Mayıs 2012 Muammer TURAN A- A+
A- A+

Dindar Bir Nesil Yetiştirmek İçin Okul Öncesi, İlköğretim ve Ortaöğretim Nasıl Olmalıdır?

Bu eğitim sistemi ile ilgili olarak benim uzun zamandır uygun ortamlarda dillendirdiğim bir cümle var; bu eğitim sistemi bize “birbirimizi sevmeyi öğretemedi ve dürüst toplum yetiştiremedi.” Bize birbirimize düşman olmayı ve kavgayı değil sevgi, saygı ve dürüstlüğü öğretecek bir sisteme ihtiyacımız var. Şu anki mevcut eğitim sistemi Ankara’dan çıkan kanunları daha resmi gazetede yayınlanmadan açıklarını bulan bir nesil yetiştirmiş durumdadır.

Adına 4+4+4 denilen sisteme bu açıdan sıcak baktık ve acaba bu sistem bize bu güzellikleri yaşatır mı diye ümitlendik. Ancak bir sistem, tümüyle değişirse bir anlam ifade eder. Eğer değişme bölük pörçük olursa onun getirisi de bölük pörçük olur diye düşünüyorum. İnsanımızı dürüst ve sevgi dolu yetiştirmek için bizler her fedakârlığa razıyız. Çünkü bu dürüst ve birbirini seven insanların arasında bizim çocuklarımız da olacak. Onlar da sevilecek ve sevecekler demektir.

Eğitim sistemi insanlara etik bir ideal vermezse insanlar her şeye kendi menfaatleri açısından bakacaklardır İnsan, ancak bir inanç ve kültür prensibi ile bu zaaf ve ihtiraslarını disiplin altına alabilir. Çünkü insanda bir iç disiplin olmazsa, hayatta başarılı olması imkânsızlaşır. Başarısız insanlar ise toplumu da kendilerini de felakete sürüklerler.

1945 yılında İçişleri Bakanlığı Matbuat Umum Müdürlüğü’nce yayınlanan bir tebliğde: “Biz her ne şekilde ve surette olursa olsun, memleket dâhilinde dinî neşriyat yaptırarak dinî bir atmosfer ve gençlik için dinî bir zihniyet vücuda getirilmesine taraftar değiliz.”(1)denilmiş, Temmuz 1973 tarihinde kabul edilen 1750 sayılı Üniversiteler Kanununda yer alan “örf ve adetlere bağlılık” kısmı, 1975 yılında Ankara Üniversitesi’nin açtığı dava üzerine, Anayasa Mahkemesi’nce “Atatürk ilkelerine ve çağdaşlaşmaya aykırı” gerekçesi ile iptal edilmişti.”(2). Yine, Talim ve Terbiye Kurulu’nun 5.6.1982 tarih ve 71 sayılı kararı ile basılan ve yayınlanan “Cumhuriyet Döneminde Eğitim” isimli kitapta, Tevhid-i Tedrisat Kanunu değerlendirilirken: “Din ve ahlâk dersleri ile ilim ve fen yapılamayacağı artık anlaşılmış ve çağdaş eğitim kabul edilmişti” (3) demektedir.

CHP zihniyeti budur ve göründüğü kadarıyla da değişime hiç te taraftar olmadığını 4+4+4 modelinin çıkışı sırasında hiçbir kanuna etmediği muhalefeti göstermek suretiyle bunu belgelemiştir. Kesintisiz denilen değişen eğitim sistemi insanları boşluğa ittiğinden değişmesi gerekiyordu ve de değişmesi kesinlikle iyi oldu. İyi oldu da gelen sistem ne olacak. Bütün teoriler anlatımda gayet güzeldirler. Teorilerin pratiği de alındıktan sonra ne olduğu daha iyi belli olur.

