BAŞYAZI-Tat Alma Nimeti
Ağustos 2019 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

BAŞYAZI-Tat Alma Nimeti

En önemli nimetlerden biri de tat alma nimetidir. Tat almak hayatı güzelleştirir. Maddi ve manevi tatları da tat alma kabiliyetini de yaratan âlemlerin Rabbi olan Allah’tır. Hem maddi hem de manevi tatları tatmak gerekir. Maddi tatlar beden ağırlıklı tatmini gerçekleştirirken, manevi tatlar ise ruh ağırlıklı tatmini gerçekleştirir. Maddi ve manevi tatlar insanı tümüyle mutlu ederken, sadece maddi veya sadece manevi tatlar insanı mutlu etmek için yeterli olmaz. Bundandır ki Rabbimiz her iki tadı, lezzeti yaratmıştır. Tek yönlü tatla tatmin olmaya çalışmak da men edilmiştir.

Maddi ve manevi tatlar hem dünyevi hem de uhrevidir. Maddi tatlardan uzaklaşmayı gerektiren ruhbanlığı Rabbimiz yasaklamıştır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz de manevi tatları zirvede yaşayan sahabilerden bazılarının evlilik gibi dünyevi tatları kendilerine yasakladıklarını işitince onları bundan men etmiştir.

Tat almak gayret ve çaba ister, bilgi beceri iter. Tat almak sevgi ister. Maddi olsun manevi olsun sevmediğiniz hiçbir şeyin tadını almazsınız. Gerçekte seven sevdiğini dilinden hiç düşürmez. Seven sevdiğini vazife olarak değil, aşk ile şevk ile anar ve sever.

Rabbimiz: “Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Rad, 28) “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum, 21) buyurmaktadır.

Kısa bir sürede tüketeceğimiz maddi tatlar için saatlerce uğraşırız da dünya ve ukba saadetimize sebep olacak manevi tatların membaı olan kulluk faaliyetlerini alelacele geçiştiririz. Şair ne güzel demiş; “İbadetten huzur almazsa bir insan perişandır.”

Rabbimiz: “Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir. Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır.” (Muhammed, 15) “Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler.” (Yasin, 55) buyurmaktadır.

Hem dünyevi hem de uhrevi tatlar bazen acı da olur. Acılar da tadılır. Rabbimiz: “Her canlı ölümü tadacaktır.” (Âl-i İmran, 185) “İşte şimdi siz tadın onu! Kâfirlere bir de cehennem azabı vardır.” (Enfal, 14) buyurmaktadır.

Maddi tatlardan bahsederiz de manevi tatlar pek gündeme gelmez. Tadını aldığı şeylerin, bırakın tadını almasını, o tadı saatlerce konuşmaktan da dinlemekten de bıkmaz. İnsanlar ustalarından yemek ve pasta tarifleri alırlar da Kur’an ve sünnetten, Kur’an-sünnet yolunda giden maneviyat üstatlarından kulluğun tadını alma tarifleri almazlar. Salihlerden biri şöyle der: Eğer ibadetten aldığımız tadı krallar bilseydi o tadı bizden alabilmek için bize savaş açarlardı.

Rabbimiz; “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla eremezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.” (Âl-i İmran, 92) buyurmaktadır. Sevdiklerimizden ne kadar harcayabiliyoruz? Sevdiklerimizden harcarken acaba Allah için sevgi harcayabiliyor muyuz? Sevgi harcamayı öğrenebildik mi? Öğretebildik mi? Her şeyi bize bahşeden Rabbimize sevgiden ne kadarını verebiliyoruz? Resulüne? Diğer mü’minlere? Sevgilerimizden ne kadar verebiliyoruz?

Rabbimiz; “Ey huzur içinde olan nefis! Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön! Kullarımın arasına gir. Cennetime gir.” (Fecr, 27-30) buyurmaktadır.

Maddi tatlara içki, kumar, zina, hırsızlık, adam öldürmek, faiz yemek gibi haram yollardan ulaşmak isteyenler de her geçen gün çoğalmaktadır. Rabbimizin tat alma nimetini haramlarla tatmin etmenin dünyevi ve uhrevi çok tehlikeli sonuçları vardır. Maalesef son günlerde memleketimizde, helak sebebi olan Lut kavminin amelinin bazı kurumlar aracılığı ile reklamı yapılmaktadır. Rabbim tüm insanlığı bu pisliklerden muhafaza buyursun.

Rabbimiz; “Lut’u da peygamber olarak gönderdik. O kavmine şöyle demişti: ‘Sizden önce âlemlerden hiç kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz? Siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Siz haddi aşan bir toplumsunuz.’ Onların üzerine bir azap yağmuru yağdırdık. Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.” (Araf, 80-84)

“Şüphesiz bize kavuşmayı ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile ayetlerimizden gafil olanlar var ya; işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir.” (Yunus, 7-8) buyurmaktadır.

Buyurun; imanın, ibadetlerin kısaca maneviyatın tadını almak isteyenler…

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurdular ki: “Üç haslet vardır. Bunlar kimde varsa imanın tadını duyar: Allah ve Resulünü her şeyden ve herkesten daha çok sevmek; sevdiğini sırf Allah rızası için sevmek; Allah, imansızlıktan kurtarıp İslam’ı nasip ettikten sonra tekrar küfre, inançsızlığa düşmekten, ateşe atılmaktan korktuğu gibi korkmak.” (Buhari; Müslim; Tirmizi)

Allah ve Resulünü her şeyden çok SEVMEK, sevdiğini Allah için SEVMEK, imansızlığı SEVMEMEK.

Kısaca Allah için sevip Allah için buğz etmek. Sevgi ve nefreti nefsî değil, ilahi irade doğrultusunda kullanmak.

Ağzımızın tadı kaçınca huzurumuz kaçıyor. Maneviyatımızın tadı kaçınca da huzurumuz kaçıyor mu?

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ağustos 2019

Sayı: 373

İlkadım Arşiv