A- A+

Değerler Eğitiminin Neresindeyiz?

Değerli okuyucular! “Eğitimde Değişmeyen Temel: İnsanın Önüne Konan Örnekler”, İnsan ve Önüne Konan Model İlişkisi”, İnsan Modelsiz Eğitilemez” başlıkları altında, eğitimde kullanılması gereken “model”(örnekler) konusunu önceki yazılarımızda vurgulamaya çalıştık.

Konunun üzerinde durmamızın önemli bir nedeni var: Bir gün, pencereden dışarıya bakarken donakaldım. Binanın önündeki bir kayısı ağacına, iki çocuk, bir kedi ölüsünü asmışlar, sopalarla vuruyorlardı. İnsanın içini ürpertmemesi mümkün değildi. Onları, bu derece merhametten uzaklaştıran, gaddarlaştıran neydi? Nihayet ısrarla vurdukları ölü bir kedi yavrusu diye geçiştirebiliriz. Ancak altında yatan ve bu çocuklarımızı vandallaştıran, asileştiren neydi? Neyin kini ve intikamı idi? Böyle bir davranışın altında yatan sebep ne olabilirdi?

Her birey gibi bu çocuklar da, bu ve buna benzer hoş karşılanmayan açıklamaları duymuşlardır veya anlatılmıştır. Bunlara benzeyen ikazları ve hoş olmayan davranış uyarıları almalarına rağmen; yapmalarını ne ile izah etmek gerekir.

Toplum olarak kapalı bir toplum yapısından, uygun olmayan bu davranışları irdelenmesini içerisinde yaşatan, geleneksel toplum yapısından hızla uzaklaşmaya ve açık toplum yapısına doğru değişim geçirmekteyiz. Bir taraftan bu değişim, diğer taraftan şehirleşme; apartman hayatı, başka bir yandan iletişim araçlarından televizyon, internet ve cep telefonları sosyal kontrolü zorlaştırmakta, zayıflatmakta, hızla geleneksel yapıdan uzaklaştırmaktadır. Sosyal kontrolün kalkması, insanı bireyselleştirmekte ve kendi ruh dünyaları ile baş başa bırakmaktadır. Tabiri caizse insanı toplum içerisinde olmasına rağmen gün geçtikçe yalnızlaştırmakta ve bencilleştirmektedir.

Sürekli değişen, gelişen ortamla birlikte diğer insanlara ve çevreye duygusuzlaşıyor, değerlerden uzaklaşıyoruz. Karakterimizden, eskilerin seciye dedikleri yapımızdan sapmalar olduğu bir gerçektir. Bu durumda değerler, maneviyat, karakter veya ahlak eğitimimizi gözden geçirmek gerekir. Geleneksel yapımız içerisinde anlattığımız (takrir) zaman bu dar çevre içerisindeki sosyal kontrol ile yürüttüğümüzde işe yarayan bu eğitim tarzı, bugün işlevini yeteri kadar yürütmekte zorlanmakta ve hatta sürekli tekrar edilen ama etkiden uzak durum sergilemektedir. Yine bir örnek vermek gerekirse; şehir içi bir otobüs yolculuğunda yaşadığım, sizlerin de buna benzer sıkca rastladığınızı düşündüğüm olay oldukça dikkat çekicidir. Genç bir kızın, yaşlı bir teyzeye yer vermesi için hatırlatma yapıldığı zaman; “yaşlıysa dışarı çıkmamasını” önermesi anlamlıdır. Bu, değerler eğitiminde bugüne kadar takip edilen anlatma (takrir) yönteminin değişen yeni sosyal yapı içerisinde kifayetsiz kaldığını göstermekte ve nesiller arasında uçurumlar açığa çıkarmaktadır.

Yeni konum, yeni bir yöntemi gerekli kılmaktadır. Bundan sonraki yazılarımızda, eğitim konusunda bugüne kadarki bakış açımızda yeni duruma nasıl bir uyarlama yapmamız gerektiğini anlatmaya gayret edeceğiz. Geniş bir kapsam içeren bu yanı, olanca sadeliği içerisinde dört temel ana nokta üzerinde toplamaya gayret edeceğiz. Bu bize, eğitimde yeniden yapılandırma ve sonuçta değerler eğitiminde takip edilerek geliştirilen yeni yaklaşım tarzını verecek.

İrdelenecek konu başlıklarından birincisi “bilgi nedir?” Doğasına yaklaşım, yeni sosyal yapı içerisinde klasik anlayıştan nasıl bir farklılık göstermektedir.

İkincisi, örnekle anlatımı, daha önceki yazılarımızda açıklamaya çalıştığımız eğitimde örnek ve örnekleminin yeri açısından ele alınmasını ve yöntemini içerir.

Üçüncü ve dördüncüsü, bilginin doğası ve oluşturma biçiminin nasıl olması gerektiği ve ahlaki değerlerin oluşması ile çevremizdeki insanlar, kültür, din, örf ve adetler, dil unsurunun dışlanmadan “işbirlikçi öğrenme” nin benimsenmesini içerir.

Sonraki yazılarımızın içeriğini, bu güne kadar geliştirilen öğrenme ve öğretme kavramlarının eksik yanlarını göstermeyi içeren yeni bir tarz, “Eğitimde Yapılandırmacılık” oluşturacak.

Rabbim muvaffak kılar inşaallah…


Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ekim 2013

Sayı: 303

İlkadım Arşiv