Ocak 2015 Atilla DEĞİRMENCİ A- A+
A- A+

Diri ve Ölü Arasındaki Fark: Zikir

Hayatı menfaat odaklı yaşayanlar karşılarına çıkan her türlü sistemi ya ortadan kaldırarak ya da yapısını bozarak kendisine benzetme yolunu her zaman için benimsemiş ve uygulamıştır. İnsanların yegâne kurtuluş yolu olan İslam’ı da böyle algılayan bu tipler hedeflerine ulaşabilmek için Müslümanların zihinlerine ‘parçacı anlayış’ı yerleştirdiler/ yerleştiriyorlar.

Cehalet ürünü bu anlayışın hedef noktasında Müslümanları zihinsel ve eylemsel olarak ayakta tutan temel kavramlara yeni manalar vermek ya da kavramların anlamını daraltmak var. Bu çalışmada en çok darbe yiyen ve anlamı daraltılan kavramımız ‘zikir’ kavramıdır. Zikr’i belli bir kelimeyi, belli zamanlarda ve belli şekillerle tekrar etmek olarak anladığımızdan beri parçacı anlayışın peşinden gidiyoruz.

Zikir, sonsuz kudret sahibi Allah Teâlâ karşısında insanın acizliğini sürekli hatırda tutmasıdır. Arada bir insanda beliren zihinsel aktiviteler veya sözel ifadeler tek başına zikir değildir. Sadece korku, istek ve bunalım zamanlarında hatırlayıp genişlik ve bolluk zamanlarında kafasına göre yaşamak da zikir değildir. Zikir; her şeyi ayrıntısıyla bilen, gören, işiten, nimet veren ve bir gün verdiklerinin hesabını soracak olan Allah Teâlâ’yı ve O’na kulluğumuzu hayatımız boyunca ilk gündem maddemiz yapmaktır.

Zikir, yeryüzünde halife olabilecek kabiliyette gönderilen insanın üzerine düşen sorumlulukları zamanında yerine getirmesidir. Bu çerçevedeki ibadetlerin her biri; geçimimizi helalinden sağlamak için yaptıklarımız da, iyiliğin yaygınlaşması ve kötülüğün engellenmesi için gösterdiğimiz gayretler de, mazlum coğrafyalardaki kardeşlerimize gönderdiğimiz yardımlar da, bir âlimin önünde Allah için ilim öğrenmek de, Müslümanların ufuklarını genişletebilmek için yaptığımız çalışmalar da birer zikir çeşididir.

En büyük zikir, Allah’ı en doğru biçimde tanıtan tek ilahî din olan İslam’ı anlamak, yaşamak ve yaşanması için mücadele vermektir. İslam’ı öğrenmek için temel kaynakları okumak bir zikir çeşidi olduğu gibi öğrendiklerimizi ümmetin cahil bırakılmış fertlerine öğretmek de bir zikirdir.

Diri ile ölü arasındaki kadar fark oluşturan ve İslam’ı doğru öğrenen bir insan, hayatını Allah’ın istediği gibi dizayn edeceği için kendisini de etrafını da aydınlatacaktır. Buna bağlı olarak zikri vazgeçilmez gündemi haline getiren kişi hem kendisi hem de çevresi için kandil olacaktır.

Zikir, bir bütünün ta kendisidir. Kalpte oluşan halis niyetin tefekkürle zenginleştirilerek söz ve eylem bütünlüğü oluşturmasıdır. Bu anlayış zikrin insanın bazı organlarıyla değil bütün vücuduyla yapacağı görev olarak algılanmasını sağlar.

Zikir, hayat boyu kul olabilme şuuruyla yaşamaktır. En büyük düşmanımız şeytan ve avenelerinin fısıltılarına takılmadan fedakâr, cesur, mütevazı, iffetli, izzetli ve istikrarlı bir hayatı bilerek/ isteyerek hayata yansıtmaktır. Zikrin olmadığı bedende gaflet vardır.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ocak 2015

Sayı: 318

İlkadım Arşiv