BAŞYAZI-Muhabbetle Yoğrulmak
Temmuz 2020 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

BAŞYAZI-Muhabbetle Yoğrulmak

Madde ve mananın tatlandırıcıları vardır. Madde ve manaya onlar katıldığı zaman lezzetleri tatlanır. Tuz, yemekleri tatlandırır. Bal tatlandırır, pekmez tatlandırır, şeker tatlandırır. Öyle tatlandırıcılar var ki, Allah onlara öyle kabiliyetler bahşetmiş ki hem maddeyi hem manayı tatlandırırlar. Hem bedeni hem ruhu tatlandırır.

İman tatlandırıcıdır. Salih ameller tatlandırıcıdır. Muhabbet de bir tatlandırıcıdır. Allah için muhabbetin tatlandırmayacağı hiçbir şey yoktur. Dünyayı tatlandırır. Ahireti tatlandırır. Maddeyi tatlandırır. Manayı tatlandırır. Huzuru tatlandırır. Mutluluğu tatlandırır. Gamı tatlandırır. Kederi tatlandırır. Derdi tatlandırır. Devayı tatlandırır. Acılı sevenler için acı nasıl bir tat ise, Allah’ı sevenler için de Allah davası için acı çekmek öyle bir tattır. Resullerin ve onların tabilerinin hayatları bunun en güzel örneğidir. Yeter ki o sıkıntılar kahrından değil lütfundan olsun.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurdular ki: “Allah şöyle buyurdu: “…Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm…” (Buhari)

Bu ilahi müjdeden haberdar olan bir mümin için, Allah sevgisini kazanmaktan daha büyük bir ideal olabilir mi? Tabi bu da sadece lafla olmuyor. Allah’ı sevmek demek ona iman etmektir, ibadet etmektir, itaat etmektir.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurdular ki: “Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek, Allah için buğz etmektir.” (Ebu Davud)

Allah için sevip Allah için buğzetmek demek, dostluğu da düşmanlığı da Allah için olmak demektir. Dostluğunun ve düşmanlığının sebebi dünyevi çıkar ve menfaat olana yazıklar olsun. Müslümanın hareket ve sükûnu sadece Allah rızası için olmalıdır. Kazanç budur.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurdular ki: “Kim Allah için sever, Allah için buğz eder, Allah için verir, Allah için vermezse imanını kemale erdirmiştir.” (Ebu Davud) Hayatının merkezine Allah rızasını koyabilenlere kâmil insanlardır. Ne mutlu onlara.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin yanında bir adam vardı. Oradan biri geçti. “Ey Allah’ın Resulü, ben şu geçeni seviyorum.” dedi, efendimiz “Peki kendisine haber verdin mi?” diye sordu. Hayır deyince, “Ona haber ver!” dedi. Adam kalkıp, gidene yetişti ve “Seni Allah için seviyorum!” dedi. Adam da: “Kendisi adına beni sevdiğin zat da seni sevsin!” diye mukabelede bulundu. (Ebu Davud)

Sevgilerin pekiştirilebilmesi için söz ve fiillerle güçlendirilmesi şarttır. “Seni Allah için seviyorum” demek, “tebessüm” etmek, “hediyeleşmek” ve “güzel sözler” söylemek, bunları da yapmacık davranışlardan kaçınarak ihlâs ve samimiyetle yapmak.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurdular ki: “Allah yolunda öldürülmem; bana bütün evlerde ve çadırlarda yaşayanların benim olmasından daha sevgilidir.” (Nesai) Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizde ki Allah sevgisinin tezahürüne bakalım. Allah için her şeyini feda eder, gerektiğinde canını bile feda eder.

