BAŞYAZI / Müm’in İçin Kur’an’ın Anlamı
Kasım 2017 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

BAŞYAZI / Müm’in İçin Kur’an’ın Anlamı

Mü’minler için Kur’an hayat kitabıdır. Mü’min onu okur, onu düşünüp anlamaya çalışır, onunla yaşayıp onunla ölür. Kur’an mü’minin hayat kitabıdır, ona iman eder, onunla ibadet eder, onun ahkâmına boyun eğer, onunla amel eder. Kur’an mü’minin hayat kitabıdır, onunla yatar ve onunla kalkar, onunla oturur ve onunla gezer, onunla yer ve onunla içer. Kur’an’dan kopan hayattan kopar, fıtrattan kopar, Allah’tan kopar. Hayat onunla canlanır, onunla renklenir, onunla tatlanır, onunla anlam kazanır. Adamın biri doktora gider, dertlerini bir bir anlatır. Onu dinleyen doktor sürekli “ondandır” der. Canı sıkılan adam öfkeyle o nedir der. Doktor da ihtiyarlıktır der. Ümmetin tüm sıkıntıları, onsuz olmalarındandır. Ümmetin kurtuluşu da ona hakkıyla dönmekten, hakkıyla sarılmaktan geçer.

“Hala Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı?” (Nisa, 82)

Ferdi, ailevi ve toplumsal hukukunu Kur’an’a göre düzenlemeyenler asla kurtuluşa eremezler. İmanını, ibadetlerini, ahlakını Kur’an’a göre düzenlemeyenlerin hayatları nasıl Müslümanca bir hayat olur? Ailevi münasebetlerini Kur’an’a göre düzenlemeyenlerin hayatları nasıl Müslümanca bir hayat olur? Komşuluk, arkadaşlık, akrabalık münasebetlerini Kur’an’a göre düzenlemeyenlerin hayatları nasıl Müslümanca bir hayat olur? Müslümanlığın ferdi, ailevi ve toplumsal ne gibi sorumluluklar yüklediğini bilmeyenlerin hayatları nasıl Müslümanca bir hayat olur? Sorumluluklarını bildikleri halde uygulamayanların hayatları nasıl Müslümanca bir hayat olur?

“Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitabı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün demiştik.” (Bakara, 63)

Farz, vacip, sünnet, müstehab, helal, haram, mekruh ve müfsidden haberi olmayanların nasıl Müslümanca bir hayatları olur? Kârını, zararını bilmeyenlerin nasıl Müslümanca bir hayatları olabilir? Mü’minin yaptığı her bir söz ve fiillerin dinde bir adı vardır. Yaptıkları ya farz ya vacip ya sünnet ya müstehab ya helal ya haram ya mekruh ya müfsiddir. Bunlar da ya kârına ya da zararınadır. Yaptıkları ve yapmadıkları ya lehine ya da aleyhinedir. Beş vakit namazını ifa etmesi lehine, namazlarını kılmaması aleyhinedir. Yalan söylemesi aleyhine, söylememesi lehinedir. Ramazan ayında oruç tutması lehine, tutmaması aleyhinedir. Evlenmesi lehine, zina etmesi aleyhinedir. Zekâtını vermesi lehine, vermemesi aleyhinedir.

“Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki ‘İhtiyaçtan arta kalanı.’ Allah size ayetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.” (Bakara, 219)

Ticaretini, ziraatını, sanatını, amirliğini, memurluğunu Kur’an’a göre yapmayanların hayatları nasıl Müslümanca bir hayat olabilir. Rabbimiz her şeyi apaçık beyan buyurmuştur. Hesap günü hiçbir kulun mazereti kabul görmeyecektir, zorlanan müstesna.

“Apaçık kitaba and olsun ki, iyice anlayasınız diye biz onu Arapça bir Kur’an yaptık.” (Zuhruf, 2-3)

Kur’an’la hem hal olmayan, yaşayan Kur’an olan Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hayatından haberdar olmayan Kur’an’ı anlayamaz. Kur’an’ı anlayıp, hayatının her safhasına nakşetme gayretinde olmayanlar, Müslümanca yaşayamaz. Günümüzde Kur’an ahkâmından sınıfta kalanlar, Allah ve peygamber sözü dinlemeyenler, mezhebî ve meşrebî mücadelelerle oyalanmaktadır. İlahi ve nebevi hakikatler ortadayken hakikatlerden uzaklaşıp, bilgisizce ihtilaf deryalarına dalanların ve onların peşine takılanların helak olduklarına hep beraber şahit olmaktayız. Din konusunda haddini aşanlar, dün söylediklerini bugün inkâr etmektedirler.

Allah’ın Müslümanlardan nasıl bir iman istediğini bilmeyenler Kur’an’ı anlamamıştır.

Samimi imanın tezahürü salih amellerdir. Mü’minin tüm gayret ve çabası ömrünün sonuna kadar gücünün yettiğince salih amellere yönelmektir. Mü’min, dinin men ettiği fahşa ve münkerden uzak durur, ilahi müjdeye de nail olur.

“Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekâtı verenlerin mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Bakara, 277)

Kamil imanın tezahürlerinden biri de gücünün yettiğince Allah’a karşı gelmekten sakınmaktır.

“Ey iman edenler! Allah karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve ancak Müslümanlar olarak ölün.” (Âl-i İmran, 102)

Müslümanca yaşamanın gayesi Müslümanca ölebilmektir. Akıbetini merak ediyorsan nasıl bir hayat yaşadığına bak. Müslümanca yaşamayanlar, Müslümanca ölemezler.

“Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamberine hainlik etmeyin.” (Enfal, 27)

İmanda samimi olanlar Allah’a ve peygamberine ihanet edemezler. Dolayısıyla mü’minlere de ihanet edemezler.

Allah’ın Müslümanlardan nasıl bir ibadet istediğini bilmeyenler Kur’an’ı anlamamıştır.

Küfre, şirke, nifaka, riyaya bulaştırılmamış ve Allah’ı görüyormuşçasına bir ibadet.

“Dini Allah’a has kılarak ona ibadet edin.” (Araf, 29)

Allah’ın Müslümanlardan nasıl bir ahlak istediğini bilmeyenler Kur’an’ı anlamamıştır.

Mü’minin ahlakı peygamberî bir ahlak, nebevî bir ahlak olmalıdır. Çünkü peygamber mü’milerin yegâne örneği ve önderidir.

“Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.” (Kalem, 4)

Allah’ın Müslümanlardan nasıl bir davranış istediğini bilmeyenler Kur’an’ı anlamamıştır.

“İyi davranış, takva sahibi insanın davranışıdır.” (Bakara, 189)

“Allah da onlara hem dünya nimetini hem ahiretin güzel mükâfatını verdi. Allah güzel davrananları sever.” (Âl-i İmran, 148)

Mü’min ahir ve akıbetinin güzel olmasını istiyorsa dünyasını güzelleştirecek. Sözü bırakıp öze gelecek. “Ben kul olarak neye memurum, Rabbim bana ferdi, ailevi ve toplumsal olarak ne gibi sorumluluklar yüklemiş, bunları yerine getirebilmek için neler yapmalıyım, hangi ortamlarda bulunursam vazifelerimi daha iyi yerine getirebilirim” gibi kaygılar taşımalıdır.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2017

Sayı: 352

İlkadım Arşiv