Ekim 2012 Abdullah GÜLCEMAL A- A+
A- A+

Darbe Hak Mıdır Görev Midir?

Bu mazlum millet darbelerden ve darbecilerden çok çekti.

Sistemin adına Cumhuriyet dediler… İnandık…

Yıllarca Cumhuriyetin faziletlerinden bahsettiler… İnandık…

Her şeyimizi Cumhuriyete borçlu olduğumuzu söylediler… İnandık…

En iyi idare şekli olduğunu söylediler…. İnandık…

Cumhuriyet “Halkın kendi kendisini idare etmesidir.” dediler… İnandık…

Cumhuriyet öncesini kötülediler, yok saydılar… İnandık…

“Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti.” diye marşlar söylediler… Dinledik… Ona da inandık… (İrfanını görmedik ama kanla kurulduğu doğrudur…)

Cumhuriyeti kurduktan sonra 27 yıl boyunca kendileri seçti…Kendileri seçildi…

Cumhurun görevi susmak, itaat etmek, vergi vermek ve çağırılınca askere gitmekti…

Sözde, Cumhuriyeti kuranlar kendileri !...

Bir tek kendileri Cumhuriyetçi…

Cumhuriyeti koruma ve kollama görevi de kendilerinin !...

Peki millet nerede ?...

Millet dış kapının mandalı mı ?...

İşte bu darbeci zihniyettir milletin önündeki en büyük engel…

İşte bu darbeci zihniyettir milletin kollarındaki kelepçe, ayaklarındaki pranga, omuzlarındaki yük !...

İşte bu darbeci zihniyettir kalkınmakta olan Türkiye’nin ufkunu karartan…

İşte bu darbeci zihniyettir içinden çıktığı kendi milletini tanımayan, onun inancını horlayan, okuduğu mektebe, giydiği kıyafete tahammül edemeyen, bütün mukaddesatına kin kusan, düşman olan zihniyet…

Yıllardır millet olarak okuttuğumuz, besleyip büyüttüğümüz, adam yerine koyup makam ve mevkiye getirdiğimiz, vatanımızı, bayrağımızı, dinimizi, namusumuzu düşmana çiğnetmeyin diye eline silah, altına uçak verdiklerimiz, namluyu düşmana değil de bize yani millete çevirdiğini gördükçe üzülüyoruz.

20 Ocak 2010 tarihinde ifşa olan Balyoz Darbe Planı’yla ilgili karanlık bir nokta kalmamıştır…

Bu ülkede ilk kez sivil yargı eliyle darbeye teşebbüs edenler yargılandı ve 326 asker hüküm giydi…

İçlerinde Kuvvet Komutanlığı, Ordu Komutanlığı yapmış emekli ve muvazzaf generaller ve çeşitli rütbeli subaylar var…

Elbette ülke adına, millet adına, üzüntü duyulacak bir durum…

Türkiye dört fiili, bir de “e-muhtıra” dedikleri türden beş askeri müdahalenin yaşandığı bir ülke…

Ak Parti’nin iktidar oluşunu bir türlü hazmedemeyen asker ve sivil darbeci zihniyetin yapmış oldukları darbe hazırlıklarının neler olduğunu, bazı subayların tuttukları notlar ve aralarındaki ses kayıtlarının da bulunduğu belgeler her şeyi anlatıyor…

Buna rağmen, bu darbeciler utanmadan milletin gözünün içine baka baka, insan aklıyla alay edercesine bunun bir darbe planı değil, bir plan semineri, bir senaryo olduğunu söyleyebiliyorlar…

Peki plan seminerinde;

