Haziran 2014 Atilla DEĞİRMENCİ A- A+
A- A+

Etken ve Heyecanlı İman

Sözlüklerin ruhsuz ve köreltici kalıpları arasında kalan iman; doğrulamak, güvenmek, itimat etmek ve gönülden benimsemek anlamlarına gelmektedir. Allah Teâlâ’nın insanlara huzur ve saadet kaynağı olması için gönderdiği sistemde yani İslam Dini’nde ise iman; Allah Teâlâ’nın katından gelen ve “kabul edin” dediği ne varsa her birisinin eksiksiz ve şüpheden uzak bir şekilde kabul edilmesidir. Bu kabullenmede kalp kabul edilmesi gerekenleri tasdik, dil ise tasdik edilen kabulleri ikrar edecektir. Tabii ki iman sadece kalp ve dilin yapması lazım olan uygulamalar değildir. Kalpten başlayarak bütün vücutta yansıma oluşturabilecek bir iç dinamiktir.
Bir başka yönüyle iman, kalbî heyecan ve büyük bir aşkla kabul edilen hükümlerin, kuralların sahibinin çerçevelediği anlayışla ömür boyunca tavır ve duruş sergilemektir. Hayatın her türlü –kolay veya zorlu- şartlarında bu tavırdan ve duruştan taviz vermeden hayata devam etmektir. Basit bir aksesuar gibi “Aman canım, dursun bi kenarda belki bir gün lazım olur” mantığıyla hareket edilecek argüman değildir. İnsanları yığın olmaktan kurtarıp kul haline dönüştüren kulluk sözleşmesidir.
İman eden kişi iman ettiği şeyleri her yönüyle kabullenmiş olur. “Şu kısmı hoşuma gitmedi, bu kısmı biraz abartılı, öteki kısmı beni sarmıyor” gibi garip cümleler kurarak imanı yok edecek şüphelere dalmaz. Çünkü iman net bir şekilde kabul etmektir. Ya kabul edilir ya da edilmez. Ya Allah Teâlâ’ya iman eder, kulluk yönünü O’na doğru çizersin ya da menfaat odaklarının basit bir yardakçısı olur, nefislerin çizdiği keşmekeş sistemlerde rezil olur gidersin.
İman, insan hayatında taşları yerinden oynatan harikulade bir değişimdir. “Amentü/İman ettim” iddiasında bulunan insan artık kafasına göre değil, iman ettiği varlığın kurallarına göre hayatını devam ettirir.
Allah Teâlâ’ya iman eden insan; Allah Teâlâ’nın “gör” dediği gibi görür, “duy” dediği gibi duyar, “konuş” dediği gibi konuşur, “yaşa” dediği gibi yaşar. İnsana, eşyaya, mala, paraya, evlada, arkadaşa, çalışmaya vb bakışı tamamen Allah Teâlâ’nın istediği gibidir. Hayatı içerisinde imanın getirilerini uygularken zorluk çekse bile şüpheye mahal bırakmadan iman üzere hayatına devam eder.
İmanın insan hayatında değişimler oluşturması gerektiğini bir örnekle izah edelim.
Efendimiz aleyhisselam, Mekke günlerinde bir müşriki imana davet eder. Müşrik imanın ne anlama geldiğini ve ne olduğunu sorunca Efendimiz aleyhisselam “Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed aleyhisselam’ın Allah’ın Rasûlü olduğunu kabul etmendir.” der. Bu ifadeyi duyan müşrik şu enteresan cevabı verir: “Vallahi Muhammed! Sen benden çok şey istiyorsun. Bütün hayatımı değiştirmemi istiyorsun. Bu çok tehlikeli… Senin bu çağırdığın bütün Mekke’yi karşıma almaktır.”

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Haziran 2014

Sayı: 311

İlkadım Arşiv