BAŞYAZI- Anlayışlılar ve Anlayışsızlar
Eylül 2019 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

BAŞYAZI- Anlayışlılar ve Anlayışsızlar

Rabbimiz en güzel bir biçimde yarattığı insana anlama kabiliyeti de bahşetmiştir. İnsanın güzelliğini tamamlayan en önemli unsurlardan biri de anlama kabiliyetidir. Anlayışlı olmasıdır. Anlamayan, anlamaya yanaşmayan, anlayışlı olmayan insan, insan olma özelliğini yitirir.

Rabbimiz anlama kabiliyetinden yoksun kimseler hakkında; “İnkâr edenleri imana çağıran ile inkâr edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen ile hayvanların durumu gibidir. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı anlamazlar.” (Bakara, 171) buyurmaktadır.

Rabbimiz anlama kabiliyetinin akıl ve kalpte olduğunu beyan buyurmuştur. Bununla birlikte kulak, dil ve göz de anlamanın diğer unsurları olarak zikredilmektedir.

Rabbimiz; “Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar.” (Bakara, 269)

“And olsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen, birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.” (Araf, 179) buyurmaktadır.

Kamil mü’min, anlayışlı insandır. Anlayışlı olmak zorundadır. Fakat sadece mü’min olmak anlayışlı olmak için yeterli değildir. Allah’a karşı gelmekten de sakınması gerekmektedir. Ahlakını da güzelleştirmelidir.

Rabbimiz; “Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir.” (Enfal, 29)

Kötü ahlak da hakikati anlamaya engeldir. “Kitap verilenler aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler.” (Bakara, 213) buyurmaktadır.

Aklı ve kalbi örten şeyler vardır. Bir kısmı aklı ve kalbi tamamen örterken bir kısmı da kısmen örtmektedir. Küfür ve nifak, aklı ve kalbi tamamen örterken, Allah’a karşı gelerek günahlara dalmak da aklı ve kalbi kısmen örtmektedir.

Rabbimiz; “De ki: O, inananlar için bir hidayet ve şifadır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir.” (Fussilet, 44)

“Onlar Allah Resulünün yanında bulunanlara bir şey vermeyin ki dağılıp gitsinler, diyenlerdir. Hâlbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Fakat münafıklar anlamazlar.” (Münafikun, 7) buyurmaktadır.

Rabbimiz, kitabını düşünüp anlamamızı istemektedir. Kur’an’ın nüzul sebebi, insanlara hakkı-hakikati anlatmak iken inananların görevi o mesajları anlamak, uygulamaktır.

“Apaçık kitaba and olsun ki iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir kitap yaptık.” (Zuhruf, 2-3)

“Hala Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı?” (Nisa, 82)

“İşte bunlar Allah’ın, anlayan bir toplum için açıkladığı ölçülerdir.” (Bakara, 230)

“Bak anlasınlar diye, ayetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz.” (Enam, 65)

“Biz anlayan bir toplum için ayetleri ayrı ayrı açıklamışızdır.”(Enam, 98)

Kitabullahı okuyanların en önemli sorumluluğu onunla amel etmeleridir. “Siz kitabı okuyup durduğunuz halde kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? Anlamıyor musunuz?” (Bakara, 44)

Bir de hem dâl hem de mudiller var. “İçlerinden bir takımı, Allah’ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.” (Bakara, 75)

Hocam böyle dedi, şeyhim böyle dedi, siyasi liderim böyle dedi, vakıf başkanı şöyle dedi. Anam dedi, babam dedi… Bunların dedikleri eğer ilahi vahye muhalifse, Müslümanların kardeşliğine, birlik ve beraberliğine zarar veriyorsa itibar edilmemelidir. Hiçbir kulun Rabbimizin sözüne muhalefeti söz konusu olamaz. Makam ve mevkisi ne olursa olsun.

Rabbimizin beyanı ile; “Onlara, Allah’ın indirdiğine uyun, denildiğinde; Hayır biz atalarımızı üzerinde bulduğumuza uyarız, derler. Peki ama ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı?” (Bakara, 170)

Öncekilerden bazıları da atalarına uyacaklarını açıkça söylediler. Günümüzden bazıları da Kur’an ve sünnete tabi olduklarını söyledikleri halde, atalarının sapkın örf ve adetlerini terk edememektedirler. Bazı öncü insanların yalan-yanlış beyanlarına sıkı sıkıya bağlanmaktadırlar. Bazı hocalar bile, bazı Müslümanların ibadetlerini reddettikten sonra, kendi din anlayışlarını anlatıp, konuyla alakası olmayan birkaç ayet ve hadis söyleyerek, insanları yanlışa yönlendirmektedirler.

Kur’an ve sünneti anlamayan Müslümanlar birbirini hiç anlayamaz ve anlaşamazlar, günümüzdeki kargaşaların temelindeki sıkıntı da budur.

Rabbimiz; “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere itaat edin ve sizden olan ulül emre de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.” (Nisa, 59)

Anlamamakta ısrar eden fert ve toplumların akıbeti hiç de iyi olmamaktadır. “Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!” (Nisa, 78)

İnkârcılara en büyük ceza ise vahyi anlama kabiliyetinden mahrum bırakılmalarıdır. “Kur’an’ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız.”(İsra, 46)

Ateşi görünce artık anlamanın hiçbir yararı olmayacak. “Suçlular ateşi görünce, onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklar.” (Kehf, 53)

Bir de mü’min sürekli korkularını denetlemelidir. Neden? Niçin? Nelerden? Ne kadar korkuyorum? Hangi çeşit korku olursa olsun, bu korkular; Allah korkusuna baskın gelmeye başlıyorsa tehlike büyüyor demektir.

Rabbimiz; “Onların kalplerinde size karşı duydukları korku, Allah’a karşı duydukları korkudan daha baskındır. Bu onların anlamaz bir toplum olmaları sebebiyledir.” (Haşr, 13) buyurmaktadır.

Sevgi, korku, nefretlerde ki ölçüsüzlükler dengemizi bozar, anlayışlarımızı dumura uğratır.

Aynı kaynaktan beslenen Müslümanların anlaşamaması, anlayış kıtlığındandır. Anlayışlarımızı vahyin nuruyla aydınlatalım: “Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.” (Maide, 48)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Eylül 2019

Sayı: 374

İlkadım Arşiv