Eylül 2015 Mahmut AVEDER A- A+
A- A+

Dua

Ebu Hureyre radiyallahu anh’dan, Rasulullah aleyhisselam’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Kim Allah Teâlâ’ya dua etmez ise, Allah o kimseye gazab eder.

Dua, kulun Allah Teâlâ’ya tazarru, yakarışı, acz ve ihtiyacını arz, lütuf ve yardımını niyaz edişidir. Allah Teâlâ’ya dua etmemek, bir çeşit kibir ve ona muhtaç olmamak tavrı, üstünlük belirtisidir. Bu hâl ise kul için asla caiz değildir. Allah Teâlâ kulun duasından, istiğfar ve tevbesinden hoşlanır. Dua etmeyene ise gadab eder. Kulların pek çoğu ise kendisinden bir şey istendiğinde hoşuna gitmez ve hatta öfkelenir.
Dua bir ibadettir. Onun için duayı terk etmek, dua ile yapılan ibadeti terk etmektir. Numan bin Beşir radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre: Rasulullah aleyhisselam: “Şüphesiz dua ibadettir” buyurdu. Sonra: Ve Rabb’iniz buyurdu ki; “Siz bana dua ediniz ki ben de size icabet edeyim. Bana dua etmeye tenezzül etmeyenler, şüphesiz alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir.” (Mü’min: 60) ayetini okudu. (Ebu Davud)

Dua, Allah Teâlâ’ya yakınlıktır. Aziz ve celil olan Rabb’in huzurunda kulluğun doruk noktada idrak edilişidir. Kul, kalbinden bütün masivayı atarak, Rabb’ine yönelir, O’nu görürcesine tazarru ve niyazda bulunur. Bütün varlıklardan yüz çevirip O’nun Tevhid nuruna dalar, verenin de, alanın da O olduğu idraki içinde ihlas ve samimiyetle dua eder ve duası kabul olsa da, olmasa da “Ya ilahî! Sen Rabb’imsin, Sen’in dergâh-ı izzetinden başka müracaat kapım yok.” diyerek duasına devam ve ısrar ederse bu hâl Rabbe yakınlığa, manevî bir yükseliş ve duanın kabulüne biiznillah vesile olur. Zaten ibadetlerden maksat da Allah Teâlâ’ya vasıl olup, O’nun rızasını kazanmaktır.

“(Habibim) Kullarım sana beni sorunca (haber ver ki) muhakkak ben yakınım. Dua edenin, dua ettiği zaman duasına icabet ederim. O hâlde onlar da benim davetime icabet ve bana imanda devam etsinler. Ta ki (o sayede) doğru yola ulaşmış olalar.” (Bakara: 186)

Rasulullah aleyhisselam şöyle buyurmaktadır: “Benim ümmetime peygamberlerden başka hiç kimseye verilmeyen üç şey verilmiştir:
1. Allah bir peygamber gönderince “Dua et kabul edeyim.” der. Bu ümmete ise, “Dua ediniz icabet edeyim.” (Mü’min Suresi, 60) buyuruyor.
2. Allah bir peygamber gönderince “Din hususunda hiçbir zorluk yüklemedi.” der. Bu ümmete ise “Allah din hususunda sizin üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi.” (Hac Suresi, 78) buyurmaktadır.
3. Allah bir peygamber gönderdiği zaman, o peygamberi ümmeti üzerine şahit kılmıştır. Bu ümmeti ise insanlar üzerine şahit kılmıştır.” (Kurtubi)

Ebu Said el-Hudri radiyallahu anh, Rasulullah aleyhisselam’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir: “Bir Müslüman, içinde günah ve akraba ile alakayı kesmek isteği olmayan bir dua ettiğinde Allah Teâlâ O’na üç şeyden birini ihsan eder. Ya hemen duasına icabet eder, ya onu ahirete bırakır ecrini bol bol verir yahut duasının mislince günahına kefaret olur.”

Başka bir hadis-i şerifte: “Dua ibadetin iliğidir” (Tirmizi) buyurularak duanın efdal bir ibadet olduğuna işaret edilmiştir.

Hülâsa kul, her fırsatta Rabb’ine dua etmeli, hem dünya hem de ahirette afiyet ve selamet istemeli ve duayı adabına uygun bir şekilde yapmalıdır.

Duanın Adabı
1. Abdestli bulunmak.
2. Vakit namazlarından sonra veya namaz vaktinin dışında ise iki rekât nafile namaz kıldıktan sonra dua etmek.
3. Kıbleye yönelip besmele, hamdele ve salvele ile başlamak.
4. Duanın başında, ortasında ve sonunda Rasulullah aleyhisselam’a salavât-ı şerife okumak.
5. Besmele, hamdele ve salveleden sonra günahları için tevbe ve istiğfar etmek.
6. Anne ve babaya dua etmek.
7. Yalnız kendisi için değil salihler, sadıklar ve bütün mü’minler için dua etmek.
8. Haram, günah ve boş işler için dua etmemek.
9. Duanın kabulü için acele etmemek.
10. Uyanık bir kalple ihlas ve samimiyet içinde mütevazı bir hâlde dua etmek.
11. Helal lokma yemek, helal elbise giymek.
12. Dua bitince “Amin” demek.
Ehl-i hikmetten bir zâta, “Dua ediyoruz, fakat kabul olmuyor. Hâlbuki Allah Teâlâ: ‘Bana dua ediniz icabet edeyim’ buyuruyor” dediler. O zât şöyle cevap verdi: “Şu yedi huy duanın kabul olmasına manidir.”
1. Rabbinizi darıltıyor, O’nun rızasını kazanmıyorsunuz. Yani bir takım kötülükler yapıyor, fakat pişman olmuyor, tevbe ve istiğfar etmiyorsunuz.
2. Biz Allah’ın kullarıyız, diyorsunuz lakin kulun yapması gerekenleri yapmıyorsunuz.
3. Kur’an okuyorsunuz, onunla amel etmiyorsunuz.
4. Hazreti Muhammed aleyhisselam’ın ümmeti olduğunuzu söylüyorsunuz, O’nun sünneti ile amel etmiyorsunuz.
5. Dünyanın Allah katında sivrisineğin kanadı kadar bile değeri yoktur, diyorsunuz, ama ona bütün gücünüzle sarılıyorsunuz.
6. Dünyanın geçici olduğunu söylüyorsunuz, fakat orada devamlı kalacakmış gibi davranıyorsunuz.
7. Ahiretin dünyadan daha hayırlı olduğunu söylüyorsunuz, fakat dünyayı ahirete tercih ediyorsunuz.

Bir sahabe, Rasulullah aleyhisselam’a üç gün üst üste gelerek en üstün ve en faziletli duanın hangisi olduğunu sormuş. Rasul-i Ekrem aleyhisselam da: “Kulun, Allah’ım senden dünya ve ahirette âfiyet dilerim duasından daha faziletli hiçbir dua yoktur.” buyurmuştur.

Ya Rabbi! Bizlere dünyada da, ahirette de afiyet ihsan eyle. Amin.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Eylül 2015

Sayı: 326

İlkadım Arşiv