Şubat 2024 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

BAŞYAZI- Kur’an ve Sünnette Müslüman Erkek

 

Müslüman Erkek, Allah’a karşı gelmekten sakınır. “Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve ancak Müslümanlar olarak ölün.”(Âl-i İmran, 102)

Müslüman erkeğin yegâne hedefi Rabbine Müslüman olarak kavuşmaktır. Müslüman olarak ölebilmek için Müslümanca yaşamak şarttır. İmanıyla, ibadetleriyle, ahlakıyla ve muameleleriyle Müslümanca yaşamak. Bunun yolunu da Rabbimiz bizlere bildirmiştir: "Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik." (Nahl, 89)

İlahi uyarılara kulak veren nebiler bile ahir ve akıbetleri için dua etmişlerdir. “Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı Müslüman olarak al ve beni iyilere kat." (Yusuf, 101)

Nebiler, nesillerini de ahir ve akıbetleri konusunda uyarmışlardır. “İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: ‘Oğullarım! Allah, sizin için bu dini seçti. Siz de ancak Müslümanlar olarak ölün.’ dedi.” (Bakara, 132)

En büyük zulüm kişinin kendine yaptığı zulümdür ki oda imansızlıktır. Kendine zulmeden imansızların, iman edenlere zulmetmesinden daha normal ne olabilir? Müslümanların, zalimlere karşı sürekli uyanık olması gerekmektedir. İman, bedel ister. İman, fedakârlık ister. Getirisi ise iki cihan saadetidir.

Bu manada sihirbazların imanı anında kemale eren müthiş bir imandır. “Firavun ‘Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!’ dedi.” (Araf, 123) “Mutlaka ellerinizi ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da hepinizi asacağım.” (Araf, 124) “Onlar da ‘Biz zaten Rabbimize döneceğiz.’ dediler.” (Araf, 125) "Sen sırf, Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bizden intikam alıyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve Müslüman olarak bizim canımızı al, dediler.” (Araf, 126)

İmansızların pişmanlığı çok acı olacak. “İnkâr edenler, ‘Keşke Müslüman olsaydık’ diye çok arzu edeceklerdir.” (Hicr, 2)

“İnkârcının, ‘Keşke toprak olaydım’ diyeceği günde…” (Nahl,40)

“Firavun boğulmak üzere iken, ‘İsrailoğullarının iman ettiğinden başka hiçbir ilah olmadığına inandım. Ben de Müslümanlardanım.’ dedi.” (Yunus, 90)

Allah, imanı kullarına kolaylaştırdıkça kolaylaştırıyor. Ama kulların çoğu inkâra sapıyor. "Allah, Müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor." (Nahl, 81)

İman, Allah’ın kullarına en büyük nimetidir. İman edenlerin adı Müslümandır. Bir Müslüman, Müslüman isminden başka isimlerle anılmaya asla izin vermemelidir. Müslüman, Allah’a sımsıkı bağlanır, namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir.

"Allah, sizi hem daha önce hem de bu Kur'an'da Müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit olsun, siz de insanlara şahit olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah'a sarılın. O, sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip ne güzel yardımcıdır!" (Hac, 78)

Ancak bir hakikat var ki Allah’ın ayetlerine Müslüman olan kulak verir. "Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. Ancak âyetlerimizi inanıp da Müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin." (Neml, 81)

Müslüman erkek sürekli Kur’an okumak zorundadır. Nasıl ki rehbersiz yola çıkanın akıbeti helak olmaksa kulluk yolculuğuna da Kur’an’sız çıkanlar helak olurlar.

"De ki: ‘Bana, Müslümanlardan olmam ve Kur'an'ı okumam emredildi.’ Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: ‘Ben ancak uyarıcılardanım.’ (Neml, 91-92)

Müslüman erkeğin başta gelen şiarı Allah’a olan samimi sevgisidir. Bu sevgi öyle güçlüdür ki o sevginin önüne hiçbir sevgi geçemez. Sevdiğin şeyleri severken, Allah hatırına gelmiyorsa o sevgilerden hayır göremezsin. Onun için biz de sevgi sözü “Sana kurban olurum.” değil, “Seni yaratana kurban olurum.” şeklindedir. Müslümanın Allah sevgisi bütün sevgilerin üzerindedir. Bu da sadece sözle olmaz. Gereğini yapmak lazımdır. Müslümanlar; Allah’ı severler; müminlere mütevazı, kâfirlere karşı onurlu ve güçlü olurlar, Allah yolunda cihad eder, kınayanın kınamasından korkmazlar.

"Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler. Onlar müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. Hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah'ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir." (Maide, 54)

“Can Allah, canan Allah, canlar sana kurban Allah.”

Canın Allah’tan olduğunu sürekli tefekkür edebiliyor musun? Gerçekten cananın Allah mı? Canı, canana feda edebilir misin? "İnsanlar arasında Allah'ı bırakıp da O'na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah'ı severcesine severler. Müminlerin Allah'a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir." (Bakara, 165)

Müslüman erkek, Kur’an’ı sadece okumaz, onun ahkâmına da itaat eder. Allah’ı çokça anmak, doğruluk, sabır, saygı, sadaka, oruç, namusunu korumak Müslümanların şiarındandır.

