Şubat 2012 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

Birlikte Hizmet

Rasulullah s.a.v. Efendimiz her hizmette, savaşta, barışta ashabı ile beraberdi.

Onlarla beraber mescidin inşasında kerpiç taşır, onlarla beraber deveye sırayla biner, onlarla beraber işleri taksim eder. Kendisine de bu taksimden pay çıkarırdı.

Bir seferinde yemek pişirecekleri vakit odun toplama vazifesini kendisi üstlenmişti.

Rasulullah s.a.v. Efendimiz kendi taşıyabileceği bir yükü asla başkalarına taşıtmazdı.

Ailesinin de hizmetinde bulunurdu. Herkesin yediğinden yer, içtiğinden içer, kendisine özel muamele ettirmezdi.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin eğitiminde yetişen güzide ashabı da ömrünün sonuna kadar bir hizmetten diğerine koşmuştur.

Dünyanın dört bir köşesindeki sahabe mezarları ashabın Allah’ın dinine hizmetteki şevk ve heyecanının derecesini göstermesi bakımından çok önemlidir.

Çünkü onlar gözlerini, kulaklarını ilahî ve nebevî öğretiye dikmişler, ona ulaşabilmek için bütün gücüyle gayret etmişlerdir.

Onlar, hizmet yolunda hiç yorulmadan sürekli gayret ve çaba sarf etmişlerdir. Çünkü onlar bedelsiz dünya nimetinin bile elde edilmeyeceğini bildikleri için mesailerinin çoğunu ahiret kazancı için harcamışlardır.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz kendisini sevdiğini söyleyen sahabesine “Bela ve musibet gömleğini giy!” buyurmuşlardır.

Rabbımızda onların hizmetlerini överek:

“...Onlar Hayırda birbiriyle yarışırlar...” (Al-i İmran, 114)

“İnsanlardan Öyleside vardırki, Allahın rızasını kazanmak uğrunda canını feda eder.” (Bakara, 207) buyurmaktadır.

Ashab bu çağrıya uyarak sahip olduğu her şeyi Allah yolunda hiç düşünmeden feda etmiştir.

Bu fedakarlık sayesinde nice sıkıntılar kolayca aşılmıştır.

Mekke müşriklerinin boykotları, Medine’ye hicret eden muhacirlerin yaşadığı sıkıntılar, savaş ve barış anındaki meşakkatler, hep bu fedakarlık ve ilahî rızaya kavuşma arzusuyla gerçekleştirilen hizmetler sebebiyle hafiflemiştir.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:

“İnsan ölünce, şu üç ameli dışında bütün amellerinin sevabı kesilir. Sadaka-i Cariye, kendisinden istifade edilen ilim, arkasından Dua eden hayırlı evlat.” buyurmuştur.

Kula verilen ömür nimeti sınırlıdır. Bu nimeti en güzel şekilde değerlendiren, hem dünya hem ukba saadetine erişir.

Dünyevî çıkar ve menfaat düşüncesinden arındırılmış, insana, hayvana, tabiata yapılan her türlü hizmet, Rabbe kurbiyyetin en mühim vasıtalarıdır.

Mü’min ilahî rızaya ulaşacak her türlü hizmeti canı gönülden severek yerine getirir.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir taraftan ashabına “İnsanların en hayırlısı İnsanlara faydalı olandır.” buyurarak İnsanlara iyilik etmeye yönlendirirken diğer taraftan köpeği sulayanın cenneti hak ettiğini haber vermiş, öbür taraftan da ağaç dikmenin faziletini anlatarak tabiata faydalı olmayı teşvik etmiştir.

Öncelikle Müslüman’ın hangi çeşit olursa olsun, hizmetin ehemmiyetini idrak etmesi, ister insanlara ister hayvanlara isterse tabiata faydalı olarak Allah’ın rızasını gözetmesi gerekir.

Müslüman kimin rızası için kime hizmet ettiğinin farkında olmalıdır.

Bunun şuurunda olmayanlar ise zahirde hizmetlerin içinde bulundukları halde hizmetlerin haramîsi olurlar da farkına bile varamazlar.

Hizmet eden hizmet edilene minnettar olmalıdır. Hizmet edileni hizmetten dolayı töhmet altında bırakanlar Allah rızası için hizmet şuuruna eremeyenler kişilerdir.

Maalesef insanların çoğu hizmet etmekten çok hizmet edilmeyi sever.

İki üç yıl hizmet ettikten sonra ömür boyu davaya hizmet değil, kendisine hizmet edilmesini ister.

Kendini de hizmettden emekliye ayırır.

İslam’da böyle bir hizmet anlayışı yoktur.

Müslüman, son nefese kadar gücünün yettiğince hizmetin bir ucundan tutmak zorundadır.

Hizmet ehli her hizmette Allah ile beraber olduğunu unutmamalıdır.

Kalbi Allah ve Rasulü’nün sevgisiyle hizmet ettiği varlıkların sevgisi ile dolu olmalıdır.

Hizmetin gücü Allah ve Rasulü’nün sevgisinden gelmiyorsa o hizmet bereketsiz olur ve kısa sürede akamete uğrar.

Hizmetler tek kişi ile olmaz. Hizmetler toplu halde yapılınca bereketlenir.

Allah’ın Peygamberleri himmetleriyle birlikte hizmet etmişlerdir.

Müslümanlar birlikte hizmet etmenin usul ve yöntemlerini iyi bilmeleri gerekmektedir.

Birlikte hizmet edenler kardeşliği zedeleyecek her türlü davranıştan azamî derecede kaçınmaları gerekir. Dinin genel maksat ve gayelerine zarar vermediği sürece birbirinin fikirlerine saygılı olmalıdırlar. Şahsî görüşlerinin kabulü konusunda birbirine baskı uygulamamalı, küçük ihtilafları büyütmemeli, hata ve kusurlarını isyana dönüştürmediği sürece ifşa etmemelidirler.

Rabbimiz:

“...Birbirinizin suçunu araştırmayın; kimse kimseyi çekiştirmesin (dedikodu yapmayın).” (Hucurat, 12) buyurmuştur.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:

“Mü’min; insanları kötüleyen, lanetleyen, kötü söz ve çirkin davranış sergileyen kimse değildir.” (Tirmizi) buyurmuştur.

Allah davasına hizmet iddiasında olanların ister aynı çatı, ister başka çatılar altında hizmet etsin, birbirine kin, haset ve düşmanlık yapmaları haramdır.

Mü’min, Allah davasına hizmette ihlas ve istikamet üzere olmaya dikkat etmelidir. Cin ve İnsan şeytanların tüm gayreti insanları Allah yolundan alıkoymaktır. Bundan kurtulmanın yolu ise ihlas ve istikamet üzere olmaktır.

“(İblis:) Senin izzet ve azametine yemin ederim ki, kullarının hepsini mutlaka azdıracağım. Ancak onlardan ihlasa erdirdiklerin müstesna.” (Sad, 82-83)

İhlas, hizmetlerin şifresidir. O Şifre çözülmeden hizmet denizine dalıp oradan manevi inciler toplamak mümkün olmaz.

Hizmetlerin hayırla neticelenmesi içinde istikamet üzere olmak gerekir.

Rabbimiz:

“Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır deyip sonra istikamet üzere bulunanların üzerlerine melekler iner ve onlara «Korkmayın, üzülmeyin, size vaad olunan Cennetle sevinin!» derler.” (Fussilet, 30)

Rabbim Allah’tır demek; onun terbiyesine girmek, onun gösterdiği istikamet üzere olmak demektir.

Hizmetin en önemli ölçülerinden biri de hizmetleri nefsinden değil kendini hizmetlere vesile ve vasıta kılan Rabbinden bilmelidir.

Hizmetlerdeki başarı ve muvaffakiyetinde Rabbine şükür etmeli, başarısızlıklarında ise nefsini muahaze etmelidir.

Rabbimiz:

“...Şımarma! Çünkü Allah şımaranları sevmez.” (Kasas, 76)

“Savaşta onları siz öldürmediniz, fakat onları Allah öldürdü...” (Enfal, 17) buyurmaktadır.

Biz niyet ve amelimizden sorumluyuz. Netice Rabbimizdendir.

İşin ehli olmayan, mesleğini iyi bilmeyen nasıl muvaffak olamazsa hizmete ehil olmayan da hizmette muvaffak olamaz.

Rabbimiz hizmete talip olanların yar ve yardımcısı olsun.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Şubat 2012

Sayı: 283

İlkadım Arşiv