Mart 2015 Atilla DEĞİRMENCİ A- A+
A- A+

Bize Yeni Bir Dil Gerekiyor!

Ahir zamanın kaygan zemininde ilerlerken yolda kalmak/yoldan çıkmamak için yoğun gayretler göstermemiz gerekiyor. İmanımız nedeniyle bizleri düşman kabul eden mevcut sistemler, ürettiği; yönetim şekilleri, davranış kalıpları ve değer kriterleri ile kendini üstün görmeye ve üstün göstermeye devam ediyor. Bu sistemlerin geliştirdiği her çalışma bize ait olanları ‘eski, çirkin, çağ dışı’ göstermeye programlanmış. 

Bu durum Müslümanlar olarak bir şeyleri hatırlamamızı ve geliştirmemizi zorunlu kılıyor. Hatırlamamız gerekenlerin başında; imanın hayata etkisi, dosdoğru yolun sadece İslam oluşu, İslam dışındaki her anlayışın -ister yönetim ister prensip olsun- boş ve geçersiz olacağı, Allah’a kul olmanın en büyük izzet olduğu, doğruyu ancak Allah ve Rasulü’nün belirlediği gibi temel dinamiklerimiz geliyor. Geliştirmemiz gerekenlerin başında ise imanımızdan kaynaklanan bir dil yer alıyor.

Yeryüzüne insan olarak gelmekle sorumluluklar yüklendiğinin farkında olan insanlar konuşmanın da, yazmanın da, düşünmenin de, oturmanın da, yatmanın da, muhabbetin de, nefretin de, küsmenin de, gayretin de, mizahın da, dinlemenin de… Müslümanca’sını bulmak ve öğrenmek zorundadır. Bu dil ile Allah Teâlâ’nın biz kullarından isteği kendiliğinden ortaya çıkacaktır.    

Geliştireceğimiz dil; sosyal hayatımızdan bireysel yaşantımıza, devletlerarası ilişkilerimizden vicdan muhasebemize, hukuk kurallarımızdan ahlak yapımıza, siyasi duruşlarımızdan cennet özlemimize kadar her şeyi kapsamalı ve her şeyin üzerinde söz sahibi olmalıdır. Geliştireceğimiz dil sadece konuşma dili olmayacak. Konuşma dilinin yanı sıra yazı ve beden dili olarak da kullanılmalıdır. Bu dilin ismi ‘Müslümanca dili’dir.

Müslümanca dili; rehberimiz ve önderimiz aleyhisselam tarafından bizzat kullanılmıştır. Bu dil tecrübe edilmiş ve muhataplarında çok büyük değişimler meydana getirmiştir. Tecrübeler gösteriyor ki bu dil, insanları; cehaletten, hayâsızlıktan, azgınlıktan, söz dinlememekten, zorbalıktan, şirkten, karaktersizlikten dolayısıyla cehennemden kurtarmıştır. 

Müslümanca dilinde konuşmak için falan dil grubuna ait olmanın, yazmak için de falan alfabeyi bilmenin hiçbir önemi yoktur. Yeter ki konuşmalar ve yazımlar; kibir kokmasın, yalan ve doğrunun yerlerini değiştirmesin, olmayanı olmuş gibi göstermesin, muhatabı aşağılamasın, karşımızdakinin imkânlarını ele geçirmek için kullanılmasın. Gerçek iyiliğe ve selamete ulaştırsın.

Müslümanca dili, merhamet odaklıdır. Karşısındakilere rahmet ekseninde yaklaşmayı tembihler. Bilmediğini öğretir, farkında olunmayanı belli eder, önemsizleştirilmiş olanın ne kadar gerekli olduğunu -zorluklarına rağmen- sırf merhametinden insanların gündemine getirir. Kulluktan uzaklaşmaya yüz tutmuş garibanların yönünü yola çevirmek için bileklerinden sıkıca kavrar.    

Müslümanca dili’ni kullanmak isteyenlerde şu özellikler bariz olarak ön plana çıkmalıdır:

Karşılık Beklenmeyen Fedakârlık, İman Hassasiyeti, Istırap Yüklü Gönül, Sönmek Bilmeyen Heyecan, Hedefe Kilitlenmiş Kişilik, Sorumluluk Hisseden Yürek, Yolda Tutan Sabır, Değer Katan Ahlak… 

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mart 2015

Sayı: 320

İlkadım Arşiv