Temmuz 2015 Atilla DEĞİRMENCİ A- A+
A- A+

Duamız Tüm İnsanlığa Çağrıdır

Aşağıdaki paragrafta hayata Müslümanca bakamayan, dünyadan basit beklentileri olan, yaratılmış ve kul olduğunu kabullenemeyen insanların normal hayat seyirlerine ait bir durum tespiti yapacağız.

“İçeriğini anlamlandıramadığı memnuniyetsizlik boşluğuna hızla sürükleniyor. Elinde bulunan hiçbir imkân tatmin duygusunun doyumunu sağlayamıyor. Farlılık gösteren veya yeni üretilen şeyler kısa zaman dilimlerinde eskitiliyor. Geçen zaman da gelecek zaman da hep verimsizlik üzerine bina ediliyor. Hayat hesaplamaların çıkmazında. Süreç böyle ilerlerken bunalımlar bir yönden, iç hesaplaşmalar bir başka yönden insanı kıskaca alıyor. İnsan bu açmazları gündem yaparak hayat yolunda sadece patinaj ediyor.”

Bu problemleri yaşamak istemeyenlere bir yol sunulmuş, Rabbimiz tarafından. Yol; Allah Teâlâ’ya, Kuran’a,  Rasulullah’a aleyhisselam ve topluma karşı sorumluluklarını göz önünde bulundurarak bir hayat yaşamaktır. Bu algı seviyesinde hayatı yaşamaya çalışanlar için Allah Teâlâ’nın ve peygamberlerin istekleri her şeyin önünde gelmelidir. En güzele ulaşmak da, ruhi bunalımlardan kurtulmak da, tatmin duygusunun doyumu da ancak bu yol ile sağlanır.

Kulluğu sadece Allah’a yapacağına söz vererek hayatını devam ettirenler için bu fani dünyadan ayrılıncaya kadar bitmek bilmeyen –tabi ki gücü nispetinde- sorumluluklar ve vazifeler vardır. Dünya’ya halife olabilme potansiyeli ile gelen insan, ömrü boyunca vazifesinin şuurundadır. Onun vazifesi insanları nefislerinin, çıkarlarının, şeytanın… peşinden gitmelerini engellemek ve Allah’a kul olmaya çağırmaktır. Bunu sağlamak için yapılan her çalışma Kuran’da dua olarak nitelendirilmiştir.

Farklı anlamlar veya farklı tanımlamalar yapılmış olsa da dua kavramı özünde Allah’a çağrıyı hatırlatan, insana yüklenmiş olan emanetin yapısını anlatan yaklaşımlar barındırır. Fussilet Suresi’nde “Allah’a çağırandan daha güzel sözlü kim vardır.” ilahi fermanı tüm insanlara duanın niteliğini öğretir. Böylece dua bireysel yükümlülükten toplumsal sorumluluğa ulaşan hareket düsturumuz olur.

İnsanları Allah’a çağırışımız iki şekilde gerçekleşir:

•   Birincisi, insanları Allah’ın emrettiklerini yerine getirmeye çağrıdır. Bu ifade çerçevesinde namaz, oruç, hac, zekât gibi ibadetlerin kulluk bilinciyle anlatılmasının yanı sıra toplumların gündeminden düşen Allah’ın miras taksimi, boşanma sonrası ortaya çıkan sorunların çözümü, borçlanma ve alacaklının yükümlülükleri gibi konuları Allah’ın kulları üzerindeki hakları olarak anlatmaktır.

•   İkincisi, insanları Allah’ın yasakladıklarından uzaklaştırmaya çağrıdır. Bu çerçevede bireysel ve toplumsal hayatı fesada uğratan faiz, zina, kumar, içki gibi kötülüklerin iğrençliğinin yanı sıra alay etme, yalan, büyüklenme, kendini beğenme gibi toplumumuz tarafından önemsenmeyen ancak hesabı çetinleştirecek günahlardan insanları uzaklaştırmaktır.

Hareket prensibimiz insanları boşluktan, aşırılıktan, hayâsızlıktan, serkeşlikten, imansızlıktan, cehaletten, yüzsüzlükten Allah’a yönlendirmektir. Bu yönelişin ne kadar faydalı olduğu ahirette ortaya çıkacak. Bu yönelişi sağlamak için yapılan her türlü faaliyete dua diyoruz.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Temmuz 2015

Sayı: 324

İlkadım Arşiv