Muğire dedi ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, Rabbimizin risaletini getirmiştir. Bir de bize bildirdi ki bizden kim öldürülürse cennetlik olacaktır. Bu sebeple biz, ölümü, sizin hayatı sevdiğinizden daha çok seviyoruz.” (Buhari)

İmandan neşet eden sevgilerde ihlâs ve samimiyet olur. Bu da dünya ve ahiret saadetine vesile olur. İman bitmediği sürece bu sevgi asla son bulmaz. Dünyevi çıkar ve menfaatlerden neşet eden sevgilerde riya olur, aldatmaca olur. Bu sevgiler çıkar ve menfaat bitince hemen biter. Onlar baki hayatı fani hayata tercih etmekte asla tereddüt etmezler.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurdular ki: “Allah buyuruyor ki: “Benim celalim adına birbirlerini sevenler var ya! Onlar için nurdan öyle minberler vardır ki: peygamberler ve şehitler bile onlara gıpta ederler.” (Tirmizi) Allah için muhabbetin derecesini ölçmek mümkün değildir. Vaad-i ilahi, kendisi için birbirini sevenlere en sevgili kullarının bile gıpta edeceği nimetleri müjdelemektedir.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurdular ki: “Allah şöyle hükmetti: Benim rızam için birbirlerini sevenlere, benim için bir araya gelenlere, benim için birbirlerini ziyaret edenlere ve benim için birbirlerine harcayanlara sevgim vacip olmuştur.” (Muvatta) Rabbimizin koruması altındaki sevgi, Allah için olan sevgidir. Böylelerini sevmeyi de Rabbimiz kedine vacip kılmıştır.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurdular ki: “Birbirini sevmede, birbirine merhamette, birbirine şefkatte müminlerin misali, bir bedenin misalidir. Ondan bir uzuv rahatsız olsa, diğer uzuvlar uykusuzluk ve hararette ona iştirak ederler.” (Buhari; Müslim)

Müminlerin Allah için birbirlerine olan muhabbeti onları yekvücut yapar. Birinin sevinci hepsinin sevinci, birinin üzüntüsü hepsinin üzüntüsü olur. Bu Allah için muhabbetin testidir.

“Ey Allah’ın Resulü” dedim. “Kişi, bir kavmi sever, fakat onların amelini işleyemezse, “Ey Ebu Zer,” buyurdu: “Sen sevdiğinle berabersin!” (Buhari; Müslim; Ebu Davud) Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurdular ki: “Kişi sevdiği ile beraberdir.” (Tirmizi)

Müminlerin hayırlı işlerinde birbirine gıpta edip onlar gibi olmaya çalıştığı halde, onlar gibi olamasalar bile onlara olan samimi muhabbetleri, onları sevdikleri ile beraber olma nimetine ulaştırır. Sevmeyen ve sevilmeyen de hayır yoktur.

Muhabbet, Rabbin Rahmet kaynağından çıkar, marifetli kalplere akar. Kimi kalpler onunla yoğrulur, kimi de ondan mahrum kalır.

“Görmeyince tükenseydi sevgiler, insan varlığı boyunca görmediği Rabbine böylesi muhabbet duyar mıydı?” (Mevlana)

Benlik davasını bırak, muhabbetten olma ırak, sevgi ile dolsun yürek, hoşgörülü olmaya bak. (Yunus Emre)

Hayatı muhabbetle yoğuramayanlar acınası fukaralardır. Ondan dolayıdır ki gerçek zenginlik gönül zenginliğidir, ilahi taksime rızadır.

“…Sen sevdirmezsen biz sevemeyiz, sevdir bize hep sevdiklerini, yerdir bize hep yerdiklerini, yar et bize hep erdirdiklerini. Sevdin habibini, kâinata sevdirdin; sevdin de hilat-i risaleti giydirdin. Makam-ı İbrahim’den makam-ı mahmuda erdirin. Server-i asfıya kıldın. Hatem-i enbiya kıldın. Muhammed Mustafa kıldın. Salatu selam, tahiyyatü ikram, her türlü ihtiram O’na, O’nun Âlü Ashabu etbaına ya Rab! (Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Temmuz 2020

Sayı: 384

İlkadım Arşiv