Eylül 2012 M. Selçuk ÖZDOĞAN A- A+
A- A+

Gerçek Tarihin Peşinde & Kayıtdışı Tarihimiz

Kıymetli İlkadım Kitaplığı okuyucularımız. Bu ay kitaplığımızda tarihle ilgili iki kitap tanıyacağız. Mustafa Armağan’ın Gerçek Tarihin Peşinde ve Yavuz Bahadıroğlu’nun Kayıtdışı Tarihimiz isimli kitapları inceleyeceğiz. Tarih, ilgi duyulan bir alan. Bu alanla ilgili de ülkemizde epeyce kitap neşredilmeye başlandı. Bu kitaplar içerisinde doğruyu yazanı bulmamız gerekiyor. Çünkü ülkemizde uzun yıllar tarihimizle ilgili yazılan kitaplar yanlı, bir tarafı karalamaya yönelik yazıldığı için doğrudan ziyade; birileri yerilirken cüce kişiler yüceltilmeye çalışıldı. Örnek, Sultan Vahdettin vatan haini, 2. Abdülhamit istibdatçı, kızıl sultan oldu. Bunu karşısında tarihte yapıldığı bile tartışılan İnönü Savaşı sonucunda İsmet Bey kahramanımız oldu. Şeyh Sait İsyanını, Çerkes Ethem’i, hep resmi tarihin bakış açısıyla öğrendik. Bandırma Vapuru’nu o eski görüntüleriyle hafızamıza kazıdık ve o vapuru hep öyle bildik. Acaba neden doğrular değil de birilerinin istediğini tarih diye öğrendik. Rahmetli Necip Fazıl çeşitli eserlerinde bizleri doğrularla buluşturmaya çalıştı. Zamanımızda da yetişen tarihçilerimiz bizleri gerçeklerle buluşturuyor. Mustafa Armağan ve Yavuz Bahadıroğlu bunlardan ikisi.

Mustafa Armağan, Gerçek Tarihin Peşinde isimli eseriyle bizleri tarihin koridorlarında bir gezintiye çıkarıyor. Gezinti esnasında bizden isteği de hayret makamında kitabı okumamız. Tarih koridorunda gezerken karşılaştığımız bilgi, belge ve kişilere hayret etmemiz. Kitabı okurken özellikle bazı bölümlerde gerçekten hayret makamında oluyorsunuz. Çalıkuşu isimli romanı öğrencilerimize okumaları için tavsiye ederiz. Ama bu eserin zamanın etkili ve yetkili kişilerince içerisinde geçen dini içerikli kelime ve cümlelerin sansüre uğratıldığını okuyunca hayret ediyorsunuz. Eyüp Sultan’nın kardeşinin Bitlis’te metfun olduğunu öğrenince, Libya’ya başbakan ihraç ettiğimizi okuyunca hayret ediyoruz. Yazarla birlikte Kanuni ile ilgili bölüme gelince beraber kızmaya başlıyor, Muhteşem Rezalet bölümüyle kızgınlığımız zirve yapıyor, o malum diziyi çekenlere “Yeter artık, tarihi bu kadar da çarpıtmayın, ölmüş gitmiş insanların özel hayatlarına bu kadar girmeyin.” diyoruz. Murat Bardakçı’yla ilgili koridora gelince tebessüm etmekten kendimizi alamıyoruz. Çünkü Osmanlıca bir eseri günümüz alfabesine çevirirken yaptığı hatalarını okuyunca Bardakçı’nın ne kadar büyük bir tarihçi(!) olduğunu anlıyoruz. Ereğli Kazası’nın Erkilet Kazası’na, mevcud’un mevzu’ya Ertuğrul Sancağı’nın Ertuğrul Kazası’na, vilayeti kelimesinin mahallatı kelimesine dönüştüğünü okuyunca eminim sizler de tebessüm edeceksinizdir. (Bardakçı latin harfli metinlerde bile okuma hatası yapıyor. s. 236)Timaş Yayınları

Yavuz Bahadıroğlu’nun eseri, yazarın konuşması gibi çok akıcı. Zaten kitabı okurken Yavuz Bahadıroğlu’nu o tok sesini kulağınızın dibinde hissediyorsunuz. Kitap bölümler halinde hazırlanmış. Osmanlı’dan günümüzü tarihimizle ilgili kafamıza takılan sorulara cevaplar çok güzel bir şekilde sunulmuş. Osmanlı’da padişahlar tek yetkili miydi? Astığı astık kestiği kestik yöneticiler mi yoksa yönetimleri nasıldı? Sürekli gündeme getirilen Osmanlı sarayındaki harem nasıl bir yer? Padişahlar içki içer miydi? Niçin şehzadeler katlediliyordu? Sultan Abdülaziz nasıl şehid edildi? Sultan 2.Abdülhamit nasıl bir padişahtı? Osmanlı büyükelçileri Paris’te nasıl bir hayat sürdüler ki orada Türk Mahallesi, Türk Modasının oluşmasını sağladılar? Lozan’la ilgili neleri bilmiyoruz? Vb. birçok soruya cevap bulabileceğimiz bir eser.

Nesil Yayınları

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Eylül 2012

Sayı: 290

İlkadım Arşiv