Ocak 2022 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

BAŞYAZI- Allah’ın Yolu

Allah’ın yolunda olunca her şey güzel. Hayat da ölüm de güzel. Dert de deva da güzel. Nimet de külfet de güzel. Sevgi de nefret de güzel. Sabır da şükür de güzel. Allah’ın yolunda daim ve kaimsen her şey güzelleşir. Niyet de güzelleşir amel de güzelleşir. Ahir de güzelleşir akıbet de güzelleşir. Allah’ın nuruyla bakabilenler, olayların hakikatine vakıf olurlar da zahirine takılıp kalmazlar, hikmetine ererler.

“Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet.”(Fâtiha, 6) Yolunuzu Allah’ın kitabından Resulünün sünnetinden öğrenelim. Kur’an ve sünnet, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin, yolunu şaşırmamaları için ümmetlerine emanetidir. Hayatını bu emanetlerle tezyin edebilenler dünyasını da ahiretini de mamur ederler.

“Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.” (Bakara, 2) Allah yolunda olalım ki kurtulalım. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz şu duayı çok yapardı; “Ey kalpleri çeviren Allah’ım! Kalbimi dinin üzere sabit kıl.”

“İşte onlar Rablerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.” (Bakara, 5) Doğru yolda olalım. Hak yol, Allah ve Resulünün gösterdiği yoldur. Allah’ın dostluğu ve yardımı hak yolda yürüyenleredir.

“De ki: ‘Allah'ın yolu asıl doğru yoldur.’ Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan bilmiş ol ki Allah'tan sana ne bir dost ne bir yardımcı vardır.” (Bakara, 120)

Allah’ın yoluna çağıralım. Allah yoluna çağıranların bu işin ehli olması gerekir. Tatlı dilli, güler yüzlü olmalı, insanlara karşı sabırlı olmalı, Allah rızası için onların sıkıntılarına katlanmalıdır. İşin ehli olmayanlar, Allah yoluna çağırayım derken Allah yolundan uzaklaştırırlar. Bu da vebaldir. “(Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et.” (Nahl, 125)

Allah yolunda cihad edelim. Cihad, Allah’ın mülkünde Allah’ın hükmünü hâkim kılma mücadelesidir. Mümin, savaşta da barışta da cihad halinin devam ettiğini asla unutmamalıdır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, barışta nefisle yapılan cihadın, savaştakinden daha büyük bir cihad olduğunu haber vermiştir. Barışta nefsiyle baş edemeyenler, savaşta düşmanla nasıl baş ederler? Allah’tan korkanlar düşmandan korkmaz, Allah’ın izniyle düşmanı korkuturlar.

“Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah'ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz.” (Enfal, 60)

“Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size ‘Allah yolunda sefere çıkın’ denilince yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı pek az bir şeydir. Eğer Allah yolunda sefere çıkmazsanız sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz ise O'na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” (Tevbe, 38-39)

“Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da kesin olarak vaat etmiştir. Kimdir sözünü Allah'tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.” (Tevbe, 111)

Allah yolunda harcayalım. Allah yolunda olmanın işaretlerinden biri de Allah yolunda harcayabilmektir. Her şeyi sana bahşeden Rabbin “sana verdiklerimden ver” diyor. Vermenin zirvesi ihtiyaç fazlasını vermektir. İhtiyaç fazlasını veremiyorsan zekâtını tam ver. Sadakanı da ihmal etme.

“Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: ‘İhtiyaçtan arta kalanı.’ Allah size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.” (Bakara, 219)

“Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.” (Bakara, 195)

“Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rableri katında mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.” (Bakara, 262)

Allah yolunun yardımcıları olalım. Allah yolunun yardımcılara ihtiyacı yoktur. İnsanın Allah yolunda olmaya ihtiyacı vardır. Allah yolunda olamayanlar helak olmuştur.

“İsa, onların inkârlarını sezince; ‘Allah yolunda yardımcılarım kim?’ dedi. Havariler; ‘Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah'a iman ettik. Şahit ol, biz Müslümanlarız’ dediler.” (Âl-i İmrân, 52)

Allah yolunda başımıza gelenlere katlanalım. Gülün dikeni ne ise Allah yolunda başa gelen bela ve musibetler de odur. Dikenine katlanan güle kavuşur. Gülün de dikenin de sahibi Allah’tır. Gülü seven, umutsuzluğa düşmeden vuslatı sabırla bekler. Hiçbir meşakkat mümini yıldıramaz ve ümitsizliğe sevk edemez.

