Ocak 2016 M. Tarık ÖZDOĞAN A- A+
A- A+

Dediklerimi YAP, Yaptıklarımı YAPMA!

Konuşmalarımızla, eylemlerimizle ilgili ikiyüzlülükler Yüce Kitabımızın ilk sayfalarında karşımıza çıkar. Bakara Suresi’nin ikinci sayfasından itibaren münafıklar bizlere tanıtılır. Çünkü münafıkların lisanlarıyla kalpleri farklı yönlerde çalışmaktadır.

Bu sefihler, mü’minlerle karşılaştıkları vakit “Biz de iman ettik, biz de mü’miniz, bakın biz de sizin gibi namaz kılıyoruz, oruç tutuyoruz, sizlerin yaptığı ibadetleri yapıyoruz.” derken aslında kalpleri farklı söylemektedir. Bunun kanıtı olarak da şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında bu sözlerinin tam tersi olarak “Biz sizinle beraberiz, namaz kılıyor gibi yapıyoruz, oruç tutuyor görünüyoruz, aslında biz onlarla alay ediyoruz.” demeleridir. Söz ve fiilleri farklı yönde olan sefih insanlardır onlar.

Bizler emrolunduğumuz şekilde dosdoğru olmakla mükellefiz. Söz ve fiillerimizde ciddi olmak mecburiyetindeyiz. Şu gafilâne söz bir Müslümana asla yakışmaz: “Dediklerimi yap, yaptıklarımı yapma.” Münafıklığın modern hali olan bir cümle bu.

Müslüman sözünün eri insandır. Çevresindeki hiçbir kimse Müslümanın elinden, dilinden ve eylemlerinden rahatsızlık duymaması gerekir. Müslüman etrafına gül kokuları saçar, dikenler değil. Müslümanla konuşan rahatlar, halleşen rahatlar, dertleşen rahatlar, yüzüne bakan rahatlar.

Müslüman yılandilli olamaz. Müslüman net insandır. Evinde nettir. İşinde nettir. İçtimai hayatında nettir. “Aman ne olacak canım. Söz veririz, yapmayız.” diyemez. Söz verdiyse yapmama gibi bir ihtimali aklına bile getiremez. Müslüman net insan olduğu için el emin’dir zaten.

Bizler cahillerden olmaktan Allah Teâlâ’ya sığınırız. Bizler münafıklığın bir alametini dahi üzerimizde taşımaktan Yüce Yaradan’a sığınırız.

Üzerimizde olumlu etkisi olan din büyüklerimizi incelediğimizde hepsinde de ortak özellik olarak söz ve fiillerinde bir ahenk olduğu dikkatimizi çeker. Sahabe neslinden tutalım da günümüze gelinceye kadar ki bütün iz bırakmış örnek şahsiyetleri incelediğimizde “Emrolunduğun şekilde dosdoğru ol!” (Hud, 112) ayeti çerçevesinde bir hayat yaşamışlardır. Yalpalayanlar, birilerine şirin görünmek için tavizler verenler unutulup gitmiştir.

Özellikle konuşmakla ilgili ayetlere dikkat edelim:

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin. (Böyle yaparsanız) Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim Allah ve Resulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” (Ahzab, 70-71)

“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyi söylemek Allah katında büyük gazaba sebep olur.” (Saf, 2-3)

Hasan Basri rahmetullahi aleyh diyor ki: “Marufu (iyiliği) emreden birisi olduğun zaman onu kendisi yaşayıp uygulayanlardan ol; yoksa helak olursun. Münkerden de sakındıranlardan olduğunda ise ondan kendisi uzaklaşanlardan ol; yoksa helak olursun.”

