Ocak 2015 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

Gerçek Fatih Kendini Fethedendir

İslam fetihleri hep gönüllerin fethi ile amacına ulaşmıştır. Gönülleri fethedilememiş insanların ülkelerini fethetmişsiniz, neye yarar. Gerçek fatih kendini fethedendir. Gönlünü Allah adına fethedebildin mi?

Gönülleri Allah adına fethedebilirsin. Gerçek fetih önce fatihin gönlünde gerçekleşir. Gönülde gerçekleşmeyen fetih, gönüller fethedemez. Gönüllerin fethedilemediği hiçbir fetih, amacına ulaşamamıştır.

Rabbimiz kullarının gönlüne göre verir.

Rabbimiz buyurdu ki; “Şüphesiz Allah, ağaç altında sana biat ederlerken inananlardan hoşnut olmuş. Gönüllerinde olanı bilmiş onlara huzur, güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Fetih, 18-19)

İtaat kul olmanın, ümmet olmanın netice itibarıyla ilahi hoşnutluğa ermenin olmazsa olmaz şartıdır. İlahi hoşnutluğa erenler hem gönüllerin hem de yeryüzünün fatihi olurlar. Rabbimiz onlara hem maneviyatın hem de maddiyatın anahtarlarını bahşeder de onlar da tüm kapıları ilahi nusratla açarlar. Huzur ve güvenin hâkim olmadığı gönüller, mutluluğa ermez, imanın tadını alamazlar. İmanın tadını alamayanlar da ne dünyalarını ne de ahiretlerini fethedebilirler.

Rabbimiz buyurdu ki; “Allah size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkârı, fasıklığı ve karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir.” (Hucurat, 7)

Fetihler ancak ilahi rıza ile gerçekleşebilirler. Allah’ın rahmeti olmayan hiçbir hareket fethe dönüşemez. Neye talip olursan Allah sana onu nasip eder. İman, kalbin fethidir. Huşu içindeki ibadetler ve güzel ahlak azaların fethidir. Kendini fetheden insanlığı fetheder.  Kendini fethedemeyen ülkeler fethetmiş neye yarar. Gönülleri de ülkeleri de harab eder, turab ederler.

İman erleri, İslam erleri doğru yolda olanlardır. İnkârcı fasıklar ise rahmet yolundan sapanlardır. İman erleri rahmetin paratonerleri, inkâr ehli ise felaket ve musibetlerin paratonerleridir. İmanı seviyorsan, İslam’ı seviyorsan, mü’minleri seviyorsan; iman üzeresin. Mü’minleri sevmiyorsan, mü’minin dışındakileri sevip onlara muhabbet ediyorsan; bu sapmadır.

Rabbimiz buyurdu ki; “Bütün bunlar, içtenlikle Allah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir.” (Kaf, 8)

Gönül âlemi çok önemlidir. Gövde gözüyle Allah’ın arzına bakıp ibret alamayanların, gönül gözü açılamaz. Gönül gözü açılmayanların ise hayırdan nasibi olmaz. Gönül gözü görmeyenin hem dünyası hem ahireti kararır. Allah kulunun gönül gözünü açmasını ister de kul da bundan kaçmaya yeltenir.

Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimiz ümmetinin gönül gözünü açmaya memurdu ama insanların çoğu onun çağrısına sırt döndü. O, onların gönül gözlerini açmaya çalıştıkça onlar kapadılar. Çağrıya kulak verenler ise iki cihanlarını mamur ettiler.

Rabbimiz buyurdu ki; “İman edip, salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince, işte onlar cennetliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.” (Hud, 23)

Gönül gözü açılanlar Rablerine gönülden bağlanır, gönülden iman ederler ve iyi işlerle uğraşırlar. Mükâfatları ilahi rahmetin coşup taştığı cennetlere kavuşmaktır. Gönül gözüyle göremeyenler, gönülden bağlanamazlar. Gönülden bağlanamayanların ise ahir ve akıbeti perişandır.

Rabbimiz buyurdu ki; “Hâlbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!” (Mü’minun, 78)

Rabbimiz kulunun ihtiyacı olan maddi ve manevi her şeyi onda yaratmıştır. Rabbinin verdiği nimetlerden gafil olanlar o nimetlerin farkına bile varmadan ömürlerini tüketmiş ve bin bir hasretle Rablerine dönmüşlerdir. Güle oynaya Rabbe dönüşün yolu, O’na gönülden bağlanmakla mümkündür.

“Biz ona gönülden bağlanmış kimseleriz.” (Bakara, 139) diyebilenlere ne mutlu.

Rabbimiz buyurdu ki; “Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun.” (Bakara, 238)

Gönülsüz hiçbir iş kişiyi menzil-i maksuduna ulaştıramaz. Mü’min yaptığı her işi gönülden yapmalı, yapamıyorsa terk etmelidir. Yapmak zorunda olduğu işleri ise gönlüne sevdirmenin yol ve yöntemlerini bulup, yapmak zorundadır. İmanı, ibadetleri, ahlakı hep gönülden olmalıdır.

Rabbimiz buyurdu ki; “Malları Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rableri katında mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.” (Bakara, 262)

Mü’minlerin gönülleri nazargâh-ı ilahidir. Rabbimiz o gönüllerin incitilmemesini emretmektedir. Bunu başarabilenlere cennet vardır. Onlar korktuklarından emin, umduklarına nail olanlardır.

“Peygamber ve onunla beraber mü’minler; Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. “İyi bilin ki Allah’ın yardımı pek yakındır.” (Bakara, 214)
Darlık ve zorluk herkes içindir. Allah’ın en sevgili kulları peygamberler bile bundan nasibini almıştır. Allah’ın yarımı her zaman mü’minlerle beraberdir.

Fetih niyettir. Fetih sevgidir. Fetih hasrettir. Fetih sabırdır. Fetih fedakârlıktır. Fetih vuslattır. Fetih, Allah’ın mülkünde Allah’ın hükmünü hâkim kılmaktır. Gerçek fetih ise dünyayla birlikte ahireti de fethedebilmektir.

“Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.” (Araf, 55)

Mü’minin her şeyi gönül âleminde doğar, gönül âleminde gelişir ve gönül âleminde gerçekleşir. Bunun meyveleri de iki cihana yansır. İki cihan mutluluğu temennisi ile fi emanillah.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ocak 2015

Sayı: 318

İlkadım Arşiv