Haziran 2016 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

Dostunuz Kim?

Her canlıya farklı sorumluluklar yüklenmiştir. İnsan ve cinlerin sorumluluğu iradelerine verilirken, diğer canlıların sorumluluğu ise içgüdülerine verilmiştir. İnsan sorumluluklarını ne kadar iyi bir şekilde yerine getirirse hem kendi hem de çevresi huzurlu olur. Bunu hayatın her safhasında sürekli yaşamaktayız. Eşler birbirine karşı sorumluluklarını bilip yerine getirirse, anneler ve babalar, çocuklarına, çocuklar anne babalarına karşı sorumluluklarını yerine getirirse ailede huzur olur. Hakeza akrabalar, komşular, dostlar, arkadaşlar, amirler, memurlar vazife ve sorumluluklarını yerine getirirse toplumun her safhasında huzur ve mutluluk olur.

Sorumluluk bilincinin insanlarda en ileri seviyede gerçekleşebilmesi için ona kulluk bilincinin kazandırılması gerekir. Kulluk bilincini hakiki manada idrak edenler, tüm sorumluluklarını en güzel şekilde severek ve isteyerek yerine getirirler. Zorla yerine getirtilen sorumluluklardan hayır gelmez. Toplumları saran huzursuzluk ve kargaşaların temelinde sorumsuzluklar yatmaktadır. Sorumlulukları gerçekleştirmeyi kolaylaştıran ve zorlaştıran şeyler vardır. Bunlar bilinip uygulanırsa işler daha da kolaylaşır. Sorumlulukları kolaylaştıran sebeplerin başında dostluklar gelir. Dost seçimi isabetli ise hem maddi hem manevi, ferdi, ailevi ve toplumsal tüm sorumluluklar kolayca yerine getirilir.

Rabbimiz buyurdu ki; “Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resulüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü’minlerdir.” (Maide, 55)

“Kim Allah’ı, O’nun peygamberini ve inananları dost edinirse, bilsin ki şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir.” (Maide, 56)

Rabbini, Resulünü ve samimi mü’minleri kendine dost edinenler, vazife ve sorumluluklarının yerine getirilmesinde sıkıntı yaşamazlar. Mü’minin can-ı gönülden seveceği, itaat edeceği, gerçek dostu Rabbi ve Resulüdür; mü’min kardeşleri de birlikte yaşayacağı, birlikte Allah davasına hizmet edeceği dava dostlarıdır. Bunu başarabilen mü’minlerin galibiyet hususunda asla kaygıları olmamalıdır. Çıkar ve menfaate dayalı dostluklar, çıkar ve menfaatin bittiği yerde bitiverir. Velev ki küçücük bir çıkar ve menfaat olsun. Onun için ne güzel demişler; pazara kadar değil mezara kadar diye. İman edenlerin dostluğu iman bitmediği sürece bitmez. Bitmemelidir. Dostluklarını Allah ve Resulüne dayandırmayanların dostlukları uzun sürmez. Allah davasına gönül verip samimi Allah taraftarı olanların netice kaygısı da olamaz. Vaad-i ilahi Allah taraftarlarının her halükarda kazanacaklarıdır. Davaya gönül verenlerin gönlü şad olmasın da kimin ki şad olsun?

“Sizin için Allah’tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.” (Bakara, 107) İmanın gereklerini yerine getirenler iman etmişlerdir. Rabbimiz bu kişileri dost ilan etmektedir. Kul için bundan büyük bir şeref ve onur olabilir mi? Rabbinin dostluğuna talip olan mü’min bir kul, dostluğunun sürekli olabilmesi için, sürekli imanını test etmeli ve imanını kemale erdirme gayreti içerisinde olmalıdır.
“Rabbinizden size indirilene uyun. O’nu bırakıp başka dostlara uymayın. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz!” (Araf, 3)

“Allah yapmakta oldukları şeylerden dolayı onların dostudur.” (Enam, 127)


Mü’minin Rabbinin dostluğunu kazanmasının yolu, onun indirdiğine uyması ve uygulamasıdır. “Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyiniz.” (Mümtehine, 1)

Samimi mü’min, Allah’ın dostlarını dost, düşmanlarını da düşman bilmelidir. Bunu böyle yapamayanlar ilahi tehdide maruz kalmaktadırlar. Dostluk imandandır. Kiminle dost olduğuna dikkat et. Allah düşmanlarını dost edinmek imana zarar verir.

“Mü’minler, mü’minleri bırakıp inkârcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz.” (Âl-i İmran, 28) Rabbiyle dostluğunu devam ettirmek isteyenler asla ve asla onun düşmanlarını dost edinmemelidirler, bunlar en yakınları bile olsalar. Allah’ı hakkıyla seven O’ndan korkar; O’ndan başka hiçbir şeyden korkmaz. O’nun sevgisinden ve O’nu sevmekten mahrum kalmaktan korkar. O’na saygısızlıktan korkar. O’na olan imanını kaybetmekten korkar. O’na hakkıyla kul olmamaktan korkar. Herkesin dostluğunu kaybetseniz de asla Rabbinizin dostluğunu kaybetmeyin.

“Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (Tevbe, 23) Şu anam, şu babamdır, şu evladımdır, şu eşimdir, şu dostum, şu arkadaşımdır diyerek onların yanlışlarına göz yummak, onların yanlışlarını onaylamak büyük bir felakettir.

“Sen onların heva ve heveslerine uyarsan, Allah tarafından senin için ne bir dost vardır ne de bir koruyucu.” (Rad, 37)

“Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.” (Hud, 113)

Mü’min hakkı, hakikati, doğruyu insanlar hoşlanmasa da, yüz çevirseler de haykırır. Velev ki çevresinde dost ve yardımcısı kalmasa da… Çünkü Rabbi ona yeter. İslam ahkâmının hâkim olmadığı coğrafyalarda Allah için dost bulmak her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Allah için yola çıkan tek yol arkadaşı kalmasa da ümidini yitirmemeli, yoluna devam etmelidir. “Allah dost olarak yeter. Allah yardımcı olarak da yeter.” (Nisa, 45)

“Eğer yüz çevirirlerse bilin ki Allah sizin dostunuzdur. O, ne güzel dosttur; O, ne güzel yardımcıdır!” (Enfal, 40) Rabbinin, kendisinin dost ve yardımcısı olduğuna can-ı gönülden inanan mü’min Allah düşmanlarından asla korkmaz. Onlarla yılmadan, usanmadan savaşır. Mü’min korku, sevgi ve nefreti kontrol etmesini çok iyi bilip uygulamak zorundadır. Bunları nefsi için değil Rabbi için yapabilmeli. Bunları kontrol edememek insanı felaketlerden felaketlere sürükler.

“O şeytan sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mü’min iseniz, benden korkun.” (Âl-i İmran, 175)

“Şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar.” (Enam, 121)

“Şeytanın dostlarına karşı savaşın.” (Nisa, 76)

Kimden korkuyorsun? Kiminle mücadele ediyorsun? Savaşın kiminle? Tüm bu sorulara cevabın senin amacını, senin yol haritanı gözler önüne serer. Yolun ne? Yoldaşın kim? “Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.” (Araf, 30)

Rabbim kimseyi şaşırtmasın. Şaşkınlık büyük bir felakettir. Yolunu ve yoldaşını iyi bil. Dünyada dostunuz kim ise ahirette de dostunuz o olacaktır. Aman dostlarınızı iyi seçin. “Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.” (Yunus, 62)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Haziran 2016

Sayı: 335

İlkadım Arşiv