Kendisini tanımakla, sohbetlerinde bulunmakla şeref duyduğumuz rahmetli Zeki Soyak hocamız da emrolunduğu şekilde yaşamaya çalışmıştır. Sahabe neslinin yaptıklarını günümüze taşımış ve sahabe olamayız ama yaptıklarını yapabiliriz cümlesini bilfiil yaşamıştır. Ölçüler Dengeler isimli çok kıymetli kitabında dil ile ilgili şunları söylemektedir:

“Dilimizi yalandan, malayaniden, fazla konuşmaktan, cidal ve münakaşadan, müstehcen lakırdılardan, sövmek ve lanetlemekten, eğlenceye almak ve alay etmekten, sırrı ifşa etmekten, gıybet, koğuculuk ve dedikodudan, iftiradan, iki dillilikten, başkalarının beğenisini kazanmak için yapmacık konuşmalardan, Müslümanın mehabetini gideren aşırı şakalardan ve benzeri kötü huylardan korumalıyız.

Doğru konuşmak, hakkı söylemek, hakkı müdafaa etmek, yeri gelince sükût etmek ve yeri gelince konuşmak, ilim öğretmek, tebliğ etmek, emr-i bil maruf nehy-i anil münker yapmak, yumuşak konuşmak gibi güzel hasletlerle donatmalıyız.” (s. 33)

Yine merhum hocamız aynı eserinde kalple ilgili olarak da şu tespitlerde bulunuyor: “Kalbi her türlü küfür, şirk ve nifaktan temizlemek gerekir. Riya, ucub, kibir, haset, öfke, tehevvür, cimrilik, israf, mal, makam ve riyaset sevgisi, hıyanet, acelecilik, inat, kabalık, hayâsızlık, ümitsizlik, hafif meşreplik, anlayış kıtlığı, ibadetlere karşı gevşeklik, günahlarda ısrar, kötülüklere karşı duyarsızlık, zalimlere, fasıklara ve günahkârlara sevgi beslemek gibi kötü ahlaklar kalbi bozan afetlerdendir. Kalbi bu kötülüklerden ve afetlerden korumak için ihlâs, vera, takva, tevazu, cömertlik, hilm, hayâ, iffet, muhabbet, afv, kanaat, vakar, tevekkül, ülfet, vefa gibi güzel hasletlerle tezyin etmek gerekmektedir.” (s. 33)

Bizler sadece dilimize ve kalbimize mi dikkat etmeliyiz peki? Tabi ki hayır. Dışarıya açılan penceremiz olan gözümüzü harama bakmaktan koruyup ona sürekli “Mü’min erkeklere söyle; gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar.” (Nur, 30) ayetini uygulatacağız. Kulağımızı batıl sözler dinlemekten muhafaza edeceğiz. Çünkü İsra Suresi 36. ayet karşımıza çıkacak burada da. “Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.” Midemize nelerin girdiğine çok ama çok dikkat edeceğiz ki Bakara Suresi’nin 168. ayeti olan “Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helal ve temiz olanlarından yiyin, şeytanın peşine düşmeyin; zira şeytan sizin açık bir düşmanınızdır.” emri uygulamış olalım.

Eğer ki bizler yukarıda dikkat etmemiz gerekenlere dikkat edersek ne olur? “Kalp, dil ve diğer azalar yukarıda sayılan kötü hasletlerden temizlenir ve zikri geçen iyi hasletlerle donatılırsa kalp, dil ve ameller arasında tam bir uyum sağlanmış ve en güzel ahenk kurulmuş olur.” (Ölçüler Dengeler, s. 32) Bu ahenk sonucunda da salih amellerin zuhur ettiğini görürüz.

Kalp, dil ve amel arasında ahenk sağlandıktan sonra kişi şeriatın kötü gördüğünü kötü görür, şeriatın güzel gördüğünü güzel görür. Söz ve fiillerinde Allah ve Resulü söz sahibi olur. Konuşulan her söz Allah için konuşulur, yazılan her yazı Allah için yazılır. Yapılan her amel Allah için yapılır. Kişi için lüzumlu ve lüzumsuz olanı Allah ve Resulü söyler o zaman.

Bizler, yarın mizanın konusu olmayan ya da mizanda bizleri cennete götürmeyecek cinsten olan her türlü söz ve fiilden uzak durmalıyız. Sözü, özü ve gözü temiz mü’minlerden olma gayreti içerisinde olmalıyız.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ocak 2016

Sayı: 330

İlkadım Arşiv