Kasım 2012 Mehmet ŞENTÜRK A- A+
A- A+

Din ve Namus Nasıl Korunur? (Helal Belli, Haram Da Bellidir)

Numan b. Beşir’in (r.a.) rivayet ettiğine göre bu sorunun cevabını Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle vermiştir“Muhakkak helal belli, haram da bellidir. İkisi arasında bir takım şüpheli şeyler vardır ki, çok kimse bunları bilemez. Şüpheli şeylerden sakınan, dinini ve ırzını korumuş olur. Şüpheli şeylere dalan kişi ise, harama düşer. Nitekim (içine girmek yasak olan) koru etrafında (davarlarını) otlatan çobanın hayvanları da her an bu yasak sahaya girebilir. Haberiniz olsun, her hükümdarın (kendisine mahsus) bir korusu olur. Dikkat edin, Allah’ın korusu da haram kıldığı şeylerdir. Uyanık olunuz! Bedenin içinde bir lokmacık et vardır ki, o iyi olursa bütün beden iyi olur, bozuk olursa da bütün vücut bozulur. Dikkat edin! İşte o kalptir.”(Müslim, Müsakat, 2996)

Helal; yasak olmayan, serbest sahayı ifade eder; bunun tabanında “yapana sevap, yapmayana günah olmayan” mübah vardır, sonra sırasıyla müstehab, vacib ve farz gelir. Helal, mübahın sınırında son bulur. Bundan sonra mekruh ve haram vardır. Bunların ikisinin de yapılmaması Allah ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem tarafından istenmiştir. Ancak mekruhta kesinlik yoktur, haramda ise kesinlik vardır; haram ve mekruh işleyen dünyada kınanır, bazı cezalara müstehak olur, ahirette ise azaba uğrar.

Genel anlamda yasaklanmamış her şey mübah ve helaldir. “Eşyada aslolan ibahadır” kuralına göre aksine bir nass bulunmadıkça bir şey hakkında haram hükmü söz konusu olamaz. “O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı .” (Bakara, 2/29)

Helal ve haram kılan yalnız Allah ve Rasulullah’tır. İnsanların helali haram haramı helal kılma yetkisi yoktur.

Harama muhtaç etmeyecek kadar helal vardır, harama girmeye gerek yoktur.Helaller aynı zamanda temiz ve bizim faydamıza olanlardır. “Sana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: “Size iyi ve temiz şeyler helal kılındı…” (Maide, 5/4)

Harama götüren herşey (yollar) haramdır. Kötü ve zararlı bir şeyi önlemenin en makul ve kestirme yolu, sebepleri ortadan kaldırmak, vasıtaları yok etmektir. Sivrisinek öldürmek yerine bataklığı kurutmaktır. İşte İslam’ın haram konusunda tuttuğu yol da budur.Mesela zinaya yaklaşmayı Cenabı Hak haram kılmıştır. Maksat zina suçunun meydana gelmesi ve suçlunun haram işlediği için ceza görmesi değil, suçun işlenmemesidir. Zaten zinaya yaklaşan kimse kendisini harama düşmekten koruyamaz. Bizi yaratan Allah elbette bunu bildiği için bizleri yaklaşamamakla uyarmıştır. Irz ve namusun korunması için kadın-erkek ilişkilerine, haremlik selamlığa ve benzeri koruyucu tedbirlere azami derecede dikkat edilmesi gerekiyor. “ Hiç Yaratan bilmez olur mu?” (Mülk-17)

Haramlardan sakınmaya takvâ denir; takva dinin temelidir. Harama düşmemek için şüphelilerden sakınmaya da “Verâ” denir. Resûlullah “Dîninizin direği verâdır“ buyurmuştur. Vera, lügatte sakınmak, haram ve günahlardan kaçınmak, perhiz yapmak, geri durmak ve korkmak anlamınadır.

Hz. Peygamberimiz’in “Günah gönlünde iz bırakan ve göğsü daraltan şeydir.” (Müslim, Birr, 14) “Müftüler fetva verse de sen gönlüne danış”(Darimi. Buyû, 2) “Günlüne şüphe düşüren şeyi bırak, şüphe düşürmeyene bak! (Buharî, Buyû, 3) gibi hadis-i şeriflerini esas alarak, veranın hassasiyetle uygulanmasının kişinin günah ve şüpheli olan şeyleri terk etmesinde çok önemli bir rolünün olduğu muhakkaktır.

Zaruretler haramı mübah kılar. “O, size yalnız şunları haram kıldı: Ölü hayvan, kan, domuz eti, bir de Allah’tan başkası adına kesilen hayvanlar. Sonra kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret ölçüsünü geçmemek şartıyla ona da bir günah yükletilmez. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.” (Bakara, 2/173)

Ebu Hureyre (r.a) den; Rasulullah (a.s) şöyle buyurmuştur: “Öyle bir zaman gelecek ki kişi aldığının helal mi haram mı olduğuna dikkat etmeyecektir. (Buhari, Buyû, 1918)

Hulâsa; şüphelilerden kaçınmazsak dinimizi ve namusumuzu korumakta zorlanacağımız unutulmamalı. Cenabı Hak Muînimiz olsun. Âmin...


Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2012

Sayı: 292

İlkadım Arşiv