Şubat 2017 Abdullah GÜLCEMAL A- A+
A- A+

Bu Kale Düşerse İnsanlık Düşer

Devlet… Devlet… Devlet!..

Millet… Millet… Millet!..

Devlet; onun bağımsızlığını ifade eden bayrağının gölgesinde, bir milletin müşterek değerler etrafında birleşerek, acılarını ve sevinçlerini kardeşçe paylaşıp, hürriyet ve huzur içinde hayatiyetini devam ettirmek için sığındığı bir kaledir!

Devlet kalesi içindeki millet; birliğini beraberliğini, vatan millet din ve devlet sevgisini yüreğinde yaşatarak, içteki ve dıştaki dostlarını ve düşmanlarını tanıyarak, mukaddesatına dil uzatan, el uzatan, taş atan soysuzlara karşı daima yüzü asık, kaşı çatık ve başı dik duruşunu gösterecek, esen fitne ve fesat rüzgârlarının çıkaracağı tefrika yangınlarına karşı bir itfaiye teşkilatı hassasiyeti ve hazırlığı içinde bir şuur ve basirete sahip olarak, belirli bir disiplin içinde yeri ve zamanı geldiğinde görevini yapacaktır!

Sığındığımız ve burçlarında ay-yıldızlı al bayrağımızın şerefle dalgalandığı bu kale bizim son kalemizdir. Yalnız bizim değil, aynı zamanda inanç coğrafyamızdaki tarihi bağlarımız olan mazlumların, mağdurların, öksüz ve yetimlerin, yoksul ve kimsesizlerinde sığındığı, sığınacağı son kaledir…

Vahşi Batı medeniyetinin(!), kan kokan Haçlı ve Siyonist zihniyetin, sistemlerini kan, gözyaşı, menfaat ve sömürü üzerine kurmuş alçak emperyalist vampirlerin nihai hedefleri, adı ANADOLU olan, adı TÜRKİYE olan bu son kaleyi de yıkmaktır!

Çünkü dünyanın en güzel BAYRAĞI bu kalede dalgalanıyor.

Çünkü bu bayrak, “Din”, “Devlet”, “Vatan”, “Namus”, “Mâbed” “Ezan” gibi tüm mukaddes değerler uğrunda can vermeyi cana minnet bilecek ruhlarda şehadet arzusunu tutuşturuyor ve her şehidin son örtüsü oluyor.

Çünkü geceleri rahmet yağmurları yağdıran bulutların arasında gülümseyen HİLAL’in gölgesi, hep merhametsiz haç’ın üzerine düşüyor!

Çünkü çıkarları dışında bütün insanlık değerlerini kaybetmiş bir dünyanın en çağdaş diktatörlerinin, zâlimlerinin, katillerinin ve kahpelerinin utanmaz suratlarına tükürürcesine, gözlerinin içine baka baka, inancından, imanından, milletinden ve tarihinden aldığı güçle Hakk’ı ve hakikati haykıran, bu milletin Cumhurbaşkanı ve bu devletin Başkomutanı Saygıdeğer Recep Tayyip ERDOĞAN’dır

Bu kaleyi yıkmak için ne oyunlar oynadıklarını, ne tuzaklar kurduklarını, ne maşalar kullandıklarını, millet olarak görüyoruz Elhamdülillah…

Ama düşman mert değil… Düşman kahpe… Düşmanın maşa olarak, aparat olarak kullandığı aletler düşmandan daha kahpe, düşmandan daha tehlikeli!

Düşmanın kullandığı bir de maymuncuklar var… Harim-i ismetimizin saklı olduğu her kapıyı açmak için kullanırlar bu maymuncukları!

Bu maymuncukların malzemelerine bakmayın siz!

Ahşapmış, demirmiş, plastikmiş hiç fark etmez. Hepsi de imalâtçı firma tarafından yerli yerinde kullanılırlar.

Dökülmedikleri kalıp, girmedikleri şekil, giymedikleri kıyafet yoktur bunların! Tanımak nice yıllarınızı alır… En bariz vasıfları takiyyecilikleri ve sinsilikleridir!

Bunların makamlarına mevkilerine, etiketlerine, sosyal statülerine, demagojiyle, ağızlarının laf kalabalığına bakarak büyük adamlar zannederiz! Basiretle bakıp tanıdıktan sonra anlarız, bu tiplerin büyük değil, omuzlarımızda çekilmez birer yük olduklarını!

Bunların bazılarını da, sandıktan çıktıklarını söyleyerek gittikleri Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde vekil olarak görürsünüz! Devletin, milletin hayrına olan hiçbir faaliyete evet deyip, fikir üretip destek olduklarını göremezsiniz!..

ABD ve bütün Avrupa ülkelerinin TERÖR’le, DARBE’yle, ekonomik saldırılarla acımasızca üstümüze geldiği bir dönemde bile, bu kalenin kapısını içerdeki uşaklarına açtırmak isterler. 14 yıldır huzuru, kalkınmayı, istikrarı yakalamış, bölgesinde söz ve güç sahibi bir TÜRKİYE’den rahatsız olanlara bakar ve kimin kim olduğunu ve kimlerle olduğunu anlarız…

Mecliste, Anayasa’nın bazı maddelerinin değiştirilmesiyle ilgili görüşmeleri ibretle seyrettik. Adında (Halk) olan bir fırkanın mensubu olan vekillerin bu değişikliğe karşı göstermiş oldukları tepki, tavır, üslup ve eylemleri bu zihniyetin bu devlete, bu millete ve içinde bulundukları meclise hiçbir saygı duymadıklarının açık bir göstergesidir. Bu zihniyet, Hakk’tan korkmaz ama Halktan korkar…

İslam’ı beğenmeyip din değiştirenler… Cumayı beğenmeyip, gün değiştirenler… Kıbleyi beğenmeyip, yön değiştirenler… Gündüz vakti cadde ortasında don değiştirenler… Anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesine niçin karşı çıkarlar acaba anlayabilmiş değiliz? Kavgalar, hakaretler, burun kırmalar, bacak ısırmalar, bu milletin meclisinde ve bu milletin gözleri önünde cereyan etmektedir.

Mecliste kavga sırasında kürsüyü devirmelerini çok da önemsemiyorum. Çünkü bu zihniyet, dün mabedimizdeki mihrabı, minberi yıkan zihniyettir.

Bu kale düşerse insanlık düşer. Gidecek başka yeri olmayan bu milletin has evlatlarına önemli görevler düşüyor. Hepimiz mesuliyetimizin idrakinde olmalıyız. Allah devletimizi ebediyyen payidar etsin… Şehitlerimize rahmet eylesin…

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Şubat 2017

Sayı: 343

İlkadım Arşiv