Ağustos 2022 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

BAŞYAZI- Dini Korumak

Âlemlerin Rabbi olan Allah’ımız her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur. Bununla birlikte bazı şeylerin korunmasını kulların iradesine bırakmıştır. Kul nefsini, neslini, aklını, malını ve dinini korumakla sorumludur. Âdem aleyhisselam’dan Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimize gelinceye kadar gönderilen ilahi mesajların özü insana ait bu beş değerin korunmasıdır. Bu aynı zamanda Rabbimizin insana verdiği değeri göstermektedir. İnsan değerlidir, ona ait olan maddi ve manevi her şey de değerlidir. Dini korumak, fıtratı korumak ve insanı korumak demektir. Din öyle koruyucu bir zırhtır ki onu hakkıyla kuşanabilen insan ruhunu da bedenini de dünyasını da ahiretini de korumuş olur. Dinini koruyamayan, hiçbir değerini koruyamaz. Din insanın dünya ve ahiret saadeti için yaratan tarafından konulan kurallardır. İnsanlık tarihi de buna şahittir. Dinin aslını Rabbimiz korumuştur ve koruyacaktır.

“Şüphesiz o zikri (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.” (Hicr/9)

Onun ahkâmının hayatın her safhasına uygulanarak korunması insan iradesine bırakılmıştır. “Allah’ın korumasını emrettiği şeyleri koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya; işte lanet onlara, yurdun kötüsü de onlaradır.” (Ra’d/25)

Allah’ın mülkünde Allah’ın hükmünü koruyanlar, korunmaktadır. Öncelikle nefsinde sonra da yeryüzünde Allah’ın hükmünün hâkim olması için gayret etmelidir insan.

“Ey peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun.” (Maide/67)

Peygamberler ve O’nun yolunun yolcularının dini koruma adına yapacakları ilk faaliyet dini apaçık ve dosdoğru tebliğ etmektir. Bunu yaparken de Allah’tan başka kimseden korkmayacaklardır. O da “acaba İslam’ı, murad-ı ilahiye uygun tebliğ edebiliyor muyum? Gayretim dinimden mi, nefsimden mi?” korkusu ve kaygısı olmalıdır.

“Peygamberler, Allah’ın vahyini tebliğ eden, Allah’tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir.” (Ahzab/39)

Peygamberlik müessesi sona erdiğine göre, tebliğ vazifesi peygamber varislerine düşmektedir. Tebliğ yapanlar öncelikle kendileri hududullaha riayet etmeli ki tebliğleri tesir edebilsin. İnsanlar haklı olarak denilenden çok yapılana bakmaktadır. Söylediği ile yaptığı uyumlu olmayan insanlar tebliğden uzak durmalıdır. İslam hâkim olsa zaten bunlara dini temsil yetkisi vermez.

“Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır.” (Tevbe/112)

“Allah ve Resulü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mümin erkek ve kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur.” (Ahzab/36)

Kaç Müslüman ilahi ve nebevi ahkâmdan haberdar? Kaç Müslüman hayatı bu ahkâma riayet etme kaygısıyla yaşıyor? Rabbimizin koyduğu sınırlar, öncelikle iman, ibadet, ahlak ve hayata dair hükümlerdir. İmanlarını koruyamayanlar, ibadetlerini; ibadetlerini koruyamayanlar, ahlaklarını; ahlaklarını koruyamayanlar, hayata dair ahkâmı koruyamazlar. Bunlar dinin vazgeçilmez temel ilkeleridir.

Dini korumak, bütününü korumakla mümkündür. Bir meyvenin bir yeri darbe alırsa bu tamamının çürümesine, yok olmasına sebeptir. Dinin tek bir ahkâmını yok saymak, göz ardı etmek dinin ifsadına sebep olur. Nasıl ki bir aracın bir parçasının arızalanması, aracın kazasına sebepse, dinin bir ahkâmının terk edilmesi de kulluk hayatın da kazalara sebep olur. Siz dinin bir ahkâmını yapamamış veya bir hududunu çiğnemiş olabilirsiniz, fakat dinin tek, bir ahkâmını yok sayamazsınız. O zaman fert ve toplumda dinin maksadı gerçekleşemez. Bu defa da Allah muhafaza eylesin şeytanlar, Allah’ı ve dinini sorgulatmaya başlar; “Ben Müslümanım, başımdan bela ve musibetler eksik olmuyor” diye. Nasıl bir Müslümansın? Kamil mümin olma yolunda gayretin var mı? Yoksa her geçen gün dini değerlerinden tavizler mi veriyorsun?

“Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir.” (Şura/30)

Hem nefsinin hem de neslinin dinini korumak öncelikle ana babalara, ümmetin dinini korumak da ilim ehline ve rabbani âlimlere düşmektedir. “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrim/6)

“Bunları, din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya!” (Maide/63)

Günümüzde Müslümanların çoğu, dini öğrenmeyi, öğretmeyi, yaşamayı ve yaşatmayı hakkıyla bilemediği için; din düşmanları, Allah ve din konusunda bilhassa genç zihinlerde kolayca istifhamlar oluşturabilmektedirler. Bin dört yüz küsur yıldır yegâne hak din olarak milyonlarca insan nezdinde hala hayat bulan, hayat veren İslam, müntesiplerinin tembelliği sebebiyle hurafelere boğulur, din düşmanları tarafından budanırsa bunun vebali büyük olur. Hele hele din, her ne pahasına olursa olsun şahsi çıkarlarının peşinde olan insanların eline bırakılmamalıdır. Bunlara şiddetle karşı durulmalıdır. İslam ümmeti olarak bu konuda acı bedeller ödenmiştir.

“Dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi.” (Hac/78) Allah din konusunda kullarına güçleri üzerinde bir yük yüklememiştir. Din kolaylık dinidir. Dini, anlaşılmaz, yaşanılmaz, zor bir dinmiş gibi anlatanlar, dine fayda değil zarar vermektedirler.

“Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı seçtim.” (Maide/3)

Elimizde kâmil bir din vardır, bize düşen o dine sımsıkı sarılmaktır. Fani değerlerini ciddiye aldığı kadar dini değerlerini ciddiye almayanların dindeki samimiyeti sorgulanır. Din hayatın sadece sosu değildir. Din hayatın her şeyidir. Hayatın aslıdır, tadıdır, başıdır, devamıdır, sonudur. Dinsiz bir hayat düşünülemez. Allah’sız olduklarını iddia edenlerin hepsinin de icat ettikleri ilahları vardır.

“Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver.” (Enam/70)

Nefsiyle cihadını başaranların düşmanlarla mücadeleyi başarması daha kolaydır. Nitekim Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, nefis ile cihadı büyük, düşmanla cihadı küçük cihad ilan etmiştir.

“Onlar, güç yetirebilseler sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler.” (Bakara/217)

“Dininize dil uzatırlarsa, küfrün elebaşları ile savaşın.” (Tevbe/12)

Dini korumanın temeli, akideyi korumaktır. Sonra da hayatı salih amellerle doldurmaktır.

“Siz cansız iken sizi dirilten Allah’ı nasıl inkâr ediyorsunuz?” (Bakara/28)

“Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma.” (Yunus/105)

“İman edip salih amel işleyenler cennetliklerdir.” (Bakara/82)

“Benim namazım da ibadetlerim de yaşamam da ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir” (Enam/162)

Allah’ın, peygamberini kullarına güzel örnek göstermesindeki maksat nedir? İmanını, ibadetlerini, ahlakını, sosyal münasebetlerini yani hayatını peygamberinin hayatına benzetmeye çalışmaktır.

“Sen yüce bir ahlak üzeresin” (Kalem/4)

Dinini muhafaza etme gayretinde olan mümin, Allah’ın ve kullarının hakkına riayet etmelidir.

“İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” (Şuara/183)

Ferdi, ailevi ve sosyal hayatta gücünün yettiğince dini yaşama ve yaşatma gayretinde olanlar, hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’ın dinine yardım etmiş olurlar. Yardım eden, yardım olunur.

“Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder.” (Hac/40)

Âlemlerin Rabbi olan Allah’ımız dinini açıkça ortaya koymuştur. Din tartışılmaz, yaşanır.

“Onlara din işi konusunda açık deliller verdik.” (Casiye/17)

Dinimizi, çekişme dini gibi gösterenleri Allah ıslah etsin.

“Din işinde seninle asla çekişmesinler.” (Hac/67

Mezhep ve meşreplerini dinin önüne geçirenleri de Allah ıslah etsin.

“Dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın.” (Rum/31-32)

Dinin kâmil manada korunabilmesi için örnek Müslüman fertlere, örnek Müslüman ailelere ve örnek Müslüman toplumlara ihtiyaç vardır. Din bugünlere bu şekilde ulaşmıştır.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr