar vaktine yakın bir zamanda, paraları olmadığı bir zamanda Hüdayi Dergahı’ nda yemek dağıtıldığını duyarlar ve dergaha gelirler. Tabi ki üstleri başları fena halde pis, saç baş dağınık bir vaziyettedirler. Dergâha girerler ve yemeklerini yerler. Dergâhta Yunus Dede’nin sohbetine katılırlar ve bir daha ölene kadar bırakmazlar. Kemaller’in isimleri gibi kemale ermeleri bizlere hoş bir şekilde anlatılır. Yazarımız Kemaller vesilesiyle bizleri emri bil maruf ve nehyi anil münkerin nasıl yapılacağı konusunda çok önemli mesajlar veriyor. Mesela, “ Mümin gül tabiatlı olmalıdır. Yani bu dünya bahçesinde dikenleri görüp onlardan incinerek dikenleşmek yerine, araya kış gibi çileler de girse, onları bahar iklimleriyle kucaklayarak bütün aleme bir gül olmalıdır.”diyor. Bu tür örnekleri ve daha fazlasını eserimizi okuduğunuzda göreceksiniz. Bu eserimiz daha çok erkeklerimize mesajlar veriyor.

Diğer eserimiz, Gönül İkliminde Damladan Deryaya ise kadınlarımıza mesajlarla doludur.

Kahramanımız Şebnem. Şebnem, toplumda çok rastlanan bir tip. Annesi ve babasını küçük yaşlarda kaybetmiş, ninesinin yanında yetişmiş bir bayandır. Lüks yaşamla, İslami yaşantı arasında bocalarken Nur isimli hemşireyle tanışır ve hayatına nur doğar. Nur hemşire onu Yunus Dede’nin sohbetlerine götürür. Şebnem bir daha orayı bırakamaz. Romanımızdaki Müge isimli tip ise lüks ve hodkam yaşantının bir örneğidir. Ailesi zengindir. İslam dışı yaşantı üst seviyededir. Ta ki İffet Anne’nin, kalbine İslam nazarıyla bakmasına ve babasının iflasına kadar. Daha sonra Müge olur Melek. Şebnem ve Melek’in hidayete giden maceraları bizlere de çok önemli mesajlar vermektedir. Zaten Osman Nuri Topbaş Hocaefendi de bu romanıyla hayatın ve ölümün manasını, genç kızlarımızın ve aile hayatımızın önündeki tehlike ve badireleri veciz bir şekilde dile getirmiştir. Ayrıca her sorunun ve engelin de çözüm yolunun sunulması bizlere de aynı olaylarla karşılaştığımızda nasıl davranacağımızı öğretmektedir.

Özetle ısrarla tavsiye ettiğim iki eser. Özellikle genç kızlarımıza ve erkeklerimize yol göstermesi açısından okunması gereken iki eser. Emin olun bir solukta okuyacaksınız. Haydin okumaya!

(Not: Sizlerin de okuduğunuzda çok faydalandığınız ve tanıtılmasını istediğiniz eserler olursa bizlerle paylaşmanızı istiyoruz. Saygılarımızla. Mail: mso_50@hotmail.com)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr