Haziran 2012 M. Selçuk ÖZDOĞAN A- A+
A- A+

Bir Müderrisin Sürgün Yılları

Kıymetli İlkadım okuyucularımız! Bu ayki sayımızda sizlerle Ali Osman KOÇKUZU Hocamızın açıklama ve notlarıyla yayına hazırladığı “Bir Müderrisin Sürgün Yılları” kitabıyla Abdullah Fevzi Efendi’yi yakından tanıyacağız.

Yazarımız, Abdullah Fevzi Efendi’yi ilk önce Çanakkale cephesine ilişkin hazırladığı kitapla bizlere tanıtıyor. Elimizdeki eserde ise İstiklal Harbi dönemi ve sonrası hayat hikâyesini kapsıyor.

Yazımızın sonunda yazacağımızı başta yazalım: Abdullah Fevzi Efendi yitik hazinemiz içerisinde müstesna bir yere sahip bir âlim, bir mücahid, bir dava eri.

Ali Osman KOÇKUZU Hocamız eseri hazırlarken Abdullah Fevzi Efendi’nin kendisinin hazırladığı Safahat-ı İbtila eserinden faydalanmış. Eserden nakillerde bulunmuş, anlamını bilemeyeceğimiz kelimelerin günümüzdeki karşılıkları parantez içerisinde sunulmuş. Alıntılardan sonra günümüze uygun açıklamaları yazarımız çok güzel yapmış. Abdullah Fevzi Efendi’nin Türkçe’yi kullanışı ve üslubu çok güzel. O zamana ait dilimizin zenginliği hususunda bizleri çok güzel örnekler sunuyor. (Günümüzdeki Türkçe’mizin ne kadar zayıfladığını müşahede ediyoruz.)

Kitabımız iki ana bölümden oluşuyor. Birinci bölümün adı, Abdullah Fevzi Efendi ve İlmi-Fikri Kimliği. Bu bölümde Hocaefendi’nin medreselerle ilgili tespiti çok güzel. Şöyle ki: “… Medreseyi yıktığınızı zannedebilirsiniz, yerine yeni okullar açarsınız ama o temiz ilmi zihniyet ve kişilik Allah isterse okullu olarak düzenlediğimiz kişilerde bile devam eder; şahsiyetli insan, ahlaklı öğretmen ve öğrenci, İslam’ı tam anlamıyla temsil, kullar dünya durdukça durur ve medresenin etkisi yürür gider...”Ayrıca yazarımızın açıklama bölümünde yer alan Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkartıldığında Anadolu’da 5000 tane medrese kapatılıyor. (Günümüzde yükseköğretimde bu sayıya ulaşmamıza daha ne kadar okul açmamız gerekiyor, hesap edelim.) Bir on yıl daha medreselere dokunulmasaydı medreseler kendilerini ıslah edebilirlerdi. Islah-ı Medaris üzerinde durulması gereken çok önemli bir kurum. Zeynel Abidin ve Ziya Efendilerin öğretmenlik kabiliyetleri dikkat çeken diğer bir husus. Ayrıca bu bölümde İttihat ve Terakki, Kuvay-ı Milliye vb. kuruluşlarla ilgili verilen bilgiler doğru bildiğimiz yanlışları ortaya koyuyor.

Kitabımızın ikinci bölümü İhtifa Yılları ya da Dağlar Misafiri Olduğu Yıllar. Bu bölümde isminden anlaşılacağı üzere bir âlimin, bir müderrisin o dağ senin bu dağ benim gezdiği yılları anlatıyor. Abdullah Fevzi Efendi’nin bulunduğu konumlar, yaptığı tespitler bizler için çok önemli. Hocaefendi’nin dağlar macerası 1919-1938 yıllarını kapsıyor. Hocaefendi 1937 yılında çıkan genel afla dağlardan kurtuluyor. Diyanet İşleri Başkanlığında mütercimlik ve Konya Vaizliği görevlerinde bulunuyor. Konya vaizliği görevinde ikinci vaazına hazırlanırken 1943 yılında vefat ediyor. Tarihe ilgi duyanların okuması gereken bir eser. Yazımızı Hocaefendi’nin sevdiği bir beyitle bitirelim:

“Her derdin olur bir çaresi, her inleyen ölmez,

Her mihnete bir ahir olur, her gam’a payan.” 

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Haziran 2012

Sayı: 287

İlkadım Arşiv