BAŞYAZI / Nasıl Bir Toplum?
Nisan 2018 Nureddin SOYAK A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

BAŞYAZI / Nasıl Bir Toplum?

Rabbimiz kullarına ferdi, ailevi ve toplumsal sorumluluklar yüklemiştir. Hiçbiri diğerine tercih edilemez. Kul, her bir vazifesinden dolayı ayrı ayrı sorumludur. Rabbimiz: “Kesin olarak inanacak bir toplum için kimin hükmü Allah’ınkinden daha güzeldir?” (Maide, 50) buyurmaktadır.

İnançlı toplumların hayatının her safhasını inançları belirlemelidir. İnançları, ibadetleri, ahlakları ve sosyal münasebetleri Allah’ın hükmüne uymayan toplumlar inançlı toplum özelliğini yitirirler. Sadece bazı dini vecibelerin yerine getirilmesi o toplumun İslam toplumu olması için yeterli olmaz. İslam inancıyla, ibadetleriyle, ahlak ve sosyal münasebetleri ile bir bütündür, bütün olarak yaşanmalıdır.

“İşte bunlar Allah’ın, anlayan bir toplum için açıkladığı ölçülerdir.” (Bakara, 230) İnanan toplum, anlayışlı toplumdur. Müslüman toplum ilahi mesajları anlayıp uygulayan toplumdur. İlahi ve nebevi ölçülere riayet etmeyen toplumlar, dünya ve ahirette huzur bulamazlar.

“Kitabı, inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik.” (Araf, 58) İnanan toplum için ancak Allah ve Resulü yol göstericidir. Mü’minlerin, başkalarının yol göstermesine ihtiyacı yoktur.

“Kitabı, ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve rahmet olarak indirdik.” (Nahl, 64) Rabbimiz kitabın gönderiliş sebebini bize “Rahmet, topluma doğru yolu gösterici ve ayrılığa düştükleri şeyleri haber verici” olarak beyan buyurmuştur. Bir toplum Kur’an’la hayat bulmuyorsa, bir topluma Allah’ın yardımı gelmiyorsa, Kur’an o topluma rahmet olmamıştır. Bir toplumun istikametini, yolunu Kur’an belirlemiyorsa o toplum için Kur’an rahmet olmamıştır. Bir toplumda birlik ve beraberlik yoksa, âlimleri bile bir ve beraber olamıyorsa o toplum için Kur’an rahmet olmamıştır.

“Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin.” (Maide, 8) Rabbimiz, bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin buyurmuşken, aynı Allah’a, peygambere ve kitaba inanan insanlar hatta âlimler bile birbirlerine insafsızca nasıl saldırırlar?

“Fakat ayetler ve uyarılar, inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz.” (Yunus, 101) İlahi ve nebevi hükümler ve uyarılar bir topluma fayda vermiyorsa artık o toplum inkâra doğru savruluyor demektir. Müslümanım diyor, namaz kılmıyor. Müslümanım diyor, Ramazan orucunu tutmuyor. Müslümanım diyor, zekâtını vermiyor. Müslümanım diyor, haramlardan sakınmıyor. İçki içiyor, kumar oynuyor, zina yapıyor, hırsızlık yapıyor. Faizle iştigal ediyor. Müslümanım diyor, ahlaksız bir hayat yaşıyor. İlahi uyarılara kulak vermemek inkârcı toplumların özelliğidir.

“Gerçekten siz, sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayâsızlığı işliyorsunuz.” (Ankebut, 28)

Günümüzde inandığını söyleyen toplumlarda bile önceki kavimlerin helak sebebi olan bütün günahlar işlenmektedir. Ahlaksız bir Müslüman toplum olamaz. Günümüzde ahlaksızlık ve hayâsızlıkla toplumlar dinden uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Ahlaksız bir toplumda dini hassasiyetlerden bahsedilemez. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz güzel ahlakı tamamlamak için gönderilmiştir. Ahlakımız efendimizin ahlakına ne kadar benziyor?

“Siz haddi aşan bir toplumsunuz.” (Araf, 81) İnançsızlık, haddi aşmaktır. Dini kendi doğrularına alet etmek, haddi aşmaktır. Farz, ibadetleri terk etmek, haddi aşmaktır. Helal ve haram sınırlarına riayetsizlik, haddi aşmaktır. Ahlaksızlık ve hayâsızlık, haddi aşmaktır.

“And olsun, sizden önceki nice nesilleri, peygamberleri kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde, zulmettikleri vakit helak ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.” (Yunus, 13) Allah’ı inkâr zulümdür. Peygamberlerini inkâr zulümdür. Allah’ın hükmüyle hükmetmemek zulümdür. İlahi ve nebevi emirlere itaatsizlik zulümdür. Münafıklık zulümdür. Fitne ve fesat zulümdür. Zalimlere hangi sebeple olursa olsun yardım etmek zulümdür. Zalimler ıslah olmadıkları takdirde dünya ve ahirette cezaya müstahak olacaklardır. Zalimler zulmünü terk etmedikçe de ıslah olmazlar.

“Allah zalim toplumu doğru yola iletmez.” (Âl-i İmran, 86)

“Zulmeden o toplumun kökü kesildi.” (Enam, 45)

“Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma.” (Araf, 47) Çünkü zalimler ve yardakçılarının dünya ve ahiretleri perişandır.

“Bir toplum kendilerinde bulunanı değiştirmedikçe Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez.” (Enfal, 53)

Rabbimiz kullarına sayısız maddi ve manevi nimetler bahşetmiştir. Manevi nimetlerin en büyüğü imandır. Maddi nimetlerin en büyüğü de sağlık, sıhhattir. İmana mugayir işler yapmadığımız sürece imanımızdan, sağlığa mugayir işler yapmadığımızda da sağlığımızdan olmayız. Ancak, maddi nimetler imtihan vesilesi olabilir. Rabbimiz dilediğine dilediği kadar verir.

“İşte düşünen bir toplum için, ayetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.” (Yunus, 24) Kim samimiyetle Allah’ın istediği bir mü’min olmak ister. Kimler de örnek bir toplum oluşturmaya gayret ederse Allah’ın yardımı onlara en kısa zamanda ulaşır.

“Bilen bir toplum için ayetleri ayrı ayrı açıkladık.” (Enam, 97) Müslüman toplum bilgi toplumudur. Cahillik Müslümanlıkla asla bağdaşmaz. Müslüman dinini de dünyasını da en iyi bilen insandır.

“Düşünüp öğüt alacak bir toplum için ayetleri ayı ayrı açıkladık.” (Enam, 126) Müslüman toplumun en belirgin özelliklerinden biri de korku tevhididir. Tek korkusu Rabbidir. Rabbim benden razı mı? Onun razı olduğu bir hayat yaşayabiliyor muyum? Her şeyin Allah’ın elinde olduğuna inanan bir toplumun Allah’tan başka bir korkusu olamaz. Gündelik korku ve endişelerimizi sürekli sorgulamalıyız. Nelerden korkuyoruz?

“Onların kalplerinde size karşı duydukları korku, Allah’a karşı duydukları korkudan daha baskındır. Bu onların anlamaz bir toplum olmaları sebebiyledir.” (Haşr, 13)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Nisan 2018

Sayı: 357

İlkadım Arşiv