4+4+4 sisteminde okul öncesi eğitim anlaşıldığı kadarıyla mecburi olmayacak, Halen meriyette olan sistemin okul öncesine aldığı çocukları yeni sistem 1. Sınıfa alacak. Ancak görülen odur ki Türk Milli Eğitimi küçük çocukları eğitmede başarısız. Öğretmenler bu ifadeye razı olmasalar da maalesef “Öğretmenler, öğretmenliği para için yapıyorlar.” Hâlbuki öğretmenlik para kazanılacak bir meslek olmayıp bir fedakârlık, bir ideal, bir başka ifadeyle Peygamberlerin mesleğidir. Öğretmenlikte sadece vermek var, almak yok. Almak ancak dua şeklinde olur ve olmalıdır da. Ben bu bakış açımla okul öncesine taraftar değilim. Ama çalışan eşler gittikçe çoğaldığından onlar içinde okul öncesinin gerekliliğini yadsımamak gerekir.

Dindar bir nesil yetiştirmek için okul öncesi uygulaması yerine çocukları annelerine teslim ederek anneleri yetiştirmek gerektiğini düşünüyorum.

İlk ve orta öğretimde dindar bir nesil yetiştirmek için okullarda ders sistemlerini yeniden dizayn etmek gerekirken en önemli değişiklik olarak, ta “Tevhid-i Tedrisat Kanununu” değiştirmek gerekmektedir. Bu kanun değişmedikçe yapılan bütün uygulamalar kadük kalacaktır. Bu kanun da Anayasa koruması altında olduğundan değiştirilebilir mi pek emin değilim.

Dolayısıyla dindar nesil yetiştirmeyi istemekle yetiştirmek ayrı ayrı şeylerdir. Bunun için önce fedakâr, cefakâr, şehre kaçmak için fırsat kollayan değil hizmeti ve Allah rızasını hedefleyen öğretmen profiline ihtiyaç olduğunu unutmamalıyız. Yine de Allah demenin yasak olduğu bir devirden gelip de okullarda seçmeli de olsa KUR’AN dersi konulması tek kelime ile ifade etmem gerekirse İHTİLAL’dir. Rabbim emeği geçenlerden razı olsun.

Geçmiş dönem iktidarları ideolojilerini pekiştirme uğruna herkese, her kesime, her ırka ayrım yapmadan gerçekten çok zulmetmişlerdi. Bu ülkenin insanlarının manevî değerler yerine kendilerinin de bilmediği bir ulusalcılığa göre yetişmeleri için neler yapılmadı ki. Bunun için kebapçıları bile fişlemediler mi?

4+4+4’lü eğitimde aşamalardaki eğitim nasıl olmalıdır sorusunun cevabı herkese göre değişiktir. Bize göre dînî eğitim ne kadar fazla olursa o kadar iyidir. Çünkü “DİN” bu ülkenin taşı, toprağı, ahlakı, vicdanı, emeği, hâsılı her şeyidir. Şu anda 4+4+4’lü sistem neslimizi kurtarabilmek için yetmez ama şimdilik kaydıyla iyidir diyoruz. nefsini ve neslini korumak ve kurtarmak isteyen her vicdan sahibi “Yetmez ama EVET” demek durumundadır.

Çünkü İslam’ın tamamının anlatılmadığı, anlatılamadığı yerlerde eksik bilgilerle “Dindar Nesil” yetiştirilemiyor. 

Dipnot:

(1)Prof. Dr. Orhan Türkdoğan, Sosyal Hareketlerin Sosyolojisi, Kültür ve Turizm bakanlığı Yayınları No: 858, Kültür Eserleri Dizisi: 106, 1. Baskı, Ankara, 1988 s. 444.
(2) Prof. Dr. Yahya Akyüz, Türk Eğitim Tarihi (Başlangıçtan 1982′ye) Ank. Ünv. Eğitim Bilimleri Yayınları, No: 114, Ankara 1982, s. 229..

(3) Milli Eğitim Bakanlığınca Yayınlanan “Cumhuriyet Döneminde Milli Eğitim” Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1983, s. 47

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mayıs 2012

Sayı: 286

İlkadım Arşiv