“Nice peygamberler var ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah, sabredenleri sever.” (Âl-i İmrân, 146)

Allah yolunda hicret edelim. Hicret sadece mekan değişikliğinden ibaret değildir. Asıl hicret Allah’a yapılan hicrettir. Niyetle başlar, salih amellerle gönülden Allah’a yönelinir. Böyle hicretler hem ruhu hem de bedeni huzura kavuşturur. Asıl hicret takva üzere yaşayabilmektir.

“Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur genişlik de. Kim Allah'a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse şüphesiz onun mükâfatı Allah'a düşer. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” (Nisâ, 100)

“Sonra şüphesiz ki Rabbin, eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Nahl, 110)

“Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Ahiret mükâfatı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi.” (Nahl, 41)

Allah yolunu eğri ve çelişkili göstermeyelim. Allah yolunu çelişkili göstermek yahudi ve hıristiyanların yoludur. Bazı Müslümanlar cahilliklerinden, bazıları da usül bilmezliklerinden Allah’ın yolunu çelişkili göstermektedirler. İctihat nedir? Dindeki yeri nedir? Mezhep nedir? Dindeki yeri nedir? Bu gibi konuları bilmeyenler veya anlatamayanlar da maalesef dini çelişkili gibi gösterme gafletine düşmektedirler.

“Dünya hayatını ahirete tercih edenler, (insanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya, işte onlar derin bir sapıklık içindedirler.” (İbrahim, 3)

De ki: “Ey kitap ehli! (Gerçeği) Görüp bildiğiniz hâlde niçin Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeye yeltenerek inananları Allah'ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir." (Âl-i İmrân, 99)

“İnkâr eden ve insanları Allah'ın yolundan alıkoyanların, yapmakta oldukları bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz.” (Nahl, 88)

Allah yolundan dönmeyelim. Bilhassa gençliği Allah yolundan döndürme gayretleri bütün hızıyla devam etmektedir. Allah yolundan döndürme gayretleri, Allah yoluna döndürme gayretlerinden daha fazlaysa vah biz Müslümanlara, yazık biz Müslümanlara. Neslin muhafazası dinin temel amaçlarındandır.

“Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki Allah onları sever, onlar da Allah'ı sever. Onlar müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) Hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah'ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” (Mâide, 54)

Allah yolunun engellerine takılmayalım. Engeller vardır, fakat insanlar üzerinde hiçbir güçleri yoktur. Sadece vesvese verip aldatmaya çalışırlar. “Şeytanın onlar üzerinde hiçbir hâkimiyeti yoktur.” (Sebe, 21) “Şeytan dedi ki: (Öyle ise) Beni azdırmana karşılık yemin ederim ki ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım." (A'râf, 16)

“İnsanlardan öylesi de vardır ki bir ilmi, bir yol göstericisi, aydınlatıcı bir kitabı olmadığı hâlde kibirlenerek insanları Allah'ın yolundan saptırmak için Allah hakkında tartışmaya kalkar. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız.” (Hac, 8-9)

“İnkâr edenler ve Allah yolundan alıkoyanlar var ya; işte, Allah onların bütün amellerini boşa çıkarmıştır.”

Allah yolunda olanlar korkmasın. “Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. Siz doğru yolda olursanız, yoldan sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman Allah, size yaptıklarınızı haber verecektir.” (Mâide, 105)

Allah yolundan sapanlar param parça olur. Tevhidin hakikatine eren mümin, hayatının her safhasında ilahi ahkâma sıkı sıkıya sadık kalır. İlahi ahkâma ters olan her türlü düşünce ve hayat tarzı insanları Allah yolundan uzaklaştırır. İslam coğrafyasındaki bazı Müslümanların kardeşlik hukukunu unutarak birbirlerine husumet beslemeleri, birbirlerini din dışılıkla itham etmeleri, ilahi rızaya mugayir davranışlardandır. Müslümanlar bundan sakınmalıdır. Mezheplerini, meşreplerini, hocalarını, şeyhlerini, vakıflarını, derneklerini, siyasi teşekküllerini vasıta olmaktan çıkarıp gaye haline getirenler de Allah yoluna zarar verirler.

“İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O'nun yolundan ayırır. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti.” (En'âm, 153)

Allah yolunda kenetlenin. Allah sevgisine ulaşmamın yolları çoktur. Allah iyilik edenleri, tövbe edenleri, temizlenenleri, sakınanları, sabredenleri, güzel davrananları, tevekkül edenleri, adil davrananları sever. Müminlerin Allah yolunda kenetlenerek mücahede etmesi de bu yollardan biridir. Allah mücahidleri sever.

“Hiç şüphe yok ki Allah, kendi yolunda, duvarları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.” (Saff, 4)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr