Ağustos 2022 İlkadım A- A+
A- A+

Eğitimci Yazar Salim Çelik ile İslami hizmet hakkında konuştuk.

 

1. Hizmeti kim için ve ne için yapıyoruz?

Hizmeti Allah rızası için yapmalıyız. Hizmet yapmaktan uhrevi muradımız, Rabbimizin rızası kazanmak. Dünyevi muradımız ise Allah’ın rızasına uygun bir dünya, ülke, devlet ve insan inşa etmeye çalışmak. İnşa etmek değil, o yolda çalışmak. Biz seferden sorumluyuz. Zafer Allah’tandır ve O’na aittir.

2. İkinci Akabe Biatinde, Abdullah bin Revaha, yapacağı hizmetler karşılığında ne olduğunu soruyor. Allah Resulü cevap olarak “cennet” buyuruyor. Abdullah bin Revaha da “ne güzel ticaret” diyor. Peki, bizlerin hizmet karşılığında beklentileri nelerdir, ne olmalıdır?

Bu soruyu duyunca, benim aklıma da şu ayet-i kerime geldi: “Sizi can yakıcı azaptan kurtaracak bir ticaret yolu göstereyim mi? Allah ve Resulüne iman edersiniz, Allah yolunda canlarınızla ve mallarınızla cihad edersiniz. Eğer iman edenlerseniz, bu sizler için daha hayırlıdır.” (Saff, 11) Cennet, onu özleyen için en büyük nimet. Hizmet sonucu bir müminin beklentisi, Rabbinin rızası ve cenneti. Dünyalık hesaplar, makam, para, itibar, insanların övgüsü gibi amaçlar hizmetin güvesidir. Yapılan güzel amelleri heba eder maalesef.

3. Hizmette edeb ve ölçüler nelerdir, nelere dikkat etmeliyiz?

İnsanlardan bir şey beklememek, üslubu doğru ayarlamak, müjdelemek gibi bir sürü ölçü ve edep sayılabilir. Günümüzde muhatabı iyi tanımak, onun gönül dünyasını yakalamak, sırdaşı olmak, özlemek ve özlenmek gibi çok farklı edep ve ölçü ilave edilebilir.

4. Hizmet eden ve muhatapları açısından hizmette karşılaşılan problemler nelerdir?

Hizmet eden açısından; niyetini bozmak, yaptığı hizmeti Allah’ın ve kullarının başına kakmak en büyük problem. Ayrıca ekeleşmek (buna profesyonelleşmek de diyorlar), bence hizmetin güvesi. Ekeleşmekten kastım, bu işin tüm teknik ve usullerini öğrenmek ve hizmette uygulamak değil. Bu çok güzel ve gerekli. Ekeleşmekten kasıt, herkesten daha iyi bilmek, herkesten daha önce ortaya atılan fikri denemiş olmak. Yeni ve temiz kalplere, halis niyetlere hiç fırsat tanımadan önünü kapatmak. Kendisini hidayetin ve kaderin sahibi zannetmek.

5. Hizmetin somutlaşmış hali vakıflar diyebilir miyiz? Buradan hareketle Osmanlı Vakıf Medeniyetinden bizlere örnekler verebilir misiniz?

Hizmette vakıflar önemli. Osmanlı Devleti’nde 25.000’in üzerinde vakıf tesis edilmişti. Bunlardan 1500’den fazlası hanımefendiler tarafından kurulmuştu. Yani hizmetin kadını erkeği yok. Esir askerleri düşman elinden kurtarmak için, fakir gençleri evlendirmek için, yazları soğuk su ihtiyacını karşılamak için bile vakıflar vardı. Vakıf hayal edebilen için her alanda olabilir. Hizmet etmek, muhatap açısından kendini kapatmak, nasihate tahammül edememek, her şeyden ama az bilmek, yanlış örnekleri bahane ederek sorumluluk almaktan kaçınmak, hizmet almayı engelliyor. Yani kalbin ve gönlün kapılarının üst üste kilitlerle kilitlenmiş olması. Bu kapıları teker teker ve sabırla açmak da hizmet insanının sorumluluğunda.

İsteyene her duvar bir kapıdır. Bahane ve mazeret hastalığına yakalanan için ise her bahane, yeni bir kilit ve engeldir.

6. İslam medeniyetinde hizmette ismi altın harflerle yazılanlardan aklınıza kimler geliyor? İslami hizmet hususunda gençlerimize yakın dönemlerden kimleri örnek gösterebiliriz?

Zeyd bin Harise, Eba Eyyub el-Ensari, Tarık bin Ziyad, Ahmed Yesevi, Ahiler, Baciyan, Hasan el Benna, Malcolm X, Hacıveyiszade, Zeki Soyak Hocaefendi, Ahmet Ağmanvermez, Osman Bağcı, Yusuf Şibik, Feryadi Yağcı, Mustafa Metin, Habbab Dilaver Koparan, Cemal Sunar, Mehmet Seyfi, İsmail Varır ve benzeri… Rabbim sayılarını artırsın.

7. Hizmet bizlere neler kazandırır?

Rabbimizin rızası ve cennet inşallah.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr