Mayıs 2016 Abdullah GÜLCEMAL A- A+
A- A+

Bıktık Usandık Artık

Hayata, hadiselere, dünyaya ibret gözüyle bakan insanlar; zaman, mekân ve bulundukları imkânlar içerisinde inançlarını, ideallerini gerçekleştirmek gayesiyle çektikleri çile ve ıstırapları, tattıkları huzur ve mutlulukları, paylaştıkları acı ve sevinçleri birer hayat tecrübesi olarak duygu, düşünce ve idrakleri ölçüsünde söz, şiir, fıkra, hikâye, resim veya hâl olarak anlatmışlar.

Gören gözü, işiten kulağı, düşünen aklı, hisseden kalbi olan insanlar; her şeye ibretle bakan, hikmet ehli bu insanların insanlığa bıraktığı maddi ve manevi miraslardan nasipleri kadar almışlar, huzur bulmuşlar.

Ama aklını, kalbini, gözünü, kulağını yaratılış gayesinin dışında, nefsin ve şeytanın cazibe merkezlerine kiraya veren nasipsizler… Vicdanı susturan servetin, şehvetin, şöhretin, makamın ve yalancı alkışların verdiği sekr ile evinin yolunu bulamayan sarhoşlar… Damarlarında kan yerine alkol dolaşan, çıkmaz sokaklarda yalpalayarak en galiz küfür ve hakaretlerle nâralar atarak kabadayılık taslayan korkuluklar…
Yaşadığı mahallenin, köyün, ülkenin hiçbir mukaddes değerine saygı duymayan “SAYGISIZLAR”.

Üstünde değil, altında oturdukları ipotekli koltuklarından başka bir derdi olmayan… Mazlumların, mağdurların, öksüz ve yetimlerin, inanç coğrafyası işgal edilmiş bir ümmetin son kalesi olan şu mübarek vatanın ve bu aziz milletin:
Huzuru…
İstikrarı…
İstikbali…
Birliği…
Bölünmez bütünlüğü…
Kalkınması ve;

Yeniden lider ülke olma yolunda, hiçbir gayreti, hiçbir düşüncesi, hiçbir desteği, hiçbir emeği olmayan; hiçbir iyi niyet ve hiçbir kaygı taşımayan “KAYGISIZLAR”, bulundukları zaman ve mekânlarda hep terörün, tefrikanın, fitnenin, edepsizliğin, ahlaksızlığın, huzursuzluğun sözcüsü, kaynağı ve teminatı olmuşlardır.

Hiçbir mukaddesi olmayan bu soysuz güruh, anlaşılmamaktan şikâyetçi. Hâlbuki insan bu dünyaya anlaşılmak için değil, anlamak için gelmiştir. Anlamak için dinlemek lâzım, dinlemek için insan olmak lâzım… Bunlar dinlemeyi bilmezler… Anlamak için ağlamak lâzım, ağlamak için merhametli insan olmak lâzım… Bunlar ağlamayı da, merhameti de bilmezler… Çünkü; anlayanlar hep ağlayanlar, ağlayanlar hep anlayanlar olmuştur.

Anlamayan ve ağlamayan merhametsizler, milletin anasını ağlatmaktan zevk aldılar… Garip anaların, çaresiz babaların, mahzun kardeşlerin, dert ortağı ve hayat arkadaşı eşlerin, kundakta öksüz, kucakta yetim kalan yavruların yüreklerini bir ayrı yakıyor ocaklara düşen ateşler. Sinelerden, yanardağlar gibi lavlar püskürse de; imanımızın gereği Rabbimize el açarak ettiğimiz dualarla, al bayrağa sarılı mübarek şehitlerimizi defnettiğimiz bu topraklara döktüğümüz kan ve gözyaşları zalimleri boğacaktır.

Bu asil millete, bu aziz vatana ettiğiniz ihanetler, kurduğunuz tuzaklar, attığınız taklalar, çevirdiğiniz fırıldaklar, çizdiğiniz plan ve projeler karşılığında zulüm çağının eli kanlı katillerinden “aferin” alabilirsiniz.

İnsanlık haysiyetini yitirmiş merhametsizlerden, alçaklıklarınıza aralıksız alkış tutmaktan elleri nasır bağlamış aşağılık alçaklardan ‘alkış’ alabilirsiniz… İradesini, inancını, insanlık meziyetlerini, ihmal ve inkâr ile ideolojisini imana tercih eden sefihlerden, gafillerden “oy” da alabilirsiniz!

Ama şunu unutmayın:

Bu milletin hayat nizamı olan “Mukaddes Kitabı Kur’an”a dil uzattınız…

Bu milletin “Âlemlere Rahmet” olarak gönderilen Peygamberine dil uzattınız…

Bu milletin “Kamus”una, “Namus”una dil uzattınız…

Bu milletin “Mâbed”ine, “Mihrab”ına, “Minber”ine dil uzattınız, el uzattınız…

Bu milletin  “Harim-i ismet”ine dil uzattınız…

Bu milletin “Şehit”lerine dil uzattınız…

Bu milletin “Vatan”ına, “Bayrak”ına, “İstiklâl”ine, “İstikbâl”ine dil uzattınız, el uzattınız…

Çok acılar çektirdiniz bu millete…

Ama bir yudum huzuru, bir avuç mutluluğu çok gördünüz.

Bizi daha çok ruhumuzda açtığınız yaralar öldürdü.

Bıktık… Usandık sizden artık…

Bu millet bu topraklarda var oldukça;

İnancını, tarihini, kültürünü, medeniyetini tahribe çalıştığınız…

Emeğini, alın terini, ekmeğini, güvenini, ümitlerini, yarınlarını çaldığınız mazlumların arşa yükselen “âhı”nı alacaksınız.

“Okumasınlar… Cahil kalsınlar… Dağda terörist olsunlar.” diye okullarını yaktığınız imanlı Kürt kardeşlerimizin çocuklarıyla birlikte “lânet” okuyoruz din ve devlet düşmanı bütün vatan hainlerinin ihanet odaklarına…

Gelecekleri, geçmişlerinden daha karanlık olacak zâlimerin…

Evet… Bıktık usandık sizden, karanlık dünyanın kör aydınları!

Bıktık usandık sizden, şahsi çıkarları için her dili konuşan, her kılığa giren, politika kulvarında soytarılık yapan palyaçolar…

Siz hiç utanmayacak mısınız?

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mayıs 2016

Sayı: 334

İlkadım Arşiv