  • Cuma namazı sırasında Fatih ve Beyazit Camileri’nin bombalanması !...
  • Cübbe giydirilmiş ajanlara askeri hava müzesinin bastırılması !...
  • Türk jet uçağının düşürülerek pilotunun şehit edilmesi !...
  • Yunanistan’ın tahrik edilerek bölgede bir kaos ortamının oluşturulması !...
  • Seçilmiş meşru Ak Parti Hükümeti’ni acz içinde göstererek devirmek için kargaşa ortamının oluşturulmasına yönelik “Oraş” “Suga” “Çarşaf” ve “Sakal” eylem planlarının hazırlanması !...
  • Önce olağanüstü hal ve ardından sıkı yönetim ilanı gibi hazırlıklar !...
  • Darbeye direnebilecek 200 bin kişinin stadyumlara doldurulması !...
  • Darbenin icra safhasında toprak altına gömülü mühimmatın derhal çıkarılarak harekatta kullanılmak üzere planlandığı şekilde dağıtılması !...
  • Toplam sekiz gazeteden 36 gazetecinin ilk planda tutuklanması ( Tabi 1. Sırada 8 yazarla Akit Gazetesi) !...
  • Darbe sonrası üniversitelerden atılacak 1811 öğrenci ile el konulacak ve kapatılacak derneklerin isim listesinin ne işi var ne ilgisi var ?...

Darbeye teşebbüs edeceksiniz…Meşru hükümeti devirmeye çalışacaksınız… Milletin

ve ülkenin enerjisini tüketeceksiniz… Baş belası teröre cesaret vereceksiniz… Utanıp sıkılmadan mahkemeye ve millete yalan beyanda bulunacaksınız… Sivil mahkemelerde yargılanmayı reddedeceksiniz… İşinize gelince “Bağımsız Yargı”dan bahsedecek, keyfinize göre karar çıkmayınca sivil yargının siyasi iradenin emrinde olduğu iftirasını yapacak, utanmadan adil yargılama olmadığını söyleyeceksiniz… Mahkemeyi çalıştırmamak için şeytanın bile aklına gelmeyecek her türlü filmi çevireceksiniz…

  Yargılandığınız mahkemenin savcısına, hakimlerine kargoyla kurşun gönderecek, tehdit edecek, hakaret edeceksiniz… Nihayet 21 aydır devam eden bir davanın uzun değerlendirmeler sonucunda kararı açıklamak için salona giren mahkeme heyetinin huzurunda, şakşakçılarınıza“Harbiye”, “Onuncu Yıl” ve “Gençlik” marşlarını okutacaksınız…

  Ve halâ suçsuz olduğunuzu, adil yargılama yapılmadığını ve bu mahkemelerden adil bir kararın çıkmayacağını söyleyebileceksiniz… Pes doğrusu !... “Adalet” kavramı darbeci zihniyetin ağzına hiç ama hiç yakışmıyor…

  1960 Askeri Darbesinde, Merhum Başbakan Adnan Menderes ve arkadaşlarına bu darbeci zihniyet tarafından yapılan işkence, zulüm ve hakaretlerin ne kadar alçakça olduğunu bu millet daha bütün detaylarıyla bilmiyor… Ama yavaş yavaşta olsa şükürler olsun ki sır perdeleri aralanıyor artık…

  İdam ettikten sonra Menderes ve iki arkadaşının ailelerinden ip ve kefen parasını alan bu darbeci zihniyet değil mi ?...

  12 Eylül 1980 darbesi ayrı bir dram, ayrı bir acı…

  28 Şubat ayrı bir dert… 27 Nisan e-muhtırası ayrı bir komedi…

  Bu asil milletin cumhuriyetle, Atatürk’le, laiklikle, demokrasiyle bir meselesi yok…

Bu kavramları bahane ederek kendi çıkarlarınız için bu millete darbe vurmayın…

  Elinizdeki silaha, omzunuzdaki dört yıldıza güvenerek namluyu bize çevirmeyin, tankları üstümüze sürmeyin… Gökyüzündeki güneşin, ayın ve milyarlarca yıldızın yaratıcısı ve sahibi adil ve merhametli olmayı emrediyor…

  “Âh” almayın ah… Kendi düşen ağlamaz… “Mazlumun   âhı indirir şahı.” demiş atalar…

  Millet olarak biz size ne böyle bir hak verdik ne de bir görev…

  Dolayısıyla darbe; ne hakkınızdır ne de göreviniz…

  Ülke idaresi için vekalet verdiklerimize son sözü biz söyleriz…

  Tabi siz darbecilerin cumhuriyete, demokrasiye ve millete saygınız, inancınız ve tahammülünüz var ise…

  Güzel günler göreceğiz inşallah…

  Allah yâr ve yardımcımız olsun …


Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ekim 2012

Sayı: 291

İlkadım Arşiv