"Şüphesiz Müslüman erkeklerle Müslüman kadınlar, mü'min erkeklerle mü'min kadınlar, itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah'a derinden saygı duyan erkekler, Allah'a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah'ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır." (Ahzab, 35)

Müslümanın erkeğin önemli şiarından biri de insanları hem haliyle hem kaliyle Allah’a çağırmaktır. Müslümanın hal ve kal uyumsuzluğu insanları hem Müslümanlardan hem de Allah’tan uzaklaştırır. “Allah'a çağıran, salih amel işleyen ve ‘Ben Müslümanlardanım’ diyenden daha güzel sözlü kimdir?" (Fussilet, 33)

Müslüman erkek, iman nimeti ile kendisini nimetlendirdiği için ve o nimeti son nefesine kadar koruması için yatıp kalkıp Allah’a şükretmeli, dua etmelidir. Bazı cahiller de başına gelen bela ve musibetler de inancını sorgulamaya kalkar.

"Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar. De ki: Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın. Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuş oluyor.” (Hucurat, 17)

Müslüman erkeğin Müslümandan başka dostu yoktur. "Mü'minler, mü'minleri bırakıp inkârcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz." (Âl-İmran, 28)

Müslüman erkeğe dost olarak Allah yeter. “Allah da mü'minlerin dostudur." (Âl-i İmran, 68)

"Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler." (Âl-i İmran, 122)

Müslüman erkek her halde Rabbi tarafından denenip sınandığını asla unutmamalıdır. "İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi." (Âl-i İmran, 166)

Müslüman erkek, Allah’tan başka kimseden korkmaz. "O şeytan sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mü'min iseniz benden korkun." (Âl-i İmran, 175)

Müslüman erkek bütün gayretiyle salih amellere yönelir. "Mü'min olarak, erkek veya kadın, her kim salih ameller işlerse, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar." (Nisa, 124)

Müslüman erkek, Allah zikri ile kalbi ürperen, Allah’ın ayetleri ile imanı ziyadeleşen, sadece Rabbine tevekkül edendir. "Mü'minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O'nun âyetleri kendilerine okunduğu zaman onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler." (Enfal, 2)

Müslüman erkek ibadetlerini dosdoğru yapan, Allah’ın verdiklerini Allah yolunda harcayandır. "Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir." (Enfal, 3)

"İşte onlar gerçekten mü'minlerdir." (Enfal, 4)

Müslüman erkeğin tek hedefi Allah’ın rızasını tahsildir. "Eğer gerçekten mü'min iseler, Allah ve Resûlü'nü razı etmeleri daha önceliklidir." (Tevbe, 62)

Müslüman erkek, mümin kardeşlerinin dostudur. Dünyevi çıkar ve menfaatler bu dostluğa asla zarar veremez. Onlar; iyiliği emreden, kötülükten men eden, Allah ve Resulüne itaat edendir. "Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah'a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir." (Tevbe, 71)

Müslüman erkek kurtuluşun yegâne yolunun her şeyiyle Allah yolunda mücahededen geçtiğini bilir. "Mü'minler, mallarıyla, canlarıyla cihat ettiler. Bütün hayırlar işte bunlarındır. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir." (Tevbe, 88)

"Şüphesiz Allah, mü'minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır." (Tevbe, 111)

Müslüman erkek, hududullaha riayet eder. "Bunlar, tövbe edenler, ibâdet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar, rükû' ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü'minleri müjdele." (Tevbe, 112)

Müslüman erkek ins ve cin şeytanlarının “Hayatını yaşa” telkinlerine kulak vermez. Hayatı Allah’tan uzakta yaşamanın hoş bir hayat olmayacağını bilir. "Erkek veya kadın, kim mü'min olarak iyi iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz." (Nahl, 97)

Ferdi, ailevi, toplumsal sorumluluklarını yerine getiren Müslüman, hakiki Müslümandır. Hakiki kuldur. Sevgi, saygı ve merhametin hâkim olduğu yuva, huzurun kaynağıdır. Müslüman erkek bu yuvanın tesisinde birinci sorumludur.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin tarifiyle, Müslüman dünya ve ahirete faydası olmayan şeyleri terk eden, elinden ve dilinde Müslümanların emniyette olduğu, Müslüman kardeşleriyle yekvücut olabilen, bir binanın tuğlaları gibi birbirine kenetlenendir. İşte bunları başarabilenler ona ümmet olma şerefine ererler.

Müslümanın Allah yanındaki değerini Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz şöyle haber veriyor: "Müşrik olarak ölenle, bir Müslümanı haksız yere öldüren hariç, Allah bütün günahları affedebilir." (Ebu Dâvud)

Ubâde İbnu's-Sâmit (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Yeryüzünde, mâsiyet veya sıla-i rahmi koparıcı olmamak kaydıyla Allah'tan bir talepte bulunan bir Müslüman yoktur ki Allah ona dilediğini vermek veya ondan onun mislince bir günahı affetmek suretiyle icabet etmesin." (Tirmizî)

Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir gün, Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) ashabına: "Şu kelimeleri kim alıp onlarla amel edecek ve onlarla amel edecek olana öğretecek?" buyurdular. Ben hemen atılıp: "Ben! Ey Allah'ın Resulü!" dedim. Aleyhissalâtu vesselâm efendimiz elimden tuttu ve beş şey saydı:

* Haramlardan sakın, Allah'ın en abid kulu ol!

* Allah'ın sana ayırdığına razı ol, insanların en zengini ol!

* Komşuna ihsanda bulun, mü'min ol.

* Kendin için istediğini başkaları için de iste, Müslüman ol!

* Fazla gülme. Çünkü fazla gülmek kalbi öldürür." (Tirmizî; İbn Mace)

 

"Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt mü'minlere fayda verir." (Zariyat, 55)

O gün şu ilahi hitabı işitmek isteyen Müslüman kul, ferdi, ailevi ve toplumsal hayatında Müslüman gibi yaşamaya gayret etmelidir: "Ey âyetlerimize iman eden ve Müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de." (Zuhruf, 68-69)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr