Ekim 2022 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

BAŞYAZI- Nesli Korumak

Rabbimizin kullarını Resulleri yoluyla uyarıp öğüt verdiği en önemli hususlardan biri de neslin korunmasıdır. Neslin korunması her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Nesli fıtrattan uzaklaştırma faaliyetleri bütün hızıyla devam etmektedir. Nesil haramileri bütün yolları tutmuş evlatlarımızı çalmak için her metodu denemektedir. Nesli ifsad etmeyi gaye edinenler, kitle iletişim araçları ile sapkınlığı meşru hale getirmeye gayret etmektedir. Neslin oksijen çadırı olan aile müessesesi de yıpratılmaya, itibarsızlaştırılmaya çalışılmaktadır. Film ve dizilerle aile kurma, çocuk sahibi olarak nesli devam ettirme gibi insani değerlerin önemi yitirilmektedir. Nikahsız birliktelikler özendirilmekte ve normal gösterilmeye çalışılmaktadır.

İlahi ve nebevi öğreti, inananları evliliğe ve evliliğin meyvesi olan neslin devamına teşvik etmektedir. Neslin korunması öncelikle temiz bir aile yuvasının inşasıyla mümkündür. Anne babaların çocukları üzerindeki haklarından önce çocukların anne baba üzerinde hakları vardır. Ateşperest bir anneden olma çocuğunun itaatsizliğini Hz. Ömer radiyallahu anh’a şikayet eden babaya Hz. Ömer; “Sen evladına karşı vazifeni yerine getirmemişsin ki evladından vazife bekliyorsun!” der. Ailenin inşasında öncelikler neler olmalıdır? Nelere dikkat etmelidir?

Rabbimiz;

“Sizden bekâr olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. Evlenmeye güçleri yetmeyenler de Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar...” (Nûr, 32-33) buyurmaktadır.

“İman etmedikleri sürece Allah'a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin…” (Bakara, 221) buyurmaktadır.

“Zina eden erkek ancak, zina eden veya Allah'a ortak koşan bir kadınla evlenir. Zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya Allah'a ortak koşan bir erkek evlenir. Bu, mü'minlere haram kılınmıştır.” (Nûr, 3) buyurmaktadır.

“Kötü kadınlar, kötü erkeklere, kötü erkekler de kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara layıktır.” (Nur,26) buyurmaktadır.

Niyet her amelde olduğu gibi evlilikte de çok önemlidir. Evlilik nefsi ve nesli haramdan korumak, dünya ve ahiret saadetine vesile olacak bu yuvada hayırlı nesiller yetiştirmeyi gaye edinmektir. Bu yuvanın sıhhat ve selameti için de Allah’tan, eş ve çocukların kendisi için hayırlı olmasını istemektir.

Rabbimiz;

“Onlar ki, ırzlarını korurlar.” (Mü'minûn, 5) buyurmaktadır.

“Onlar, ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle, diyenlerdir.” (Furkân, 74) buyurmaktadır.

"Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla. Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.” (Sâffât, 100-101) buyurmaktadır.

Sonra da nesilleri Kur’an ve sünnetle terbiye etmeli, tatlı dil ve güler yüzle sürekli nasihat etmelidir. Onlar içinden de daha sonraki nesillere yol gösterecek, sapanları yola getirmeye çalışacak nasihatçiler yetiştirmelidir. Kur’an’ın nüzulünden günümüze, adam yetiştiren adamlar olmasıydı vahyin nuru bu günlere ulaşır mıydı?

Rabbimiz;

“Bunları, din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür.” (Maide, 63) buyurmaktadır.

“Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular.” (Hûd, 116) buyurmaktadır.

Nesillere iyiliği emreden, kötülükten nehyeden nasihatçiler olmayınca, ebedi hayatı unutup sadece fani nimetlerin peşinde koşan, dünya menfaatlerini elde etmek için her yolu meşru gören nesillerin gelmesi kaçınılmaz olur. Gençlere tüm maddi zevklerin sonunun yorgunluk, manevi zevklerin sonunun ise huzur ve saadet olduğu öğretilmelidir.

Rabbimiz;

“Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevî tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.” (Meryem, 59) buyurmaktadır.

“Biz onlardan önce, mal-mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helâk ettik.” (Meryem, 74) buyurmaktadır.

Ebeveynlere, yöneticilere ve eğitimcilere düşen, hayırlı bir nesil yetiştirmeye gayret edip daha sonraki nesilleri eğitecek aklı başında davetçiler yetiştirmeye çalışmaktır. Peygamberlerin nesillerinden âlimler geldiği gibi zalimler de gelmiştir.

Rabbimiz;

“Onu da İshak'ı da uğurlu kıldık. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı, kendine apaçık zulmedenler de.” (Sâffât, 113) buyurmaktadır.

Elbette ki iman edenlerin nesillerinin iman edenlerin yolunu takip etmeleri büyük bir nimettir fakat her zaman iş böyle olmamaktadır. Hayırlı nesiller ebeveynler için en güzel sadaka-i cariyedir. Onların dünyevi istikballeri için kaygılandığımız kadar, uhrevi istikballeri için de kaygılanmamız gerekir.

Rabbimiz;

“İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya, biz onların nesillerini kendilerine kattık. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazandığı karşılığında rehindir.” (Tûr, 21) buyurmaktadır.

İmtihan gereği şeytan ve avenesi Adem aleyhisselam’dan kıyamet sabahına kadar insanoğlunun mal ve evlatlarına ortak olmaya çalışacaktır. İman edenler de ona engel olmaya çalışmalıdır. Neslin yetişmesi konusunda sorumluluklarını yerine getirenlere bir vebal yoktur.

Rabbimiz;

“(Haydi) Onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol. Onlara vaatlerde bulun. Hâlbuki şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.” (İsrâ, 64) buyurmaktadır.

Rabbimiz ruhu ve bedeni ile öyle mükemmel bir insan yaratmıştır ki ins ve cin şeytanları tüm orduları ile gelseler bile, Allah’a sığınan, Allah’tan yardım dileyen bir müminin ayağını kaydıramazlar. Yeter ki nesle orijinal kulluk programı yüklensin. O program da Kur’an’dır. Kur’an’ın yüklendiği bir zihne, bir kalbe asla virüs bulaşamaz. Yıllar sonra karşılaştığım bir öğrencim: “Allah razı olsun hocam, üniversite de iken ne zaman nefis ve şeytan beni bir günaha sevk etmeye çalışsa sizin ortaokulda iken bize anlattığınız sırat köprüsü gözümün önüne geldi de ben günahı işlemekten vazgeçtim” dedi.

Rabbimiz;

“Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir.” (Hadîd, 20) buyurmaktadır.

“Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır.” (Kehf, 46) buyurmaktadır.

Nesillerini incitme endişesi ile onlara eksiklerini, kusur ve kabahatlerini, günah ve isyanlarını hatırlatmayanlar onlara iyilik değil, en büyük fenalığı yapmış olurlar. Bazı anne babalarda yapayım derken yıkabiliyorlar. Böyle olanlar da nesillerini işin ehli güvenilir eğitimcilere emanet etmelidirler. Dünyevi istikballeri için özel hoca tutanlar, uhrevi istikballeri için de özel hoca tutmalılar. Kaldı ki bunlar ücret de talep etmemektedirler.

“Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah'ı zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.” (Münâfikûn, 9)

Nesillerimiz konusunda en kaygılı olmamız gereken hususlardan biri de namazı dosdoğru kılmalarıdır. İbrahim aleyhisselam çocuklarından bazısını sırf namazı dosdoğru kılmaları için ekin bitmez bir vadiye yerleştirmiştir. İbrahim aleyhisselam’ın nesli konusundaki kaygıları ile günümüz Müslümanlarının nesilleri konusundaki kaygılarına bakıp aklımızı başımıza alalım.

"Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe'nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler." (İbrahim, 37)

Nesillerimizin korunması ve ayaklarının kaymaması konusunda dikkat etmemiz gereken hususlardan biri de onlara adil davranmak, aralarında ayrım yapmamak, hele de cinsiyet ayrımı asla yapmamaktır. Kız ve erkek çocuklar, Allah’ın kullarına bir lütfudur. Onları sevgi ve muhabbetle kucaklamak gerekir. Sevgi ve merhametten mahrum kalan nesiller, sahtekâr sevgi tacirlerinin tuzaklarına düşerek dünya ve ahiretlerini mahvetmektedirler.

Rabbimiz;

“Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah'ındır. O, dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları verir.” (Şûrâ, 49) buyurmaktadır.

“Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır; Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır.” (Teğâbun, 15) buyurmaktadır.

Sahip çıkılmayan nesiller yarın anne babalarını Allah’a şikâyet edecekler. “Ey Allah’ım! Beni cezalandırma! Bana seni, senin dinini öğretmeyen anne ve babamı cezalandır” diyeceklerdir.

Rabbimiz;

“Sonra da günahları sebebiyle onları helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik.” (En'âm, 6) buyurmaktadır.

Rabbim bizleri hesap gününde nesilleri kendilerinden şikâyetçi olanlardan eylemesin.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr